Şakir Gökçebağ - womenist.net 

Şakir Gökçebağ

Son yıllarda “Cuttemporary art” adlı bir seri üzerinde çalışıyor. Bu dizi çalışmada, gündelik hayatımızda sanata dönüşebileceğini hayal edemeyeceğimiz malzemelerin, zekice ama bir o kadar da yalın ve samimi dönüşümlerine şahit oluyoruz.

None

Hamburg - İstanbul gelgitleri arasında kurguladığı ironi yüklü taptaze çalışmalarında, fotoğrafı bir anlatım aracı olarak enstalasyonlarına dahil ediyor. Meyveler, sebzeler doğranıyor, sıralanıyor, üst üste geliyor ve fotoğraflanıyor. Oluşan geometrik şekillerin yarattığı illüzyon izleyiciyi ilk bakışta algılanabilenin çok ötesine, farklı bir boyuta taşıyabiliyor. Sanatçının sunduğu bu meyve ve sebzeler sanki günümüz sanatı natürmortları olarak karşımızda duruyor.

None 90’lı yıllarda enstalasyon henüz Türkiye sanat ortamı için yabancı bir olguydu. Ama sen bugünkü çalışmalarının ipuçlarını aslında daha o dönemden veriyordun. Sanat hayatının başlangıç yıllarından biraz bahseder misin?
Benim sanat başlangıcım resim ve özgün baskı resim ile olmuştur. 2000 öncesi çok sayıda kişisel sergi yaptım. O dönem çalışmalarım yer yer figüratif, yer yer de abstrakt ekspresyonizm temeline dayanır. Yoğunluk, tuval üzerine akrilik... Doksanlı yıllarda resimle paralel olarak enstalasyon türünden denemeler yaptım. O yıllarda bu çalışmalarım kişisel sergi olarak ön plana çıkmasalar da, dönemin "Günümüz Sanatçıları" sergilerine katıldım. Enstalasyon çalışmalarıma 1995- 96 yıllarında Almanya’dan aldığım DAAD bursu sırasında yoğunlaştım.

Uzun yıllardır Hamburg'dasın, bu bursla başlayan Almanya serüvenin nasıl devam etti?
Almanya ile ilişkilerim burs aldığım yıllarda başladı. Halen Hamburg’da öğretim görevlisi olarak akademik hayatıma devam ediyorum. Bir yandan da kendi atölyemde çalışmalarımı sürdürüyorum. Almanya’ya geldiğimde ağırlık verdiğim enstalasyon çalışmalarıma paralel olarak fotoğrafla da ilgilendim. Ama ben kendimi fotoğraf sanatçısı olarak görmüyorum. Fotoğrafı genelde enstalasyonları gerçekleştirmede bir araç olarak kullanıyorum.

None Bir çağdaş Türk sanatçısı olarak çalışmalarını Almanya'da sürdürmenin avantaj ve dezavantajları nelerdir?
Almanya başlangıçta benim için bir okul gibiydi. Özellikle kendi alanımda çok şey görme şansına sahip olmak büyük bir avantaj. Ama İstanbul ile de ilişkilerim hiç kopmadı. Hatta zaman içinde İstanbul benim için eşim konumundan sevgilim konumuna geldi. Esin kaynağı konumunu yitirmedi. Tahtakale, Mahmutpaşa oralarda yok. İşte ben her ikisini de harmanlayıp kendi dilimi oluşturdum.

Son dönem işlerini çok taze ve yaratıcı buldum. Bu özgünlüğünü oluşturan tavrını merak ediyorum…
Ben çok şey görmeme rağmen moda akımlardan etkilenmedim. Dikkat çekmek için ne şiddetten, ne politikadan, ne de benzeri moda akımlardan medet umdum. İçimden geldiği gibi hareket ettim.

Bu günlerde İstanbul’lu izleyiciyle buluşturduğun  “Salı Pazarı” adlı serginde Pazar olgusunun aslında tam da bir yerleştirme sanatı olarak algılanabileceğini gösteriyorsun. Bu serginde izleyiciyi neler bekliyor?
Kasım ayı boyunca Galeri Apel’de son yıllarda yaptığım "Cuttemporary Art" serisinden meyve-sebze fotoğrafları (aslında enstalasyonlarının fotoğrafları) ile yine son 5- 6 yıldan beri Salı Pazarı’nda çektiğim pazarcı çadırları fotoğraflarını bir arada sergileyeceğim.

El Yazısından Kişilik Analizi!

El yazınızın kişiliğiniz hakkında ipuçları taşıdığını biliyor muydunuz?

El Yazısından Kişilik Analizi!

Harflerin boyutlandırılması

El yazınız büyük ise sizin anlaşılmak arzusunda olduğunuzu söyleyebiliriz. İlgileri üzerinize çekmekten hoşnutsunuz ve diğer insanların ne düşündüğü ...

El Yazısından Kişilik Analizi! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!