İstancool etkisi - womenist.net 

İstancool etkisi

Programı ile fark yarattığı kadar, sizi de açılış gününde farklı hissettiren bir etkinlikti İstancool…

None Bu sene herkesin de bildiği üzere 2010 Avrupa Kültür Başkentiyiz. İlk kez gerçekleşen festivaller, sürpriz konuklar, yurt dışından takip edip de keşke buraya da gelse dediğimiz sergiler… Tüm bunların içinde ise en göz alıcı, bizleri en çok cezbeden, etkinlik programı ile daha okurken kalbimizin pır pır çarpmasına neden olan bir etkinlik vardı ki o da; İstancool idi. Modadan sanata, edebiyattan sinemaya, mimariden tarihe, müzikten tasarıma yelpazesi oldukça geniş bir etkinliği bu durumda kim kaçırmak isterdi?

None Etkinliğin başlayacağı ilk gün olan 2 Temmuz’un gelmesini dört gözle beklerken, 2 Temmuz cuma günü kendimizi The Seed’de İstancool etkinliğinde bulduk. Hem dış, hem de iç mimarisi ile sizleri farklı bir atmosferde ağırlayan The Seed, açılış için seçilmiş en doğru kültür merkezlerinden biri idi. Biz mekana adım atmışken, projenin yaratıcı ismi Pablo Ganguli ile Festival Kreatif Başkanı olan Demet Müftüoğlu’nu bir arada objektiflere gülümserken buluyoruz. Bu arada, ben de hemen fotoğraf makinemi çıkararak bu anı ölümsüzleştirmeyi, pastadan ekibimiz adına düşen bir dilimi de almayı ihmal etmiyorum. Oysa nereden bilebilirdim ki ilerleyen saatlerde Demet ve Pablo’yu sık sık birbirlerine sarılarak dostane yaklaşımlar içerisinde görebilme fırsatını yakalayabileceğimi.

None Rotamızı başka enstantanelere çevirdiğimizde ise, karşımıza çıkan bir diğer isim Alphan Eşeli oluyor. Yönetmenliğin dışında İstanbul 74’ün kurucu ortağı olan Eşeli, gözlemlediğim kadarı ile de ortamdaki konuklara ilgi ile yaklaşıyor ve teker teker herkesle ilgileniyordu. Diğer yandan, kafamı nereye çevirirsem çevireyim o kareye mutlaka Pablo giriyordu. Festivalin sempatik sahibi Pablo, sıcak, içten, misafirperver, ilgili ve her şeye hakim duruşuyla insanda tebessüm bırakıyordu. Kendisi hakkında internette ya da yazılı basında bir şeyler okuduysanız eğer ne hissettiğimi ve hissettirdiğini çok daha rahat anlayabilirsiniz. Kendisi, İstanbul’da yaşamayıp, buranın havasını, kültürünü, mirasını solumayıp buraya hayran olan biri. Öyle ki, İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olduğunu duyunca, seneler önce aklına gelmiş olan bu fikri, hayata geçirmek için iyi bir fırsat doğduğunu düşünerek bundan büyük bir mutluluk duyacak kadar da samimi.

None Ortam o kadar sıcak, herkes o kadar sempatik ki, herkes, ama etkinliğe katılmış olan herkes egolarından arınmış, ne dilerseniz dileyin yerine getirecek tarzda etrafa tebessüm ile bakıp, sizlere ise büyük bir mütevazilik ile yaklaşıyorlardı ki bu bahsettiğimiz isimler, dünyanın önde gelen kültürel ikonları idi. Bu isimler ile bir arada olmak size birçok şeyi düşündürüyor. Öncelikle tam da burada dünyanın tarihi kültür başkenti olan İstanbul gerçek anlamda kendisini hissettiriyor ve bu da siz de büyük bir gurur kaynağı oluşturuyor.

None Program içeriğine doğru yol alırsak eğer, festivalin resmi açılış gösterisi, çağdaş Türk kültürü performansları ile göz doldurur nitelikteydi. Yurt dışından gelen konuklar gösteriyi büyük bir ilgi ile izlerken, gösteri sonrası beğenilerini alkışlarla ifade ettiler. Gösteri sonrası verilen arada da bolca fotoğraf çekme imkanı buldum. Objektifime yansıyan ilk isim, Michael Nyman’dı. Biz kendisini besteci olarak bilirken, şimdilerde de fotoğrafçı ve sinemacı olarak anılmakta. Mücevher tasarımcısı ve aktör olan Waris Ahluwalia ise bizlerde merak uyandıran bir diğer isimdi. Onu da yakından fotoğraflama imkanı buldum. Üstelik kendisinin çekildiğini fark edince poz vererek sonrasında da tebessüm ederek bizlerin hafızasında yer edinmeyi başardı. The Seed’e ilk girerken kapıda karşılaştığımız, kokteyl alanında ise sürekli birileri ile sohbet ederken gördüğümüz aktif olan bir diğer isim ise; iç mimar olan Serdar Gülgün’dü. Gülgün’ün duruşundaki asalet ise akıllarda Osmanlı beyefendisi izlenimi yaratıyordu.

None Şimdi ise sıra moda, müzik ve dijital medyanın önemli isimlerine yer vermekte. New Yorklu Dj Üçlüsü olarak anılan grup ortama oldukça renk ve hareket kattı. Kendisinden stil ikonu olarak bahsedilen ve rock- chic olan Leigh Lezark bu günde de asi stilinin yanı sıra asi tavırları ile de dikkat çekti. Yakından şahit olduğum bir durumu paylaşmak isterim. Ben içecek bir şeyler almak için barda beklerken, barda barmenlerin suyu kadehe koyduktan sonra ikram etmelerini bekleyemeyen Leigh, buz kovasının içerisinden yarım litrelik pet şişe suyu kapıp kaçarak şefi de epeyce kızdırmıştı. Sempatik tavırları ile fotoğrafçıların, basının ve şahsi fotoğrafını çekmek isteyenlerin gözde bir diğer ismi; Anothermag sitesinin sahibi Jefferson Hack’ti. Ve ve ve… İtalyan Vogue dergisinin genel yayın yönetmeni Franca Sozzani. Kendisini hep bir setin üzerinde oturup konsantre bir halde çalışırken gördüğümüz Sozzani, buradan da iş takibini sürdürmeye devam etti.

None İlk günün son etkinliği olan Medya Panelinde ise, dijital medyanın geleceği tartışıldı. Konuşmacılar arasında, FT.com editörü Robert Shrimsley, yayın yönetmeni Jefferson Hack, Wallpaper genel yayın yönetmeni Tony Elliott ve Time Out kurucusu Tony Cahmbers vardı. Dijital medyanın geleceğinin sorgulanıp, tartışıldığı bu panele konuk olan herkes katıldı. Tartışılan konu ise dijital medyanın nasıl, ne şekilde yol aldığı, nereye gittiği ve günümüz insanına ne gibi kolaylıklar sağladığı ile ilgiliydi. Panelin sonunda ise edindiğimiz bir şey vardı ki, o da tartışılmaz bir gerçek; ekibimiz adına ne kadar doğru bir iş yaptığımızdı.

Herkese açık olan bu etkinlikte bulunmak gerçek anlamda büyük bir ayrıcalık hissettirdi. Her ne kadar cumartesi ve pazar günü gerçekleşen etkinliklere katılamamış olsak da ilk günün heyecanını, merakını yaşamak bizler için bambaşka bir duyguydu. Umut ediyoruz ki,  bu farklı disiplinleri bir araya getirerek, bizlere muhteşem bir program hazırlayan Pablo Ganguli, Demet Müftüoğlu ve Alphan Eşeli gibi yaratıcı beyinler çoğalsın ve dünyanın dört bir yanına yayılsın.

---gallery---Foto Galeri için tıklayın!---/gallery---

Dünyanın En Pahalı Kedileri!

Evde beslenen en popüler hayvanlardan biri olan kedilerin en pahalı türlerini sizler için derledik!

Dünyanın En Pahalı Kedileri!

Norwegian Forest

Soyları Vikinglere dayanan bu kediler soğuk iklim şartlarına adeptedirler. Eğer bu kediden edinmek istiyorsanız dikkat etmeniz gereken tek ...

Dünyanın En Pahalı Kedileri! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!