Canım kuşum, - womenist.net 

Canım kuşum,

Çok şükür, şu mektuba başlayabildim. Hiç hal hatır sormadan motor gibi anlatmaya başlayacağım. Neden mi? Çünkü hız aldım, ve duramıyorum, “yokuş aşağı yuvarlanan taş gibiyim, hangi fani beni tutabilir şaşarım hesabı“ gidiyorum…

Senin oralarda da aynı mı bilemiyorum ama buralarda Aralık ayı’nı atlattık. Yok böyle birşey, günler, davetler,  açılışlar,  sergiler, doğum günleri , kahvaltılar,  öğlen ve akşam yemek davetleri, çay saatleri ve herşey sepete girmiş, ” ak akçe kara gün içinse, ve bu olaylar da Aralık ayı içindir hesabı hepsi üstüme üstüme geldi. Yalnız ben değil, (hatta ben iyi durumda bile sayılırım) etrafımdaki çoğu insan helak oldu inan, herkes bir yerden çıkıp öbür tarafa yetişme derdinde, sanırsın yoklama alıyorlar, gidemedinse çok önemli bir mazaretin veya izin kağıdın olmalı hesabı…Esasında çok enteresan geliyor bu durum bana, bir sürü durum iç içe geçmiş, bir karmaşa ve aslında bir o kadar da basit…Ancak kendime haksızlık etmeyeyim, bu sene çok iyi hazırlandım bu aya, planlar yaptım, aynı güne çok fazla olay sokmamaya mümkün olduğunca dikkat etmeye çalıştım, lojistik ve planlama olayı fena başlamadı, sonra ne oldu hatırlamıyorum ve ip koptu…

O yemekten çık, bu çay saatine katıl, vallahi bir drink almazsak olmaz, “neee, açılışa katılmayacak mısın, ayıp, sırf senin için yaptı bu açılısı, sen olmazsan hayatta olmaz , hem hep beraber olacağız, yaa ne güzel,” gibi laflar eşliğinde kendimi sokakları arşınlarken buldum. Emin ol, etraftaki çoğu kişi de aynı psikosomatik durum içinde sağdan sola sürükleniyor, ve tabii sen de sürüklenirken yanında tanıdıklarının olması nedeniyle durumu normal karşılıyorsun. İşte toplum psikolojosi böyle oluşuyor (bak yine saptama saatim geldi :) Aralık olaylarının bir de duygusal boyutu var, o da şu: etrafta çok neşeli bir atmosfer var, zira bu ay hep bir verme, karşındakini mutlu etme, onun mutluluğuyla kendini mutlu hissetme gibi temalar işleniyor. İşte bana vuran burası oluyor; zira ben zaman zaman  bu koşuşturma içinde çok yorulup,  o “vermenin mutluluğundan” VERME! konumuna geçebiliyorum.Hadi bakalım, al başına bir de çok lazımmış gibi suçluluk duygusu, ona buna mı koşayım, içime dönüp kendimi mi döveyim? Tabii bu suçluluk duygusu, kimilerinin iç dünyalarının zenginliğine göre, hayattan zevk alamama, depresyon, agresyon gibi de şekil alabiliyor. Kiminde ise bu koşuşturma bir adrenalin sarhoşluğu yaratıyor,  belki maratonları bu ay içinde yapsalar; hem o işte aradan çıkmış olurdu,hem de maraton koşucularının sayısı ciddi bir şekilde artardı… Fikirdir yani.

Bütün bu aktiviteleri düşünürken, aklıma bir fikir daha geldi, Aralık ayı 30 gün yerine mesela 45 gün olsa hayat çok daha kolay olurdu, o zaman olaylar daha dengeli yayılırdı gibime geliyor. Şubat hariç diğer aylardan 2-3 gün alınsa ve Aralık ayına eklense bu iş hallolurdu, bunu tarihte Julius Sezar ve Augustus Bey yapmamış mıydı?  İnan oylamaya koysan, dünya çapında kabul görür gibime geliyor. Yok olmadı, Kasım ortası’ndan başlayalım resmi yeni yıl kutlamalarına, niye sadece Aralık ayı, zaten delirmiş gibi oradan buraya koşarken bari “hergün bayram” hesabı yaşayalım, böylece  bu zıvanalığa da bir düzen gelir.İçimden bir ses de diyor ki, bırak böyle kalsın, bu işi uzatırsan bu olaylar daha da artar, yapmayan birkaç kişi  varsa onlar da yoldan çıkar, bir de onlara yetiş işin yoksa… Kitlesel Hayat Amacı Deformasyonu Sendromu’na  yol açabilir bu yeni takvim, vazgeç en iyisi…Tabii sadece sosyal aktiviteler değil, bir de yeni hedef koyma, ve geçen sene bu zamanda konmuş yıllık hedeflerın bilanço zamanı da var halledilmesi gereken. Her sene yapılan “ önümüzdeki yıl…yapmazsam ne olayım”  listesi ile “önümüzdeki yıl …yapan en adi ” listesi‘nin yeni yıla uyarlanması, yakın çevre ile bunun paylaşılması, ( paylaştıkça kendimize verdiğimiz söz daha netleşiyor ya) gibi ritueller de Aralık Ayı’nın vazgeçilmezlerinden.Yine düşünüyorum  da, bu koşuşturmayı gayet doğal bir şekilde yapan kişiler, belki ona göre vitamin alıp beslenme düzenlerini değiştiriyorlar.

Ben ise gittiğim yerlerde  olanları yediğimden ( gerek ev sahibine hürmeten gerekse otomatiğe bağlandığımdan) sıkı bir bedensel ağırlık hissediyorum ( evdeki terazi de aynı şeyi hissediyor)Vitamin sektörü’nde de acaba bu ay içinde bir satış patlaması oluyor mudur ? Veya bu aya yönelik böyle bir sektör yaratılabilir mi?Hiç mi kerameti yok bu ayın diyeceksin? Hemen söyleyeyim, farmville’i bıraktım bu ay, bütün bu kokoşluk ile bir de çiftlik ile uğraşamazdım , devrettim gitti.Şaka bir yana, esas diyeceğim şu ki, Aralık falan işin bahanesi, öyle olaylar ile işin özünden  uzaklaşıp, bir de kendimden uzaklaşmış buluyorum ki kendimi, çok basit olaylar bile anlam değiştiriyor ve hayat durup dururken karmaşık bir hal alıyor.İşte sırf bunu böyle hoş gösterdiği için Aralık ayı çok özel bir ay, kendimizi unutmadan verebilmenin güzelliği ile kendini kaybederek vermenin dengesi bence…Canım kuşum, geçtiğimiz ayın bir bakıma özeti böyleydi. Senin oralarda herşeyin gönlünce olduğunu ümit ederim, yeni senede, tüm güzellikler seninle olsun.
Çok çok sevgiler

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!