Sevgili Silla okuyucuları, - womenist.net 

Sevgili Silla okuyucuları,

Bugün 31 Ocak 2010 ve Silla 18 gündür ortada yok. Benimle iletişim kurmayalı nerdeyse üç hafta olacak. Bu esnada derginin genel yayın yönetmeni Nazlı Hanım büyük bir sabır ve sükûnetle beni arayıp yazıyı soruyor ancak bilgisayarımda tek bulabildiğim Silla’nın başlayıp, bitirmediği üç farklı yazı ve bana bırakılmış bir not “DERGİDEKİ SAYFAMI SAKIN KAPTIRMA”.

Şimdi bir yanımla, “emir eri” ruhu ile sayfayı Silla için elde tutmayı planlarken, diğer bir yanımla yehuu kabul edilirse dergide benim yazım çıkacak diye sevinçten taklalar atıyorum. Tamam, biliyorum şu takla meselesi size pek normal görünmeyebilir fakat unutmayın ki Silla yerleşmek için benim kaşımı seçeli beri hem hayatımda, hem düşüncelerimde, hem inançlarımda ve hatta dış görünüşümde inanılmaz değişiklikler oldu. Zaman zaman aynaya bakıp antenlerim çıkar mı diye endişelensem de şimdilik insan görünümümü koruyorum.

Bu insan gözü ile görülemeyecek küçüklükteki yaratığın hayatıma girişi rüyalarımda başladı. Ben on beş, on altı yaşlarımdayken, bir gece yatağımda uyurken birinin seslenip “tamamen zararsız ve barışçıl bir uzaylı ile tanışma fırsatın olsa kabul eder miydin?” dediğini duyarak uyandım. Ses oldukça yüksek olmasına rağmen yan yatağımda yatan kız kardeşim ve evdekilerden hiçbiri bir şey duymamıştı. Bu rüya senelerce tekrar etti ve adeta benim için bir kâbusa dönüştü. Her defasında korku ile uyanıp bu defakinin son olmasını umuyordum. Sonunda geçen yıl bu sorunuma çözüm bulma gayesiyle bir psikologa gittim. Günlerce, hislerimden, korkularımdan, kafamın içindeki senaryolardan, iç temsillerimden konuştuk. İki aylık terapi süresince ben iyileşeceğimi umarken, sesi duyduğum geceler daha da arttı.

Bir seansta terapistim “merak ediyorum eğer gerçekten tamamen zararsız ve barışçıl bir uzaylı ile tanışma fırsatın olsa kabul eder miydin?” diye sordu. O ana kadar, bunca yıllık sürede, yaşadığım korkudan bu soruyu hiç düşünmediğimi, hatta içeriğini algılamadığımı fark ettim. Yıllarca beni uykumdan uyandıracak kadar güçlü ve benden başka kimsenin duymadığı bu sesin bana bir soru sorduğunu ve benimse soruyu dinlemek yerine sesi dinlediğimi fark ettim.

“Evet, neden olmasın?” dedim. “Peki, bir uzaylı ile karşılaşmak seni korkutmaz mı?”dedi. “Bana gerçekten zarar vermeyecekse neden korkayım ki?” dedim. “Ya çok iğrenç bir görünüşü varsa, mesela ağzından salyalar akan, tuhaf renkli, tuhaf görünüşlü ve çok büyük bir yaratıksa?” diye sordu. O an aklıma E.T. filmi geldi. Kafamızdaki güzellik kavramına uymasa bile tanıyıp, sevince, hemen olmasa da zamanla, görüntünün öneminin kalmayacağını hatırladım. Kendimi öyle bir kaptırmışım ki içim heyecanla doldu. Sanki psikolog benim uzaylı ile tanışmama engel olmaya çalışıyor da, ben de ona karşı kendimi savunuyordum.

“Tanışmayı gerçekten istediğine emin misin?” diye bir kez daha sordu. Ben de “kesinlikle isterim” dedim.

“O zaman bir kere daha o sesi duyarsan ona cevap verebilir misin?”dedi.

Bilemiyordum.

Ardından yüksek sese olan tahammülümü arttıracak bir çalışma yaptık. 

O gece ses tekrar rüyamdaydı. Bu kez korkunun yerini heyecan almıştı ve “Evet, evet, evet, evet” diyerek uyandım.

O sesi bir daha hiç duymadım.

Daha sonra öğrendim ki benim gibi birçok kişiye uykularında bu soru sorulmuş ancak benden başka herkesten hayır yanıtını almışlar oysa benim senelerce onları yanıtsız bırakıp sesin kuvveti ile ilgilenmem onları hem şaşırtmış hem meraklandırmış.

Yıllarca benim uyanmamı bekleyip, üstüme bahisler oynamışlar.

Bugünkü aklımla biliyorum ki; ne söylendiği, nasıl söylendiğinden çok daha önemli.

İki gün sonra bana ben uyurken, benim adresimden yollanmış bir eposta aldım.

“Sevgili Dünyalı,

Benle tanışmayı kabul ettiğin için sana çok teşekkür ediyorum. Senin algılayabileceğin şekilde söylemek gerekirse iletişim frekanslarımız oldukça farklı. Bu nedenle sen, bizim düzeyimize çıkıncaya kadar yazışmayı uygun buldum.
Bu mektubun senden sana yollanıyormuş gibi gözükmesi seni şaşırtmasın. Ben sadece bunu yazarken senin bedenini kullanıyorum. Şimdilik senle iletişim kurmak için başka çarem yok. Zira siz insanlar uyanık olduğunuz süre boyunca kendinizi asla bırakmıyor ve adeta her kasınızı kontrol altında tutuyorsunuz. Ne yazık ki sadece görmeyi ve duymayı seçtiklerinizi görüyor ve duyuyorsunuz. Bu nedenle siz uyanıkken, size bilmediğiniz, hakkında hiçbir fikrinizin olmadığı yeni bir şeyi fark ettirmek mümkün değil.

Korkma uyurgezer değilsin. Akıl sağlığın da yerli yerinde. Kontrol etmek istiyorsan sana kendi başına kesinlikle bilemeyeceğin bir bilgi vermek istiyorum;---------- ---------- ----- ------- ----------(üzgünüm ama bunu kimseyle paylaşamam)

Bu mektubu sana yazdırmak için gezegeninizden 28 milyon ışık yılı mesafedeki bir başka gezegende gözlem merkezimden tüm iletişim gücümü kullanarak sana ulaşıyorum.

Uzun yıllar boyunca dünyayı gözlemlediğim için üzerinde yaşayan canlılar hakkında belki senden bile fazla bilgiye sahibim ve insanların korkuları ile baş edemediklerinde etraflarındaki toplumları yok edebilecek kadar saldırganlaşabildiklerini biliyorum.

Biz etrafımızda var olan her şeye ve herkese saygı göstermeye alışkınız bu nedenle senin iznin olmadan hiçbir şekilde hareket etmeyeceğim. Seni korkutmak istemiyorum.

Öncelikle bilmek istiyorum. Bu şekilde haberleşmemizin bir mahzuru var mı?

Aslında aklından geçen yanıt benim için yeterli. Yine de yazarak cevap verirsen geriye dönüp baktığında için daha rahat olur.

Her şeye rağmen istediğin zaman vazgeçtim, benden bu kadar dersen hayatından çıkarız.

Şimdilik benden bu kadar. Yanıtını bekliyorum.

Başka bir gezegenden saygılarımla”

İşte uzaylı dostlarımla tanışmam böyle oldu.

Bu benim için uzun bir hikâye umarım devamını yazma fırsatım olur. Tabii Silla ile birlikte.

Sevgilerimle,
Yuvrika (Silla’nın deyimiyle)

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!