Kağıttan hayaller… - womenist.net 

Kağıttan hayaller…

Kağıt Mücevher: Fakir Mücevher Sergisine katılan Türk tasarımcı Ela Cindoruk ile içten bir sohbet…

None Bu yıl İtalya Milano’daki Triennale Tasarım Müzesi bir ilke ev sahipliği yapıyor. Dünyanın farklı ülkelerinden ve kültürlerinden gelen 60 tasarımcının katılımıyla bugüne kadar gerçekleştirilmiş en kapsamlı kağıt mücevher sergisi 15 Eylül–25 Ekim 2009 tarihleri arasında burada gezilebilecek. Sergi daha sonrada bir dünya turuna çıkacak ve en sonunda yine İtalya’ya dönüp, Fabriano Kağıt Müzesine gelecek.

Bir ilk niteliği taşıyan bu önemli sergiye davet alan tasarımcılar arasında Türkiye’den de iki isim var: Ela Cindoruk ve Devran Mursaloğlu. Bu her iki tasarımcıda bugüne kadar yaptıkları özgün işlerle dünyadaki çağdaş mücevher tasarımcıları arasında haklı bir bilinirliğe sahipler. Özellikle son dönemdeki kağıt mücevher çalışmalarındaki başarı, onları bu sergiye katılan belli başlı tasarımcılar arasına sokmuş.

Bu sergi ve kağıt mücevher tasarımı ile ilgili bilgi almak için Ela Cindoruk’un Teşvikiye’deki atölyesine misafir olduk. Çok sıcak bir karşılamanın ardından aklımdaki soruları Ela Hanım’a yöneltmeye başladım:

None

- Sergi ile ilgili konuşmaya başlamadan önce kağıt mücevherle ilgili merak ettiğim bazı şeyler var, örneğin kağıt mücevher yapımında kullanılan kağıt özel bir işleme tabi oluyor mu ve kağıt kalitesi önemli mi?
Kağıt kalitesi önemli aslında. Gazete kağıdı çok kaliteli bir kağıt değil. Papier maché yöntemiyle ince kağıtları birkaç kat tutkalla yapıştırıyorum ve üstlerine suya dayanıklı vernik sürüyorum. Daha sonra bir kat matlaştırıcı akrilik bir madde uyguluyor, kesip-biçip şekillendiriyor ve metallerle birleştiriyorum.

- Malzeme olarak kağıdı kullanmaya nasıl yöneldiniz bu bir çeşit hayata duruş mu?

Ben değişik malzemeler kullanmayı seviyorum. Değişik malzemeleri toplarım biriktiririm. Önce bu kağıt bardak altlıklarını toplamaya başladım. Sonra lekeli olanları hoşuma gitti ve onlardan bir tane broş yaptım. Sonra sıra dantel kağıtlara geldi. Danteller, kartonpiyerler bizim hayatımız içinde çok yer tutuyor. Annem bana çeyizimde bile kağıt pasta altlıkları vermişti. Anneannemin dantellerinin yanında bunlar vardı. Komik bir şey aslında bu… Bunların geçmişine baktığınızda eski yunandan gelen mermer süslemelerindeki aynı desenlerin kağıda aktarılmış halleri olduğunu görebilirsiniz. Yani, her dönem kendine göre kendine özgü bir malzeme ile kendini tekrar etmiş ve vazgeçemediğimiz bir şey olmuş bu bizim.

None - Peki, dünyada mücevher tasarımında kağıdın yeri nedir?

Özellikle çağdaş mücevher tasarımcıları arasında çok kullanılan bir malzeme. Ama her seferinde farklı biçimlerde kullanılıyor. Kimisi hamur haline getirip onu şekle sokuyor, örneğin Devran da öyle bir şeyler yapıyor, kimside katlayıp, biçip, delip bir şeyler yapıyor. Bense hazır kağıtları kullanıyorum.

- Son zamanlarda gündemde olan küresel ısınma sonucu ekolojik yaşam tercihlerindeki artışın sizin kağıtla çalışmanızda etkisi oldu mu?

Ben kağıdı sadece malzeme olarak görüyorum. Bir tek bu gazete kağıdını kullandığım işlerde tercihim basılmış ama satılmamış gazete kağıtlarını değerlendirmek oldu. Tekrar aynı gazete kağıdını kullanmak ve değerlendirmek üzerine bir fikirdi. Böylece, gazete kağıtlarından üretilen bu bardak altlıklarından mücevher yapıyorum.

- İtalya’da gerçekleşecek bu sergiden “kağıt mücevher” anlamında ne gibi beklentileriniz var?

Bunun sanatseverler arasında bir farkındalık yaratacağını umuyorum. En azından Türkiye için bu farklı bir şey. Bende Devranda yıllardır kağıtla uğraşıyoruz. Ama böyle bir sergi ile gündeme gelince, bu ilgi çekti.

None Artık röportajımızın sonuna gelmiştik. Aslında hiçte röportaj yapılıyormuş gibi bir hava yoktu. Sanki iki tanıdık bir yerde karşılaşmış hayatımızın son dönemindeki gelişmelerden bir birimizi haberdar ediyorduk. Ela Hanım o kadar sıcak ve içten anlatıyordu ki, bir an gözlerine bakınca tüm o kendini ön plana çıkarmayan alçakgönüllü tavırlarının ardında aslında söyleyecek sözü olan insanların o bakışı ile karşılaştım. Böylece sohbeti biraz daha uzatmak istedim.

None - Eğitiminizi endüstri tasarımı üstüne yapmışsınız ve sonra da ABD’ye gitmişsiniz. Oraya gittiğinizde neler yaşadınız? Özellikle o yıllarda kendinizi sanatsal anlamda belki biraz yabancı hissetmişsinizdir…

Aslında ben şanslıydım. Ankara’da yetiştim. Ailem, sanata, tasarıma çok meraklıydı. Ankara sanatsal anlamda çok hareketli bir yerdir. Bizde takip ederdik. Yani, belli bir birikimim vardı orada hayata başladığımda. Ben ABD’ye fotoğraf okumaya gittim. Benim için mücevher, alıştığımız geleneksel mücevherdi. Okurken öylesine mücevher diye bir ders aldım ve bambaşka bir şey olduğunu gördüm. Tabii endüstriyel tasarım eğitimi sırasında çok malzeme öğreniyorsunuz, teknik hakkında bilginiz oluyor. Birde ellerimle yapmak hoşuma gitti! Yapıp bitirip hemen takmak ya da başkasının üstünde görmek… Onunla dolaşıyor o iş…

- Sizin bildiğim kadarıyla akademisyen yönünüzde var, işin o tarafında olmak nasıl bir duygu?

Şu an sadece Bilgi Üniversitesi tasarım yönetimi bölümünde bir dersim var. Akademiysen olmak, çok güzel bir duygu… Karşılıklı çok beslenen bir şey… Ne yazık ki bugün Türkiye’de endüstrinin bu kadar büyük olmasına rağmen gerçek anlamda çağdaş mücevher tasarımı eğitim veren bir tane Mersin’de bir üniversite var. Başkada yok sanırım. Koleksiyonların özgün tasarımlardan oluşturumaları gerekiyor. Bunun içinde yetişmiş tasarımcılara ihtiyaç var.

None - Türkiye “modern mücevher tasarımı” dendiğinde sizce nerede duruyor?

Biz şu anda Dünya’nın geldiği noktanın elli yıl öncesindeyiz. Biz hala ’60’ları yaşıyoruz. Yeni yeni mücevher tasarımcılarının bireysel çabalarıyla farklı işler üretilmeye başlanıyor ve yavaş yavaş bunlar kabul görür hale geliyor. Önce okulların açılması gerek. Maalesef yeterli sayıda galeri yok, galerilerin açılması bu aşamada çok önemli. Ve tabii bu konuda eğitilmiş insana ihtiyaç var. Dolayısıyla daha bizim önümüzde çok zaman var.

- Bugünkü ekonomik koşullar düşünüldüğünde, pazarında olması gerekiyor. Belki bu işin pazarının olmadığını görüp bu işe girmekten kaçınıyorlar da olabilir. Siz ne düşünüyorsunuz?

Pazar olabilir. Daha doğrusu zorlanabilir. Pazarın isteğine göre değil de, bizler sunduğumuz işlerle pazarı yaratabiliriz. Çünkü pazarı iyiye götürmek tasarımcının elinde. Cesur olmak gerekiyor. Bazı firmalar bu riski alabilecek durumdalar. Ama almıyorlar ve standart işler yapmayı tercih ediyorlar.

None

- Türkiye’nin modern tasarım işlere henüz hazır olmadığı anlaşılıyor konuşmanızdan. Ancak sizde kendinizi döndürmek durumundasınız.
Evet haklısınız o yüzden farklı türde işlerimizde var. Aslında biz tasarımcı olduğumuz için hem böyle kendi fantezimiz olan işler yapıyoruz kağıt mücevher gibi, hem de tasarıma yönelik daha geleneksel malzemelerle mücevherler hazırlıyoruz. Bu işlerde bizim sanatsal değeri olan bu işleri yapmamıza olanak sağlıyor.

- Bu olumsuzluklara rağmen bir biçimde sizin gibi bu işte ısrarla ilerleyenler var. Pek, sizin tasarımlarını beğendiğiniz yerli tasarımcılar kimler?

Ayşe Ünaydın, Ayşe takı, benim için çok önemli. Bu konuda ilk defa çağdaş mücevher galerisini açtı. Bize destek oldu ve çok insan yetiştirdi. Sonra Nelli vardı. Hem çok insan yetiştirdi, hem de galerisi ile çok işler yaptı. Kendi işleride özel işlerdi, kendi çizgisi olan bir tasarımcı. Gençlerde ise aklıma ilk gelenler Sadi Tekin ve Burcu Büyükünal.

None

- Bu güzel sohbeti sonlandırmadan önce öğrenmek istediğim küçük bir şey daha var. Konuşmamız sırasında bugüne kadar birbirinden farklı pleksi, polyester, epoksi, titanyum, keçe, kağıt, bez ve poliüretan gibi malzemelerle çalıştığınızdan bahsettiniz. Peki, gelecekte kullanmayı düşündüğünüz malzeme hangisi?
Kağıtlarla işim daha bitmedi. Gazete kağıtlarıyla çalışmaya devam etmek istiyorum. Mücevher, belki obje… Obje ayrı bir zevk… Ve ürün tasarımı ise o çok başka bir şey!

Nazlı Şatıroğlu

Triwa'nın Yeni Saat Koleksiyonu

Triwa 2013 Yaz Saat Koleksiyonu

None Eteklerle, jeanlerle, pantolon ve elbiselerle, hafta içi, hafta sonu günün her saati kullanacağınız "yaza özel" saatleri düşünün. İşte o saatlerden ...
Triwa'nın Yeni Saat Koleksiyonu Devamını Oku >>

Yorum Yapın!