|
bir Ben artık gitti diye Twitter’ın bir tarafına yazmıştım. O meğer benimle olmak için eski defterleri kapatmaktaymış. Ben ilk durakta inecek var, şu köşede bekleyen ilginç bir insan derken, o meğer 1, 2, 3 ve 4 numaralı adayların giriş kartlarını toplamış, kapıları kapamış, beraber olmamamız için sinyal gelir mi diye durmaktaymış.
Ben heyecanlanmıştım. En başında. Saçlarının yüzüne düşen kısmını sevmiş, ona baktıkça yanında durmak istemiş, acabalardan kıskananlar çatlasınlara uzanan 200 metrelik bir yol hayal etmiştim. O maratoncuymuş. Nefesim kesindiğinde elimi tutmak istemiş, düşersem kaldırmak. Tökezlememişim.
Ben Cuma gecesi arasın, Cumartesi kahvaltıya çağırsın, pazar da çimlerde uzanalım diye beklerken, o hangi çekmeceyi ayırsam, Ağustos’ta nereye gitsek, bizim oğlanlar bu kızı sevecek hesapları yapmaktaymış. Ben heyecanımdan herkese onu anlatırken, o beni kendine saklamış. Sorup soruşturana tanımıyorum demiş. Ben, varılacak yerlere odaklanıp etrafa bakmamışım, o program yaparken geç kalmış. Ben sabırsızmışım, o garantici. Olmamış.
ikiDoğru yer zaman yok da yanlışı var bu işin. Gece. Gürültülü mekanda, ben seninle uzun vadede bir ilişki düşünmüyorum lafını yiyecek taraf içkileri gazlamışsa. Susmalı öteki taraf, panik içinde başladığı ama çok seviyorum seninle dolaşmayı, biz yine de görüşelim konuşmasını ertesi güne bırakmalı. Çünkü içki, zaten kendini fenalarda hissettiğin günün sonunda, hadi biraz modumuzu dağıtalım diye eline düşmüşse, üzerine dinlemek isteyeceğin son şey lise tadında yüz kelime. Olmuyorsa olmuyor, kimsenin hayatına ben yanınızda huzur buldum kontenjanından isim yazdırılamıyor. |