Yüksel Arslan retrospektifi - womenist.net 

Yüksel Arslan retrospektifi

‘Arture’leriyle adeta insanlığı deşifre eden sanatçı Yüksel Arslan…

None İstanbul, son yıllarda modern ve çağdaş sanatta katettiği inanılmaz mesafeyle yeni bir sanat bölgesi önermesi açısından dikkatleri üzerine çekiyor. Tüm dünyada giderek daha fazla ses getiren İstanbul Bienali, ard arda açılan müzeler, düzenlenen müzayedeler ve sanat fuarları, galeriler ve insiyatifler bu sanatsal önermeyi meydana getiriyor.Sanat sezonunun başlangıcı kabul edilen Eylül ayının gelişiyle İstanbullu sanatseverler, kendilerini inanılmaz bir sanat trafiğinin içinde buluverdiler. Aynı hafta içinde her gün ortalama on açılışın gerçekleştiği geceler oldu. Açılış kokteylleri, partiler, davetler tabii ki sanat ortamlarının vazgeçilmezleri olarak öne çıkıyorlar. Sosyalleşmek de faydalı olabiliyor ama sergileri hakkıyla izleyebilmek için zaman ayırıp sergilenenlerle baş başa kalmak lazım. Açıldıktan kısa bir süre sonra kapanıveren sergileri, İstanbul’un yoğun temposunda göremediğime üzülürüm çoğu zaman. Neyse ki kimi büyük sergiler açık kaldıkları uzunca bir süreyle görülebilirliklerini mümkün kılıyorlar. İşte saatlerce gezilecek bir retrospektif olan  “A Retrospective of Yüksel Arslan” Santralistanbul’da Eylül ayının sanat bombardımanlı günlerinden birinde açılmıştı. Açılışının bir gün sonrası koşarak gittiğim müzede üç kata yayılan, dünyadaki ve Türkiye’deki koleksiyonlardan derlenmiş beş yüzün üzerindeki ‘arture’ü izleme imkanını bulduğum sergi muhteşemdi. “Arture” diyorum, resim demiyorum çünkü sanatçı eserlerini böyle tanımlıyor. “Art” ve “peinture” sözcüklerini birleştirerek kendi meydana getirdiği bir tanım bu. Zaten bir röportajında da “ben resim sanatından iğreniyorum!” diyor. Yıllarını okumakla ve notlar almakla geçirdiği için “yazar-çizer” olarak da anılıyor.20.yy’ın yetiştirdiği istisnai sanatçılardan birisi olan Yüksel Arslan, yapay bulduğu renklere duyduğu nefretle, tarih öncesi bir kitapta bulduğu bir yöntemle kendi boyalarını da kendi üretmiş.

None Tereyağı, bal, tuz, sabun, tütün suyu, toprak boya, idrar, kurşun kalem gibi malzemeler kullanıyor bu özel tekniği uygularken. Arslan, belirli dönemlerde farklı konulara yoğunlaşmış. Önce bu konulara araştırmacı bir bilim adamı gibi yaklaşmış. Çok okuyup, çizimler yapmış. Sonra da kafasının içindekileri “arture’lerine” aktarmış. En temel öğesi de insan olmuş hep. İnsanı biyolojik, toplumsal, düşünsel ve ruhsal yapılarıyla ele almış. Histeriler, epilepsi, şizofreni, intiharlar, hipnoz ve belli dönemlerde tekrar tekrar ele aldığı cinsellik üzerinden sanki insanlığı deşifre etmiş. Sanatçı son dönem işlerine ise ‘Yeni Etkiler’ adını vermiş. Bu dönemi de gene insan üzerine. Ama bu kez farklı zamanlardan bir şair, bir düşünür olarak çıkıyor karşımıza insan… 40 yıl aradan sonra retrospektifinin açılışı için Paris’ten Türkiye’ye gelen Arslan, kendi sergisini üç saatte gezmiş, “sergimi gezerken çok yoruldum!” demiş. Küratörlüğünü Levent Yılmaz’ın gerçekleştirdiği bu serginin sunumu, Yüksel Arslan’ın anlatımları doğrultusunda kurgulanmış ve mekan düzenlemesi de aynı paralelde gerçekleştirilmiş.En üst kattan başlayarak aşağı katlara doğru gezilen sergiye, Arslan’ın soruları samimiyetle yanıtladığı uzunca bir söyleşisinin videosu da eşlik ediyor. Bu sezon gezdiğim onlarca sergi arasında en beğendiğim bu kapsamlı retrospektif, Santralistanbul’da 21 Mart’a kadar izlenebilecek. Kaçırmayın derim…


El Yazısından Kişilik Analizi!

El yazınızın kişiliğiniz hakkında ipuçları taşıdığını biliyor muydunuz?

El Yazısından Kişilik Analizi!

Harflerin boyutlandırılması

El yazınız büyük ise sizin anlaşılmak arzusunda olduğunuzu söyleyebiliriz. İlgileri üzerinize çekmekten hoşnutsunuz ve diğer insanların ne düşündüğü ...

El Yazısından Kişilik Analizi! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!