Haydi bakalım yine mektup saati, Bu ay çok zorlandım, bir sürü şey girdi araya, geciktim… - womenist.net 

Haydi bakalım yine mektup saati, Bu ay çok zorlandım, bir sürü şey girdi araya, geciktim…

Gene bir takım saptamalar yaptım, paylaşıma ve teori üretimine devam…

None Önce Farmville, yaa bu hastalık mıdır, terapi midir?... Bir giriyorsun kafayı dağıtayım diye , vallahi kafa dağılıyor, parmak kramp içinde, devamlı bir plan program, 10 saat sonra evde olur muyum, sabah kalkınca biçebilir miyim, yoksa saati biraz erkene mi kursam, domates bekletmeye gelmez…

Bir de komşu ziyaretleri, ona buna süper güçlü gübre ek, tavşan, horoz, veya mevsime uygun hediye gönder, işin olanı kullan, olmayanı sat, aynı zamanda o çiftlik estetik dursun, vallahi zor iş… Aynı zamanda, insanlar zırt pırt seviye atlıyor, sen aynı yerde takılı kal, arazi almak dert, komşu bulman şart derken, bu terapi, parmak uyuşması, ve hafif agresyon duygularıyla sona eriyor. Bir gün, elde ne var ne yok satıp tekrar normal hayata dönmek üzereydim, ama birden dekorasyonda denemler yaparken kendimi domatesler, biber ve üzümlerin içinde buluverdim.Satamıyorsun da, yapışıp kaldı üstüme… Arada davetiyeler geliyor, café ville, yo ville diye, inan şeytan “tıklatır” diye aman hemen delete /ignore yapıyorum. Hem enerjim dağılmasın, hem de parmak kapasitem yetmez … Facebook’unu parmağına göre tıklatmak gerek … İkinci saptama: Valiz yaparken , düzen, ihtiyaç ve konfor parametresiyle, kafayı tırlatma parametresi nerede çakışıyor?Yani bir “tır çizgisi” var mıdır? Şimdi, ben geçen ay gene bir şekilde yollara düştüm, ama bu valiz bana dar geldi.  Gidilen istikamette, otele duyulan güvensizlik, hava şartlarındaki belirsizlik, konfor ve vazgeçilmezlere düşkünlük , ve bilimum lüzumsuzluk derken, ben kendimi valizime küçük boy kettle, zencefil, sabun, gurbet ellerde olası açlık tehlikesi ve şeker düşmesine karşılık bir küçük mahalleye yetecek kadar kuruyemiş çeşidi ( biri yer biri bakar olmaz hesabı, tüm insanlığa hizmet anlayışıyla) , ve dahi sayısız anlamsızlıkta eşya ile buluverdim. Tabi “bozacının şahidi şıracı” hesabı yolculuk arkadaşlarımla da sürekli irtibat halindeyiz, “limonu kim alıyor”, “zencefil bende”, “organik Niğde elmalarını sen getir” şeklinde  keşke abartıyor olsaydım , ama eksiğim var, yalanım yok… Sanırsın buralardan kalktık, oralara pazar açmaya gidiyorum ya da yerli malı haftası konulu bir seminere katılmaya gidiyoruz, nerdee… Konumuz yoga, ve kişisel gelişim… 

Yalnız, kitlesel etkileşim enteresan bir olay, şimdi biz bir elimizde kuruyemişler, diğer elimizde zencefilli , limonlu sıcak sularımızla dolaştıkça, diğer kurs arkadaslarımız da , önce bize “ne iyi fikir”diyerek baktılar, sonra onlar da ellerine oralardan bulabildikleri kuruyemiş çeşitlerini doldurdular, termos bulmaları zor olduğu için onu gelecek sefer için not aldılar…  

Yani etrafta birden fazla “tır damarı” çatlamış insan varsa, bu diğer “normal” kişilere de sırayet edip, onların da damar yapılarını etkileyebiliyor. Tirilaylayli diyerekten devam edeyim. Olay şu: Biraz karmaşık anlatacağım ama dedikodu yapmadan gitmem lazım. Şimdi geçenlerde bir davet vardı, tüm kadınlar yıkılıyor, inanılmaz bir şıklık ve ötesi…Fakat kimi o giysilerin içinde rahat kimi tam rahat değil, kendini elbiseye uydurmaya çalışıyor. Uzaklarda ise bir bayan, kocaman şapkası ile işte orada, dünya umurunda değil, ve kimse de o şapka ve o kadına garip bakmıyor çünkü o “şapkalı”, yani bir bakıma “ şapkalıdır ne yapsa yeridir” misali bir olay… 

Yani o şapka kadına inanılmaz bir özgürlük vermiş, eminim davette olan kadınların çoğu, oraya gitmeden evvel “o elbise mi, bu elbise mi; hangi takı, şu mu, bu mu; bunu ne zaman giydim, şimdi şu daha mı iyi olur” diye zevk bile olsa biraz  tereddüt ve sorgulama yaşamıştır, ama o kadın o şapkayı takip basit 1-2 rötuş ile işte orada ve eğer varsa ki vardır, kritik eden gözler, eminim onu pas geçiyordur çünkü o zaten şapkalı…  

Ana fikir: Takma kafana şapkadan başka hiçbirşey!... Buralarda olaylar bundan ibaret, şimdi, şapkamı takip, zencefilli çayımı elime alıp, ekinlerimi biçmeye gitmem lazım, çok iş var yapacak J. Gelecek mektubuma kadar, kocaman sarılıyorum.

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!