Merhaba uzaydaşlarım! - womenist.net 

Merhaba uzaydaşlarım!

EFENDİM BEN, UZAYDAN GELİYORUM. BEN KİMİM? NASIL BİR ŞEYİM? NEYE BENZİYORUM? HİÇ MERAK ETMEYİN, BURAYA GELİŞ HİKAYEMİ ZAMANLA ÖĞRENECEKSİNİZ!

Pek Sayın womenist Yöneticisi,Müthiş İnsan,Aziz Kadın,Harika Kişilik,

Bir dolu işinizin arasında bana vakit ayırıp mektubumu okuduğunuz için ellerinizden öpüyorum.

Bana uzayın, evrenin ve hatta kainatın en hoş dergisinde yazı yazma fırsatı tanımanız için size yalvarıyorum. Bu benim insanlarla iletişim kurmak için tek şansım.

Ayaklarınıza kapanırdım, ama çok küçüğüm beni göremezsiniz. Konuşabilsem avaz avaz size şarkılar söylerdim ama ağzım yok , sesim çıkmıyor. Yuvika’nın  kaşına tutunmuş üç aydır dilinizi, ve konuşma dışında çoğunluğun kullandığı okuma- yazma  sisteminizi öğrendim ama kendimi daha fazla geliştirmek ve sizleri daha iyi  tanımak istiyorum.

Eğer beni işe alırsanız yazılarınızı kendi gezegenimede yollarım tirajınız artar. Gözünü sevdiğim , Harikalar  Harikası Yönetici nooolur bana bu fırsatı verin.

İşte ilk yazım ;

şimdilik aranızda yeniyim  ve insanlarla iletişim kurmakta topu topu üç aylık bir geçmişim var. Ancak,azimliyim, çabuk öğreniyorum ve kendime güveniyorum. Oysa kaşında yaşadığım kadın, doğdu doğalı Dünyalı. Bir hayali varmış, kitap yazmak. Oturup bir sayfa yazıp da ikincisine geçtiğini görmedim. (Ben ondan bahsederken kısaca Yuvika diyeceğim. Bana yuva veren kadın manasında) Bu arada haberiniz olsun şu dedikodu yapma olayına bayıldım. Beni bol bol dedikodu yaparken bulursanız şaşırmayın. Aman Yuvika duymasın! Onu  kızdırmak istemem de...Her neyse gelelim bana. Efendim bendeniz siz insanoğlunun dediği gibi, uzaydan geliyorum (şimdi insan olsaydım tek kaşımı kaldırır size yandan yandan bir bakış fırlatırdım).Uzayın size göre çok uzak noktasındaki başka bir gezegende oluştum. Benim sizi tanımak için duyduğum heyecanı, sizin de beni tanımak için duyacağınıza inanıyorum. Size anlatıp, paylaşmak istediğim çok şey var. Ve tabii dedikodu yapmak için can atıyorum.. Bir süre önce Yuvika’ya gazete, dergi gibi ürünlerde yazı yazarak dünyalılarla iletişim kurabileceğim bir işimin olmasını istediğimi söylediğimde, kendisi bana bu konu ile ilgili diploman var mı, yok, tecrüben var mı, yok referansın var mı, yok, “hamili kart yakınımdır” kartın var mı; “Havada bulut sen bu işi unut. Kimsecikler senin için kılını kıpırdatmaz” demişti.  Gerçek mi bu? Ben kimim? Nasıl bir şeyim? Neye benziyorum? Bu tarz sorulara benzer meraklarınızın olabileceğini biliyorum. Buraya geliş hikâyemi zamanla öğreneceksiniz. Fakat şu anda yardımınıza ihtiyacım var. Benim gezegenimde varlıkların adları olmadığından benim de bir adım yok. Bana bir isim lazım. Eğer bana uygun bulduğunuz isim ya da isimleri minikuzaydas@womenist.net  adresine yollarsanız yolladıklarınızın arasından en sevdiğimi seçeceğim. Bundan sonra isimsiz, cisimsiz sınıfından, ‘adı sanı varlar sınıfı’na dahil olurum. Yuvika da belki bana “Hey, ordaki!” demekten vazgeçer. Son dakika ricası:Dergideki geleceğim size bağlıymış lütfen kalmam için bana mail atın. Sizi şimdiden sevdim. öpüyorum ................... (henüz ismim yok ki..)

Sevgili Womenist okuyucuları, geçen gün aldığım bu mektupla ilgili olarak; patronum, bu konuyu sizlere iletip, sizin kararınıza göre hareket etmemizi uygun gördü.

Derginize bu minik uzaylıyı istiyorsanız lütfen minikuzaydas@womenist.net adresine EVEEET yada HAYIIIIIR yazarak bildirin.

Sen hiç ev taşıdın mı? Sen hiç kendini çöpçü ve/ veya hamal gibi hissettin mi? Sen hiç günümüzün yükselen trendi spritüel, kendini geliştirmeye çalışan biri oldun mu? Nörotik bir ev kadını oldun mu? Ve en önemlisi ,zaman zaman bunların bazılarını olduysan da , acaba hepsini birden aynı zaman diliminde olduğun veya olduğunu hissettiğin oldu mu???

Hah, iste ben aynen böyle bir dönemden geçtim, geçiyorum…

Vallahi çok kalabalıktık, etraf insan dolu, ya birinin ayağına basıyorsun, ya ötekinin. Birini idare etmeye çalışırken, öbürü ya gözyaşları ya da sinir içinde. Adam idare etmek zor işmiş sekerim…

Önce çöpçü, hamal ve duygusal olanlar kapıştı. Biri “at çöpe” diyor, diğeri “ evet, ben hamal mıyım? Yıllarca taşıdım bu şeyleri “ diyor. Duygusal bayan ise,” ama o benim oğlumun çizdiği ilk üçgene benzemeyen az köşeli dairenin resmi” diyor.  şimdi sıkıysa o poli octagonal amorfik çemberi at, hadi onu tuttun. Geride daha bunu gibi 5 dosya dolusu (takribi 376 adet) ne idüğü belirsiz sekil, harf, yazı, mektup vs vs vs beni bekler.

Ya kılık kıyafete ne demeli; ulaşılmak istenen kiloya uygun, modası artık geçmiş , dolap izi yapmış ancak giymeye doyulamamış giysiler, ve yahut şimdilik mevcut kütleye uygun büyük boy sıkmayan kumaş parçaları ve ara kilolara tekabül eden bilumum ıvır zıvır.. Atsan çöpe atılmış milli gelir, tutsan bu sefer sağdan sağdan gelir- hemen bir başka içsel toplantı ev sahipleriyle. Oylama yapılmak istenir ama ne mümkün, bir gürültü, bir kargaşa…

Sonunda, diktatör gelir, her şeyleri küt küt duygusuzca alır atar. Halkın yarısı memnun, yarısının yüzünden düşen bin parça. .Tabii bu arada, kurunun yanında yaş da yanar, ancak o kadar oluyor artık. Mesela, eşimin gözü gibi baktığı, benimse hiç anlamadığım, ona çocukluğunu anımsatan, endorfin salgılamasına yarayan ,bir sürü duygusal bağı ihtiva eden o İsviçre menşeli Drajeleri “bana yağ, selülit olup kalçama yapışmadan yürü, uzaklaş mekanımızdan”  diye fırlatıvermişim..Sonra , boğuk bir ses “drajeler nerede?” diye sorunca, otur kal bakalım..Ben benimkiler ile ancak  başa çıkmaya çalışırken, bir de dış güçler ile uğraş..Esasında “hafif” bir mahcubiyet de devreye girdi tabii.

Ve işte karşınızda spritüel kadın- “işte başkalarını sınırlarına tecavüz edersen böyle olur, hem karşındakine zarar verirsin hem de istemediğin sonuçlar yaşarsın”  gibi ukalalıklar etmeye başladı. Zaten boş yok, kimse fırsatı kaçırmıyor, kim bir açık yakalasa anında tepemde…

Anlayacağın kuşum, böyle bir zaman geçirdim. Gelelim, bu taşınmadan elde ettiğim düz mantık sonuçlara:

1- Ev taşımak, insanın içinde ciddi şekilde bir şeyleri oynatıyor, sadece eşyalar ile sınırlı değil oynayan şeyler..
2- Bir evde, gerçekten kullanılan eşyaların oranı ve kullanılmayıp da yer işgal eden eşyaların oranı ve evin büyüklüğü ile çöp biriktirme oranı arasındaki logaritmik ilişkiyi bulan kişi, insanlığa ve doğaya büyük bir katkıda bulunacaktır diye düşünüyorum.
3- Bence, minimalistlerin ve filozofların hayatı incelenirse, birkaç defa ev taşıdıklarına dair ipuçları bulunabilir.

Tabii, bu düz mantık sonuçlara eklenebilecek daha çook şey var, ancak içimdekiler yine kıpırdaşmaya başladı işte, en iyisi, yolcu yoluna, ben de kolilerime diyerek, sözlerime son vereyim.

Canim kuşum, sana yazmak gerçekten keyifliydi, umarım okumak da senin için aynen öyle olur. Eğer arada fenalık gelirse, bir dur toz al, iyi gelir

Saka bir yana, bu seferlik bu kadar, bir sonraki mektubumuza kadar, çok ama çok sevgiyle kal, her şey gönlünce olsun.

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!