Canım okuyucularım, - womenist.net 

Canım okuyucularım,

Artık benim ismim var, artık benim ismim var, diyerek avaz avaz şarkı söylemek istiyorum.(Hepsi Sezen Aksu’nun suçu. Ben ne anlarım şarkı söylemekten? Ben ne anlarım avaz avaz olmaktan).

Bana yolladığınız adların içinde en çok, 14 yaşındaki Lara’nın yolladığını kendime yakıştırdım. İsim için Lara’ya çok teşekkür ediyorum ve tabii bana mektup yazan ve isim yollayan tüm okuyucularıma da müteşekkirim.

Başka konularda da mektup ve sorularınızı bekliyorum; ( minikuzaydas@womenist.net)

Adım Silla, Estonyaca “köprü” anlamına geliyor. Ben de dünya ile gezegenim arasında köprü olabilmeyi diliyorum.

Şimdilerde beni ve Yuvrika’yı çok meşgul eden bir konu var; ‘‘komşu!’’... Adamın elinde çiçeklerle gelişinin üstünden tam bir ay geçti. Yuvrika mutlu, adam mutlu, her ikisinden yayılan renklerle ortalık renk cümbüşü filan da, ben pek de mutlu hissetmiyorum, her nedense... Dünyaya geleli beri, havasından mıdır, suyundan mıdır, bilemiyorum günden güne bende bir sahiplenme halleri baş gösterdi. Hastalık gibi bir şey.

Adam geliyor Yuvrika’yı tekeline alıyor. Kâh koltuğa yayılıyor, Yuvrika ile el ele, kâh kapıdan Yuvrika’yı alıp götürüyor. İşte bu noktada ben hepten fenalaşıyorum.

Adam piyasaya çıkalı beri kaş, maş hikâye oldu. Ben bir gün saksıdaki çiçeğin tepesinde, bir gün yatağın kenarında, bir gün mutfak tezgâhının üstünde, en kötüsü duştan sonra lavaboda, unutuluveriyorum.

Yuvrika adamla çıkarken beni yanına almıyor. Benden saklı bir şeyler yaptıklarını düşünüyorum. Nedir bu gizlilik anlayamıyorum.

Malum her işte bir hayır vardır. Bu hayır da mutfak tezgâhında unutulduğum gün gerçekleşti. Karıncalarla tanıştım. Onlarla iletişim kurmak çok kolay oldu.  Çünkü aynı dili konuşuyoruz. Ses yok, sözcük yok. Onlara dedikodu yapmayı teklif ettim. Pek oralı olmadılar. Bana fazla bilgiç göründüler. Ben de onların bilgilerinden faydalanmaya karar verdim. Şu Yuvrika ile adamın hallerine bir anlam veremediğimi, bunun mutlaka insanca bir açıklaması olduğunu, ancak kendilerine sormaktan çekindiğimi paylaşıp, ne düşündüklerini öğrenmeye çalıştım. Bu oldukça zorlu bir süreçti çünkü bir yandan da tezgâhtaki ekmek kırıntılarını taşımalarına yardım etmem gerekti.

Karıncalar kafalarını kaldırıp aynı evde yaşayıp, onlara besinlerini sağlayanın kim olduğunu hiç merak etmemişler. Onlara göre hepsi sadece insan. Malum hayatta her şey karşılıklı, Yuvrika’ya göre de onların hepsi karınca.

Bilgiç dostum bana insanların işgal manyağı olduklarını anlattı. ‘‘Dünya, üzerinde yaşayan canlıların hepsinin evi, fakat insanlar sadece kendilerinin zannettiklerinden, kıtaları parselleyip, satıyorlar ve içlerinden biri de bunu satın alıp, kendisinin sanıyor. Birlikte yaşadıkları diğer canlıları yok sayıp, kendilerinin olduklarını düşündükleri yeri, paylaşmamak adına, ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Biz karıncalar ara sıra kayıp versek de genelde insanlardan kendimizi koruyabiliyoruz. Bırakın evlerini, bahçelerini bile fareler, yılanlar, hatta sineklerle paylaşmaya tahammül edemiyorlar. Onlar bu gerçekdışı sahip olma hallerindeyken, tüm canlılar, kendilerinin olmayan arazilerin üstünde hayatlarını sürdürüyor. Gelelim şu bizim evdekilere; besbelli adam hem evi hem kadını işgal planlarında. Ben, böyle başlayıp benimdir, karımdır, kocamdır, tapusu bendedir, hallerine çok tanık oldum. Sen, sen ol, adama pek görünme. Senin benim gibi boyutları küçük olan şeylere karşı haşereyle mücadele- adını verdikleri yok edicileri var.’’dedi.

Bu kez ben size soruyorum; bu doğru mu? Benden kaçıp ne yapıyorlar?Komşu bey gerçekten Yuvrika’yı tekeline almanın derdinde mi? Yoksa bunlar benim korkularımın bana duyurdukları mı? Ya da karıncalar insanları hiç anlamamış, ahkâm mı kesiyor (Türkçem sıkı gelişti değil mi?) lütfen bana yazın. (minikuzaydas@womenist.net)

Renklicikler, hepinizi çok seviyorum.

Uzaydaşınız Silla

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!