08 Şubat, 2012
Womenist.net in English
ARA
 
  Ana Sayfa      Üye Kayıt Formu    Üye Girişi    
Seyahat önceki sayfaya geri dön

Ortaçağdan kalan gizemli adalar…

Gökçeada yaşı ilerlemiş insan gibi; durgun, huzurlu, mis kokulu, içine kapanık. Bozcaada ise ilerleyen yaşına rağmen; hareketli, coşkulu ve de dışa dönük.
Gökçeada
Gökçeada’ya yaklaşık 13 yıldır gider, gelirim. Orasının benim gittiğim andan itibaren keşfedilmemesini diler, her zaman için bakiliğini korumasını isterim. 13 yıldır onu gözlemler, inceler, analiz eder, neresinde, nasıl değişikler olmuş saptarım. “Oh, iyi, bu sene de pek bir değişiklik yok!” der, iç rahatlığı ile İstanbul’daki kaosuma geri dönerim. Gökçeada’nın sonsuz bir dinginliği ve bu dinginliğin de getirmiş olduğu meditatif bir durumu vardır. Kuzu Limanı’ndan merkeze doğru yol almaya başladığınız andan itibaren kekik kokusu dört bir yanınızı çevreler. Merkeze geldiğinizde ise restoranları, manavları, bakkalları, ufacık bankaları ve bir tanecik pastanesiyle sizlere primitif bir tatil, eğer dilerseniz de güzel bir hayat sunar.


Ulaşımda ise birçok alternatif sizleri beklemektedir. Araba ile gidiyorsanız eğer, Kabatepe’den kalkan arabalı feribotlar 1 saat 15 dakika içerisinde Kuzulimanı’na ulaşıyor. Evet, artık Gökçeada’dasınız! Peki, şimdi sırada konaklama mı var? Kaleköy’ün benzersiz manzarasına sahip Yakamoz Otel, içinde barındırdığı restoranı ile de sizlere farklı lezzetler sunabilecek bir yer. Zeytinliköy’de bulunan Zeytindalı Otel ise Gökçeada’nın ruhunu tamamıyla taşır nitelikte.


Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada’ya gittiğiniz her sene, bir başka yönünü keşfetmek ile geçer. Bitkisi örtüsü çeşitliliğinin avantajı ile oldukça verimli topraklara sahiptir. Şöyle bir rivayet de vardır; Rum halkı eski yıllarda korsanlardan korunmak için evlerini dağların eteklerine yapmışlardır. Sonraki yılların gerçeği ise ovalık alanları tarla olarak kullanmış olmalarıdır. Öyle ki 1960’lara kadar Çanakkale’ye meyve- sebze hep Gökçeada’dan gidermiş. Sizleri şaşırtacak olan bir diğer şey ise başıboş gezinen keçi ve koyunlar olacaktır. Sular bakımından en bol suyu ile de Dünya’nın dördüncü adasıdır. Türkiye'nin en batı ucu olan bu adadan Kaleköy'ün eşsiz manzarası ile birlikte günbatımını da izlemek sizlere ayrı bir keyif verecektir.


Gökçeada’da 10 köy olmasına rağmen gelenlerin en çok dikkatini çeken köyler; Bademli, Dereköy, Tepeköy ve Zeytinliköy’dür. Bademli Köyü, adanın en güzel manzaralarından birine sahiptir. Köyün etrafında bolca badem ağacı vardır. Asırlık çınar ağacının yanında bulunan eskinin çamaşırhanesiyle, bugünün gürül gürül akan çeşmesinden  ve Dimitri’nin kahvesinden alacağınız bir yudumla mükemmel zaman geçireceksiniz. Bir diğer köy ise; Dereköy. Zamanında 1950 hanesi ile Türkiye’nin en büyük köyü ünvanına sahip olan Dereköy’de şu an 50- 60 hanede yaşam sürmektedir. Buraya gittiğinizde Rum Halkı’nın sıcaklığını doyasıya hissedeceksiniz. Köyde bulununan ve ibadete açık olan Hagia Marina Kilisesi ve Koimesis Tis Theotokos Kilisesi’ni de görmeden dönmeyin.


Yüksek tepelere konuşlandırılmış köylerin en yüksekte olanı Tepeköy’dür. Köy, volkanik Aya Dimitri Tepesi’nin yamacına
kurulmuştur. Manzarasıyla da büyüleyici bir atmosfere sahiptir. Burada mutlaka görülmesi gereken yerler; Evangelismos
Teotoku Kilisesi ve eski Rum mezarlığıdır. Yine Tepeköy’de bulunan Barba Yorgo’nun yerinde mola vererek, eşsiz mezeleri tadabilir ve lezzetli ev şarabı eşliğinde buranın keyfini çıkarabilirsiniz. Mis gibi dibek kahvesinin kokusunu mu aldınız? İşte sizlere lezzetli mi lezzetli dibek kahvesini tattıracak olan bir köy; Zeytinliköy. Diğer köylere nazaran daha hareketli olan Zeytinliköy kahvehaneleri ile meşhur. Dibek kahvesini ister Orhan Karatay’ın yerinde, ister Madam’ın Yeri’nde, ister Panayot’un 100 yıllık yerinde için. Tadacağınız lezzete bayılacaksınız.


Ayrıca, peynir kayalıklarını, kaya mezarlıklarını, sualtı milli parkını ve tuz gölünü de görmeden dönmeyin.


Adanın olmazsa olmaz, gidip de yapmamak, o tarihlere denk gelinip de katılmamak olmaz gibi gelenekleri, mekanları ve alışkanlıkları vardır. Adanın en büyük eğlencesi ve en büyük etkinliği olan,14- 16 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen Meryem Ana Panayırı kaçırılmaması gereken bir şenlik. Domates reçeli, sakızlı muhallebi, efibadem, dibek kahvesi ve özellikle Rum Köyleri’nden almanızı tavsiye edeceğimiz katkısız ev şarabı gibi lezzetleri tatmadan sakın evinize dönmeyin.


Organik tarımı ile tescillenmiş olan Gökçeada'nın sebzelerinden de bol bol tüketin. Zeytincilikte, hayvancılıkta ve balıkçılıkta gelişmiş olan bu adadan zeytin ve zeytinyağından, mis gibi olan etinden, taze taze sofralarınıza gelen balığından kendinize gerçek bir şölen yaşatmadan da ayrılmayın.


Gökçeada’nın her ne kadar eski yaşanmışlığı sizi hüzünlendirse de burada yaşam bambaşka. Gerçekten nefes aldığınızı ve hayata dahil olduğunuzu hissetmek istiyorsanız rotayı Gökçeada’ya çevirin.

Bozcaada
Son zamanlarda popülaritesi daha da artan Bozcaada’nın havası bir başka güzel. Gökçeada’ya istinaden daha renkli, daha hareketli ve daha kalabalık. Bunda tabii ki küçük bir ada olmasının da etkisi çok fazla. Küçük ama sürprizlerle dolu ve oldukça keyifli zamanlar geçirebileceğiniz bir başka cennet. Her ne kadar bitki örtüsü bakımından boz görünse de, bakımlı evleriyle, benzersiz sahilleriyle, adaya has çiçekleriyle ve insanlarıyla oldukça renkli bir görüntüye sahip. Bu arada, adaya adım atmanız ile birlikte ise gözünüze ilk çarpan şey Türkiye’nin en iyi korunmuş kalelerinden biri olacaktır. İhtişamlı yapısı ile sizleri kendine hayran bırakacaktır.


Bozcaada’ya ulaşım ise oldukça kolay. Gün içerisinde sık sık feribot seferleri vardır. Geyikli Yükyeri İskelesi’nden kalkan feribotlar 35 dakikada adaya ulaşır. Özelikle kış sezonunda gitmeyi düşünüyorsanız feribot saatlerini telefon açarak kontrol etmenizde fayda vardır. Çünkü lodos ve poyrazın fırtına halinde estiği günlerde feribot seferlerinde aksamalar olabilmektedir. Ayrıca bizden söylemesi, Temmuz ya da Ağustos aylarında adaya gitmeyi düşünürseniz eğer 1-2 saat önceden iskelede olmanızda fayda olacaktır.


Sizleri burada da keşfedilmek üzere bekleyen birçok yer var. Şarap fabrikaları, Ayazma Manastırı, Göztepe, Bozcaada Müzesi, rüzgar gülleri, saklı kalmış koyları ve birçok kilise görmeden gitmemeniz gereken yerlerden sadece birkaçı. Özellikle şarabı ile meşhur olan Bozcaada’nın sizler için özel üretilen şaraplarından da tatmadan adadan ayrılmayın.


Bozcaada sokaklarıyla oldukça bakımlı bir görüntüye sahip. Bir zamanlar Bozcaada’nın ara sokaklarından geçen dere Rum ve Türk Mahalleleri’ni ikiye bölermiş. Böylece halk da birbirinden ayrılırmış. Bu farklı anlamanız ise çok zor olmuyor çünkü mimari yapılar kendilerini oldukça belli ediyor. RumSokakları birbirini dik keserken, Türk evleri kıvrımlı sokaklarasahip ve ahşap evlerden oluşuyor. Her ikisinin de ayrı bir havası ve kendine özgü kültürel değerleri mevcut.


Hem eğlenceye doymak, hem de yeni tatlar denemek mi istiyorsunuz? O zaman Bozcaada’da her yıl düzenlenen festivalleri sakın kaçırmayın. 24- 27 Haziran tarihleri arasında gerçekleşen Bozcaada Şarap Tadım Günleri ve 04- 05 Eylül’de yapılan Bağ Bozumu Festivallerinde bulunarak yeni tatlar keşfedebilirsiniz. 01- 03 Haziran tarihlerinde yapılan Uçurtma Festivali ile de çocukluğunuza dönerek doyasıya eğlenebilirsiniz.


Bozcaada öyle bir yer ki küçük ama kocaman bir dünyaya sahip. Bu yüzden günlük gezilere pek de uygun bir yer değil. Bir gece konaklamak ertesi günlerde de sizlere yeni yerler keşfetme imkanı sunabilir. Konaklamak için birbirinden güzel otellere, butik otellere, pansiyonlara ve apart otellere sahiptir. Sade ve modern tasarımı ile dikkat çeken 9 Oda Otelde oldukça rahat edebilirsiniz. Rum mahallesinin denize paralel en romantik sokaklarından birinde bulunan Ahinos Butik Otel ise sizlere sıcacık bir yer sunuyor. Kendinizi evininizde gibi hissedeceğiniz bir başka otel ise Petunya Apart. Adı gibi oldukça renkli karelere sahip olan Otel’de keyif dolu zamanlar geçireceksiniz.


Bozcaada, sahil kasabası tadında bir yer olmasından dolayı bünyesinde birçok restoran barındırmaktadır. Yakamoz Restoran, Battı Balık Restoran, Koreli Restoran, Martı Restoran ve Raki Restoran sizlere önereceğimiz yerlerden sadece birkaçı.

Bizler sizlere adresleri, gezip görülecek yerleri ve yapmanız gerekenleri yazıyoruz. Adanın muazzam manzarasını karşınıza alarak mükemmel zamanlar geçirmek ise sizlere kalıyor.”.

Beyza Kahraman

Etiketler:
Gökçeada
Bozcaada
adalar




    Bu makale için henüz yorum yapılmamış     
İsim-Soyisim

e-mail

yorum
         
 
Arkadaşınla paylaş Yazdır
Konuyla ilgili diğer makaleler  
  Seyahat- Diğer makaleler Bütün makaleler
Valencia'da aşk başkadır!
  Zamanın birinde sıcacık güneşiyle karşıladı beni Valencia.
   
Qatar Airways’ten yepyeni rotalar!
  Qatar Airways’in yeni rotalarındaki uçuşlar uzağı yakınlaştırıyor, memnuniyet uyandırıyor
   
Önce rahatlayın, sonra enerji depolayın!
  Şehir dışından spa ve termal oteller; ‘Gelin, dinlenin, yenilenin, gevşeyin, enerji depolayın’ diyor adeta. Onlara teker teker cevap vermek isterseniz, buyrun sizi böyle alalım
   
Karibu Kenya; Kenya’ya hoş geldiniz!
  Afrika’nın kültürel ve doğal zenginliklerle dolu cennet köşesi Kenya’ya doğru bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?
   
Galata’nın ruhu butik otellerinde!
  ‘İstanbul’a Galata Kulesi’nden bakmayan, İstanbul’u görmüş sayılmaz’ demiş Melling. Biz de diyoruz ki Galata’da bir gece geçirmeden İstanbul’da kalmış sayılmazsınız
   
 
| | | | | | | | | | | | | | | |

© 2009 - 2011 | Tüm hakları saklıdır. Web sitemizde yer alan yazı, görsel ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Womenist.net'i açılış sayfanız yapın! Womenist.net'i favorilerinize ekleyin! Womenist.net'i takip edin Womenist.net'i takip edin