|
Aslında artık zaman ne kadar da çabuk geçiyor, sanki her ay bir öncekinden daha kısa, geçmiş artık o kadar uzak değil... Bilimsel veriler dünya ısındıkça, kendi ekseni ve güneş etrafında artık daha hızlı döndüğünü gösteriyor. Bu korkutucu gerçek de, gerçekten günlerin artık bilimsel olarak 4 dakika daha kısa olduğunu anlatıyor..Artık her şey daha hızla akıyor, her şeyi hızla tüketiyoruz. Etrafınıza bir bakın, hepimiz gücümüz yettiğince, yemek içmekten tutun da, kıyafete, duygulara, ilişkilere kadar herşeyi ne kadar çabuk yaşayıp bitiriyoruz, aynı ısınan ve bu yüzden daha hızlı dönen dünya gibi...
Bir aralar bir e-mail dolaşıyordu; Afrika’nın en derin ormanlarında, bir Amerikalı, uzun bir yol yapacakmış. O yörenin bir kabilesinden birkaç kişiyle de ona yol göstermeleri ve taşınacaklara yardım etmeleri için anlaşmış. İlk gün oldukça hızlı yol alıp bayağı ilerlemişler, ancak ertesi sabah kabileden ona katılan yerliler hiçbir şekilde yürüyüşe başlamamışlar, bir kenarda oturmaya devam etmişler. Amerikalı sonunda dayanamamış ve ne beklediklerini sorduğunda yerliler, “ilk gün çok hızlı yol aldıklarını o yüzden de ruhlarının bedenlerine yetişmesi için beklediklerini” söylemişler. Bu hikâye beni çok etkilemişti.Özellikle İstanbul, İzmir, Paris, Londra, New York gibi metropollerde yaşayanların ruhları acaba kaç sene geride...Düşünsenize ne kadar çabuk ve hızlı hareket ediyoruz, bir günde ne kadar çok şey yapıyor ve hatta yapamamayı garip karşılıyoruz. Tabii bu hızın içinde de ne kadar çok şey kaçırıyoruz. Özellikle de en çok sevdiklerimizle yapmaktan hoşlandığımız ve aslında bizim için gerçek olan güzellikler yitip gidiyor. Herşeyi yapmak zorunda mıyız? Ya da her yere yetişmeli miyiz? İşte bu sorunun cevabını bir tek kendimiz verebiliriz.
Geçen ay yine çok hızlı yaşadığım 4 günün sonunda vücudum “Yeter!” dedi. Neden hep vücudumuz bize yeter diyene dek direniyoruz?... Aralık ayı benim en sevdiğim aylardan biridir. Ruhumun vücuduma yetişmesine hemen hemen hiç izin vermediğim bir ay. Sebepsiz mutluluk duyduğum belki de tek ay Aralık ayı, yeni bir başlangıca doğru yaşadığımız 31 güzel gün... Hep bir kutlama ve tatlı bir telaş var havada. En güzel tarafı da hediye alıp verme kısmı... Benim için sevdiklerime hediye vermek o kadar özel bir duygu ki! Sanki kendi içinde bir ritüel. Ancak hediye vermeyi bu kadar beceren ben bir türlü hediye almayı beceremiyorum. Bu sene inşallah verebildiğim kadar almayı da becerebileceğim bir Aralık ayı geçiririm. Hepinize çok keyifli bir Aralık ayı ve yepyeni çok güzel bir yıl diliyorum. |