Ülkenden uzakta yaşamak… - womenist.net 

Ülkenden uzakta yaşamak…

Geçen ay çok yakın bir arkadaşlarımın oğullarının vaftiz töreni nedeniyle Londra’ya gittim. Bana vaftiz annesi olma onurunu veren arkadaşım Monica, İran asıllı ancak devrim sonrası ailesi ile Londra’ya yerleşmiş. Eşi de aynen onun gibi İran kökenli bir İngiliz...

Dolayısı ile vaftiz töreni sonrasında yediğimiz yemekte İranlılar oldukça ağırlıktaydı. Monica’nın ailesinin hikayesini kendisinden daha önce dinlediğim için biliyordum; Babası İran’da karışıklık başlayanınca, annesini, kardeşini ve Monica’yı Londra’ya herşey düzelene dek(!) yollamış.

İşler hiç düzelmediği gibi devrim askerlerinin arananlar listesinde başta olan babası, 2 sene boyunca İran’da kaçak yaşamak durumunda kalmış. İki gece üst üste aynı yatakta uyuyamamış sonunda bir şekilde ülkeden çıkmış ve ailesine kavuşmuş. Hep bir gün ülkesine gidebileceğini hayal ederek yaşamış maalesef ülkesini göremeden aramızda ayrıldı...Vaftiz yemeğindeki herkes inanılmaz bir ülke özlemindeydi. Oradaki çoğu kişi öğrenimlerinin ilk hatta ikinci bölümünü Tahran’da tamamlamış daha sonra hepsi yurt dışında yatılı okullarda okumak zorunda kalmışlar. Tabii bunlar bunu yapabilecek güce sahip olan azınlık. Ancak Tahran’dan ya da İran’dan konuşurkenki ses tonlarına, gözlerinde ki o ışığa siz de tanık olsanız etkilenirdiniz...Kimilerimiz öğrenim, iş hayatı yada farklı sebeplerden kendi isteğimizle yurt dışında yaşıyor olabiliriz. Bu çok farklı, çünkü bu bizim isteyerek yaptığımız bir seçim, oysa ülkenden ayrılmak zorunda kalmak ve hiç ziyaret edememek çok zor bir durum.Bir hastalık dolayısı ile 1.5 sene yurt dışında yaşamak zorunda kalmıştım; gözümde İstanbul tütüyordu, en çok özlediğim de boğazın yosun kokusu idi...

Ben her şey düzelince ülkeme döneceğimi biliyor ve o günü iple çekiyordum ancak düşünsenize ülkenize dönemeyeceğinizi bilseniz, başka bir yerde yeniden bir başlangıç yapmak zorunda kalsanız hayat ne denli çekilmez olur.O dönemde ülkeyi terk eden İranlıların hepsi ayrı ayrı ülkelere yerleşmiş. Kimisi Amerika’ya, kimisi Avrupa’ya...Ancak bu sırada birçok aile de kopmuş. Artık kuzenler birbirini tanımaz, kardeşler görüşemez, anne babalar evlatlarından ayrı yaşamak durumunda kalmış. Ben Osmanlı hanedanlık ailesinin başına gelenlerden de çok etkilenmiştim, gerek Kenize Murat’ın, gerek Murat Bardakçı’nın tüm eserlerini ve daha birçok Osmanlı hanedanlığının sürgünlerini anlatan kitaplar okudum, aynı Yunanlılarla Türkler arasındaki zorunlu değiştirme hikâyelerini dinlediğim gibi. Ülkelerinden ayrı yaşayanların o toprak hasreti beni hep çok etkilemiştir, bir de tabii o Osmanlı hanedanının hüzünlü sonları...

Zira ellerindekini satarak kısa zamanda sıfırı tüketen eski asilzadeler çok zor şartlarda yaşamış hatta maalesef çok kötü şekilde vefat etmişlerdi.İranlılar da ülkelerini terk ederken ellerinde sadece  mücevher vs gibi taşınabilir malları ile ülkelerinden ayrılmışlar. Kimileri evlerini tanıdıkları, güvendikleri kişilerin üstüne yapmış, kimileri de bunu bile yapamadan ayrılmış. 30 sene sonra artık ülke hasretine dayanamayanlar ve yaşlanan aile büyükleri yavaş yavaş İran’a dönmeye başlamış. Tabii bunda rejimin biraz daha yumuşamasının da etkisi yok değil. Gençler ise yaz aylarında yada fırsat buldukça onları ziyaret etmek üzere İran’a gitmeye başlamış ancak onlar hala tedirginler.İşte o hafta sonu gerçekten çok güzel bir olay yaşarken, bir yandan da yemekte konuşulanlar beni çok hüzünlendirdi.
Umarım tanıdığım hiç kimse artık bu tür “zorunlu ayrılıklar” yaşamak zorunda kalmaz...

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!