Bu ay sizlerle, beni derinden etkileyen, çok farklı bir deneyimi paylaşacağım. - womenist.net 

Bu ay sizlerle, beni derinden etkileyen, çok farklı bir deneyimi paylaşacağım.

Bir seminer için İstanbul’a gelen “Caroline Casey’nin” hayat hikâyesi…

None Uzaktan baktığınızda zarafetinden ve güzelliğinden etkilendiğiniz Caroline, aslında neredeyse kör. Doğuştan çok ciddi bir görme bozukluğu ile doğan Caroline ‘in ailesi onu tamamen normal bir çocuk gibi yetiştirmiş. Sadece gözünün birkaç santim ötesinden sonrasını göremeyen Caroline, normal bir okula gitmiş. Herkesten çok çalışması gerekmiş çünkü ailesi hiçbir zaman görme bozukluğunu bir bahane olarak kullanmasına izin vermemiş, zaten o da bunun çok uzun seneler bir farklılık, bir sakatlık olduğunu bilmeden yaşamış, ta ki 18 yaşına gelip ehliyet almak için doktora gidene dek. Bunun ciddi bir sakatlık olduğunu ve hiçbir zaman araba kullanamayacağını söylemiş doktor ve onun aslında kör kabul edilebileceğini anlatmış. Caroline için bu tam bir şok olmuş ancak bu azimli kadın kendi deyimi ile “eksikliklerini hep artıya dönüştürerek” yaşamaya başlamış.

En büyük özlemi olan, “bir filin sırtında Hindistan’da dolaşma” hayalini bir şirkete satarak ilk elde ettiği maddi gelir ile Hindistan’daki ameliyat ve tedavi olmaya gücü yetmeyenlere şifa dağıtmış. Bu 2000 yılında kurduğu “Aisling Foundation” adlı vakfının ilk adımıdır. Konuşması boyunca inanmanın önemini, inandığınız sürece yapamayacağınız hiçbir şey olmadığın anlatan Caroline yine kendi gibi göremeyen arkadaşları ile birlikte “dialogue in the dark” diye bir seminer organize edip tüm dünyada seminerler vererek, vakfına maddi gelir sağlıyor.  Bu seminerde elinize alacağınız beyaz amâ sopaları ile görme özürlü kişiler rehberliğinde simsiyah bir odaya giriyorsunuz. Ben hayatımda hiç bu kadar yoğun bir karanlığın içine girmemiştim. O kadar karanlıktı ki bir müddet sonra bilinçsizce etrafı görme çabamdan gözlerim acımaya başladı. O kadar garip bir duygu idi ki. Hepimiz birer sandalye bulup oturduk ve bize dağıtılan tahta şekilleri tarif ederek bir puzzle çözmeye çalıştık daha sonra masaya getirilen çayı bardaklara koyup servis yapmayı, bisküvileri el yordamı ile bulup yemeyi denedik.

None Hayatımızda bize sunulanları o kadar normal algılıyoruz ki sonunda bunlara sahip olmanın bir şans olduğunu unutup sanki hiç kaybetmeyecekmişiz gibi yaşamaya başlıyoruz.Bu seminerde beni en çok etkileyen iki şey oldu; biri bulunduğum odanın boyutunu ne kadar uğraşsam da algılayamamamdı...

Belki duvar hemen arkamdaydı belki de kilometrelerce uzakta. Aslında var olmak için tek ihtiyaç duyduğum şey o anda bulunduğum yerdi, biz her şeyin daha büyüğü daha güzeli diye kendimizi yiyip bitiriyor ve sahip olduklarımızın keyfini yaşayamıyoruz. Oysa tüm bu kavramlar o kadar boş ki!İkincisi de Caroline tüm gençliği boyunca hayalini kurduğu araba kullanma tutkusundan vazgeçmek zorunda kalsa dahi o kadar çok istediği şeyi bir Formula pistinde yanına aldığı bir co-pilot sayesinde, hem de aşırı sürat yaparak yaşamış olması. Yani hayattaki engellerimiz ne olursa olsun eğer gerçekten istersen bir şekilde o hayali her zaman yakalayabiliriz.
Size de hayallerinizin peşinden gideceğiniz bir ay, bir yıl, bir ömür diliyorum.

Zifiri karanlıkta gerçekleşen bambaşka bir yemek..

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!