Yine karne zamanı geldi - womenist.net 

Yine karne zamanı geldi

Bir okul döneminin daha sonu geliyor. Her öğrenci kendi karnesinde nasıl notlar göreceğini hesaplamaya başladı bile; kiminin içi rahat, kimi çok ince hesaplar içinde. Bazısı kendi durumunu düşünürken bazısı nasıl tepkiler alacağını düşünüyor.

None Bir karnenin iyi veya kötü olması neye göre değerlendirilir?  Bu değerlendirme öncelikle, doğal olarak karnede kaç kırık, kaç geçer not olduğuna bakılarak yapılır.  Genellikle de içinde kırık not olmayan karne “iyi” karne olarak değerlendirilir.  Diğer bütün performanslar gibi karnedeki duruma bakarak bir öğrenciyi, bir insanı değerlendirmek, yani sadece sonuçtan yola çıkarak bir yargıya varmak anne-babaları yanlış noktalara götürebilir. Karne bir sonuçtur ve bir anlamı vardır, önemli olan bu sonuca götüren süreci iyi değerlendirmektir. Anne-babaların dikkat etmesi gereken konuların başında çocuğun bireysel özellikleri, genel kapasitesi ve güçlü olduğu alanlar gelmelidir. Artık sadece bir tek “zeka” veya “yetenek” olmadığını biliyoruz.  Bu nedenle, çocuk, örneğin matematik dersinde zorlanmakta ise onun yeterince akıllı olmadığını düşünmek hatadır. Bir çocuğun sözel veya sayısal alanlara, müziğe, spora ya da doğa bilimlerine karşı bir eğilimi olabilir. Ancak okul ortamı içinde kendisinden çok çeşitli alanlarda eşit derecede başarılı olması beklenir. Çok az kimse birçok değişik alana eşit derecede ilgi duyabilir, dolayısıyla da bazı alanlara doğası gereği kendini daha yakın hisseder, diğerlerini de mecbur olduğu için öğrenir.  Ailelerin fark etmesi gereken çocuğun çok da yatkınlığı ya da merakı olmadığı halde, bir konuda bir şeyler öğrenme konusunda ne kadar çaba gösterdiğidir. Çocuk o dersi önemser ve anlamak için elinden geleni yaparsa, çaba gösterirse artık getirdiği karne notunun pek de önemi kalmaz.

None Aile ortamı önemlidir
Karneyi değerlendirirken dikkat edilmesi gereken ikinci alan, çocuğun yer aldığı aile ortamıdır.  Çocuğun bireysel özelliklerinin yanında, içinde yetiştiği aile ortamının da çocuğun çalışma alışkanlıkları, okulu önemsemesi, sorumluluklarını bilmesi ve yerine getirmesi üzerinde büyük etkisi vardır. Bütün aile bireyleri, boş zamanlarını televizyon karşısında geçirirken, çocuğun odasında ders çalışmasını ya da kitap okumasını beklemek çok da gerçekçi olmaz. Son halka ise çocuğun içinde yetiştiği toplum ve bu toplumun sunduğu değerlerdir.  Aile, okul okumaya, öğrenmeye ne kadar destek verirse, çocuk bir süre sonra okula gitmenin, diploma sahibi olmanın, çalışarak başarı kazanmanın anlamlı olduğunu düşünmeye başlayacaktır.  Ancak aile ve toplum tam tersi düşünüyorsa, çocuk da okumanın önemli bir şey olmadığını düşünür.

Ailelere neler düşüyor?
Çocuğun okul başarısının, onun kapasitesi içerisinde olduğuna dikkat etmede özellikle ailelere büyük bir görev düşüyor. Aileler bir yandan çocuklarını çok iyi gözlemlemeli ve tanımalı, diğer yandan da çocuklarına öğrenmenin zevkini verebilmeliler. Bunların dışında, çocuğun daha okula başlamasını beklemeden, onlara çeşitli sorumluluklar vermeli, zamanlarını planlamayı, işlerini sıraya koymayı öğretmeliler. Öte yandan ailelerin, toplumla çocuk arasında bir süzgeç görevi de görmeleri gerekiyor. Çalışmanın, harcanan bir emek sonucu başarı kazanmanın zevki, kutsallığı çocuğa yine küçük yaştan itibaren anlatılmalı.

Durum değerlendirmesi
Öğretmenlerin, çocuğun okul başarısını değerlendirip verdikleri notların, bir de evde aileler ile birlikte değerlendirilmesi önemlidir. Burada “durum değerlendirmesi” kavramı önemlidir.  Çocukla, bir öğrenci olarak bulunmayı hayal ettiği konum konuşulur. Sonra çocuk bu konuma ulaşmak için neler yapması gerektiğini düşünür ve belki biraz da ailesinden fikir alır.  Daha sonra bu ideal durumun sağlanması için sahip olunan destekler ve bu durumun önündeki engeller konuşulur. Bu engellerin aşılması için birlikte planlar yapılabilir. Bu konuşmanın sonunda, çocuğun kendi istediği gibi bir öğrenci olursa bunun kısa ve orta vadedeki sonuçlarının ne olacağı, bu planlarının dışına çıkarsa nelerle karşılaşacağı son derece net olmalıdır. Örneğin, çocuk çok fazla televizyon seyrediyor olabilir, okuduğunu anlamakta zorlanıyor olabilir, sınıfta bir şey söylediğinde alay edilmekten korkuyor olabilir, kendini yazılı olarak daha iyi ifade ettiğini düşünüyor olabilir. Bu verilerin ciddiye alınması ve bunlara yönelik stratejiler oluşturulması önemlidir.

Okul çağındaki hiçbir çocuk sadece öğrenci değildir, onun da herkes gibi birçok farklı yönü vardır.  Çocuğun her ne boyutta olursa olsun başarılarını fark etmek, bunları takdir etmek, öne çıkarmak onun kendine güvenini arttıracak, kendiyle gururlanmasını sağlayacaktır.  Bu açıdan baktığında da, zayıf olduğu yönleri bir eksiklik olarak değil, geliştirilmesi gereken yönler olarak kabullenmesi daha kolay olacaktır.  Unutulmamalıdır ki, sonuç değil süreç önemlidir. Çocuğa tüm geribildirimler, sonuç için değil, içinde bulunduğu süreç için verilmelidir.  Gösterdiği çabayı takdir etmek, bulduğu çözüm yollarını övmek, ona inanıldığını göstermek çok önemlidir.

Uzman Psikolog Merve Soysal Başa
DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Danışmanlık Merkezi

Bu İkizlere Bayılacaksınız!

Dünyanın dört bir yanından en şirin ikizlerin fotoğraflarını sizin için derledik!

Bu İkizlere Bayılacaksınız!
Bu İkizlere Bayılacaksınız! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!