Umut fakirin ekmeği - womenist.net 

Umut fakirin ekmeği

None Sen, sen, sen
Yok olabilirsin ama
Seni sevmiş olmam yok olabilir mi
Ve ben de yok olabilirim ama
Özlemiş olmam yok olabilir mi?


Turgay Erdener

Beklemek?

Beklerken zevk aldığımız haller var mıdır?

Ya da neyi beklemekten zevk alırız?

Çok acıkmışken yemeği beklemek zevkli midir mesela?

Yemeğin geleceğinden emin bile olsak, ağzımıza ilk lokmayı atana kadar geçen o dakikalar zevkli midir sizce?

Ya bir de yemeğin gelmesiyle ilgili şüphelerimiz varsa?

Aşk hali beklemeyle mayalanır…

Bizi hiç bekletmeden gelişen bir aşkı hızlıca yiyip bitirme eğilimi gösteririz…

Bazısı çok sevdiği bir yemeğe başlamadan önce eline alır, koklar, dokunur. Ağzına attığında hemen yutmadan önce, dili ve damağında lezzetini hissetmeyi tercih eder…

Bazısı yemeği o kadar arzular ki, hemen mideye indirmek ister. İndirir de…

Ancak, yemek mideye indikten sonra hayaliyle avunmak kalır geriye…

Ne çabuk bitivermiştir?

Hazımsızlık da cabası...

Bizi bekletenleri daha çok severiz sanki, ya da daha çok bağlanırız…

Beklerken O’na dair olan her şeyi bir kez de kendimizce yorumlarız, yeni bir “O” yaratırız çünkü…

Yarattığımız “O”, varolan “O”dan farklıdır…

Daha arzulanır biridir bu yaratılan…

Daha güzel, daha zeki, daha seksi, daha aşık olunacak biri oluverir…

Beklemek yorucu olsa da beklerken boş durmadığımız için, mazoşistçe bir zevk de alırız…

Bekleten, daha sakin kalabilen dolayısıyla daha az zaaf duyan taraf olur genellikle…

O’nun ‘bir dakika’ları bize yıllar gibi gelebilir.

Açlığımız ne kadar fazlaysa, sabırsızlığımız da o kadar fazla olur.

Şüphelerimiz ve kızgınlıklarımız da…

Bekletene hem arzu duyarız hem de O’ndan vazgeçip gidivermek…

Bekletenin acımasız olduğu, tecrübesiz olduğu ya da farkında bile olmadığı hallerde uzun süreli açlık, en güzel yemeği bile sevimsiz kılabilir hatta mide kaldırabilir.

Bazen de, doyma anını o kadar çok hayal ederiz ki, hayalimizde doyarız da… Altın tabakta da gelse o hayalini kurduğumuz yemek, istemez canımız…

Açlık hali geçmiştir bir kere…

Özlemekle vazgeçmek arasındaki ince ayarı tutturabilenler için ise, o yemek bir şenliğe dönüşebilir..

Beklemek, özlemek, doymak…

Birbirini takip eden, arzularımızı besleyen değişmez üçlü...

Acıkmadan doyamayız. Acıkmadan yenen yemeklerin lezzetini fark edemeyiz.

İşte bu yüzden, aşığımızı özlemek isteriz…

Özletsin isteriz…

Yemeğin hiç gelmeme endişesiyle yemeği düşlemeyi ve ağzımızın sulanmasını severiz.

Ancak mide krampı geçirecek kadar aç kalmak da yemekten aldığımız hazzı azaltır…

Sevgilinin gitme, gelme, özletme oyunları ve bizi bir lastik gibi kendine çekip bırakması  tahrik eder…

O geliş gidişler ve O’na duyduğumuz açlık, kramplar geçirtecek denli sert olmadıkça aşkımızı besler…

Bağlanırız.

Sadece O’na değil. Özlemeye ve doyurulmayı bekleyen o açlık duygusuna da…

Ancak geliş gidişler tek taraflı olduğunda, taraflardan biri sadece bekleyen rolünü aldığında aşınmalar kaçınılmaz olur. O geliş gidişler bekleyenden de çok şeyi alır götürür.

Bekleyenin de bekletmeyi öğrenmesi gerekir…

Yediğimiz her lokmanın tadını çıkarmak için, çekmeyi, bırakmayı, acıkmayı, acıktıracak kadar uzak kalabilmeyi, özlem duymayı bilmek gerekir.

Doymayı hepimiz isteriz elbet.

Ancak sadece doymak için değil, tadına da varmak için yiyorsanız eğer; her yemek açken yenmeli, her aşk özlerken mayalanmalı…

Beklemenin de, özlemenin de, doymanın da tadını almalı…

www.empatiegitim.com










Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!