Benim biricik, tatlı okuyucularım, - womenist.net 

Benim biricik, tatlı okuyucularım,

Yeni yılınız kutlu olsun.

Ben çok eğleniyorum ya siz? Aralık sonu, yılbaşı partileri başımı döndürdü. Ben hayatımda hiç bu kadar eğlenmemiştim.

Eğlenceleri içime attım ve durmadan eğleniyorum. Her an, her yerde, bıkmadan eğleniyorum.

Önce Yuvrika’nın iş yerindeki partideydik. Herkes sarhoş oldu. Ofisteki masaların üstünde dans ettiler. Kahkahalarla güldüler. Sarmaş dolaş oldular ve neşeyle birbirlerinden ayrıldılar.

Ardından Yuvrika’nın anne - babasına akşam yemeği için uğradık. Annesi özenle, mükellef bir sofra hazırlamıştı. Kristal bardakların ışıltısı, çiçeklerin renkleri ve kokuları büyülü bir ortam yaratmıştı. Masada kaç çeşit yemek vardı bilemiyorum.
Mutlu olmak için yiyip, içmeğe hiç gerek yok, böyle bir güzelliğe bakmak yeter.

Yemeğin ardından herkes birbirine hediyeler verdi. Odayı dolduran sevgi ve neşe renkleri de, benim hediyem oldu. Yuvrika içkiden, ben neşeden sarhoş bir durumda gece saat onbir sularında kendimizi yakışıklı komşunun evine attık. ( Bu adamın hayatımıza iyice yerleştiğine kanaat getirdim ve artık ona "Komş" adını vermeye karar verdim.)

Komş’un evi çok farklı görünüyordu. Mum ışıkları gecenin neşesi ile uyum içinde duvarlarda dans ediyordu. Odada 365 adet mum yanıyordu. Geçen yılda yaşadığımız her gün için bir tane… Yıl boyunca, küçük ve önemsiz bulup, fark etmeden tüketilen her ne varsa, aslında ne kadar da büyük… Görelim ve fark edelim diye…

Mumlar beni uzun zaman önce, ben daha çok küçükken, dedemin paylaştığı bir hikâyeye götürdü.

‘Doğduğum gezegenden çok uzaklarda, üzerinde türlü türlü canlıların yaşadığı bir gezegen varmış. Burada yaşayan canlılar bulundukları yerin bir başka gezegenden yayılan ışıkla aydınlandığına inanırlarmış. Bu inanç o kadar eski ve güçlüymüş ki hepsi bunun bilgi olduğunu sanırmış. Hayattın koşuşturması içinde gezegende bulunan her şeyde bir ritm olduğunun hiç kimse farkında değilmiş. Yavaş yavaş uyanıp ışık yaymaya başladıklarını fark etmeyip, gün ışıdığı için uyandıklarını sanırlarmış. Gün boyunca koşuşturup yorulduklarını da fark etmeyip hava kararıyor sanırlarmış. Işık yayabilmek için, organizmalarının kendisini yenileme ihtiyacında olduğunun ve bu nedenle uyuduklarının bilincinde değilmişler. Hatta yaşadıkları gezegende varolan tabiatın da bir ritmi olduğunu ve uykuya geçip yenilenmeye başladığında ısının düştüğünü hiç fark etmemişler. Onları ısıtan da aydınlatan da dışarıda, sarısı ile yaşıyorlarmış. Hava soğuduğunda daha hızlı tükendiklerini, daha uzun uyumaları gerektiğini hiç fark etmemişler. Kendi yapay ritmlerini oluşturup sağlıklarını bozmuşlar. Bununla da yetinmeyip doğanın ritmi ile oynayıp bitkilerden daha fazla verim almak için onların da uykularını bölmüşler. Ürünler kötüleşince bunu hastalık sayıp, kendilerine yaptıkları gibi, etrafı ilaca boğmuşlar. Sonra ne mi olmuş? Doğa isyan etmiş, kendi ritmini yaşayabilmek için ortalığı yerle bir edip oraları yaşanmaz hale getirmeye başlamış.’

Dedem der ki; çevrendeki herkese ve her şeye saygılı ol, düzeni bozma, gücünün farkında olamayabilirsin ancak, bir büyüğün birçok küçükten ibaret olduğunu aklından çıkarma.

Hepinize gücünün farkında, her an rengârenk, cıvıl cıvıl, neşeli bir yıl diliyorum.

Sizi çok seviyorum

Silla

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!