08 Şubat, 2012
Womenist.net in English
ARA
 
  Ana Sayfa      Üye Kayıt Formu    Üye Girişi    
Kültür & Sanat önceki sayfaya geri dön
Pırıl Güleşçi Arıkonmaz     |    

Chelsea'de sanat dolu bir gün

New York’a ne zaman giderseniz gidin, Chelsea’de görülebilecek onlarca kaliteli sergi var.
Heli Rekula
Evet biliyorum, New York'u ziyaret etmek için pek de tercih edilecek aylar değil bu sıcak yaz ayları. Özellikle de benim gibi sanat ağırlıklı seyahatlere çıkıyorsanız çok önemli sergileri ve etkinlikleri yakalama ihtimaliniz oldukça düşük. Ama benim yerimde kim olsa çıkardı bu yolculuğa eminim. İş seyahatine çıkan eşimin davetlisiyiz, hem ben hem de büyük oğlum Ali. Bir haftaya bile sığması mümkün olmayan onca faaliyeti başarıyla dört güne yayıyoruz; çok yoruluyoruz ama bir o kadar da keyif alıyoruz. Chelsea galerilerine ayırdığım gün ise benim için New York gezisinin en besleyici günü.

On dört yaşındaki oğlumla birlikte galeri turuna çıkma fantazisi oldukça zorlayıcı ama kafama koydum bir kere! Önce Chelsea'de galeriler gezilecek, sonra 'High Line' üzerinden Meatpacking'e geçilerek yemek molası verilecek, sonra tekrar Chelsea turuna devam edilecek. Hatta bu geziden iki tarafın maksimum keyif alabilmesi için kaykay benzeri 'the wave' alışverişini bile önceden yaptım ve oğlumla en az otuz galeri gezmeye kararlıyım.

Gagosian'daki "Roy Lichtenstein: Still Lifes" sergisi dikey olarak ele alınan çok kapsamlı bir sergi. Bu devasa galerinin altı bölümünde Pop Art'ın usta isminin, yaklaşık seksen natürmortu resim, desen ve heykel olarak bir araya getirilmişler. Tony Shafrazi Gallery ise Bill Beckley'nin sanatını birçok yönüyle ele almayı tercih etmiş.

David Zink Yi
"Etcetera" Beckley'nin yetmişlerden bugüne renklerle görsel estetiğin sınırlarını zorladığı müthiş fotoğraflarını gözler önüne seriyor. Bortolami'de ise katlanmış fotoğraflarıyla Jack Pierson var. Serginin kendisinden çok adı aklımda kalıyor: "Go there now and take this with you". Geçtiğimiz Mart Chelsea'deki yeni mekanına taşınan Marc Jancou Contemporary'de ilk kişisel sergisiyle Sam Salisbury yer alıyor. Genç sanatçı otoportre serisinde yakaladığı gerilimi, deformasyona uğratarak oluşturduğu portreleriyle yakalıyor. Ortadoğu ve Afrika çağdaş sanatından bir seçkiyi yan yana getiren "Barakat: The Gift" ise STUX'da. İtalyan küratör Gaia Serena Simionati'nin dokuz sanatçılık bu sergiye davet ettiği isimler arasında Türkiye'den Barış Sarıbaş var. Oldukça başarılı bulduğum sergide Sarıbaş'ın işlerinin yanı sıra Senegalli Maimouna Guerresi'nin videosu da kesinlikle çarpıcı bir çalışma. Diğer bir Türk sanatçıyla ise RWFA'da karşılaşıyorum. "Big Girls" adlı kadın fotoğrafçıları bir araya getiren sergide Pınar Yolaçan'ın 'Mother Goddess' projesinden iki işi sergileniyor. Heli Rekula'dan 'Desire' ise buradaki en etkileyici çalışma.

Martin Schoeller
Yarım gün oğluma yetip artıyor, sanata doyduğunu söyleyerek yolunu benimkiyle ayırıyor. Bastıran korkunç yağmura ve pes eden oğluma rağmen elimde şemsiyem, galeri galeri dolaşmaya devam ediyorum. Danziger Projects, Rhode Island School of Design'ın fotoğraf bölümünden yeni mezun dört genç ile yaz karmalarına alternatif bir projeye yer veriyor.  Bu sergi sadece bir hafta sürecek ama sohbet ettiğim genç sanatçı Heather Johnson durumdan hiç de şikayetçi değil.  En beğendiğim grup sergisi ise Gladstone Gallery'deki "The Mass Ornament" ve özellikle de David Zink Yi'ye ait beyaz porselen mürekkep balıklarıydı.

Gördüğüm en küçük yağlıboyalar Justin Allen'ın 10 cm'lik ebatlarla gündelik nesneleri resmettiği "Turquoise Afternoon" adlı Robert Miller Gallery'de sergiledikleriydi. Metro Pictures ise üç bölümlü mekanında 75 sanatçılık kalabalık bir sergiyi, "Swell-Art 1950-2010"u izleyiciyle buluşturuyordu. Hasted Hunt Kraeutler’deki Martin Schoeller'in "Female Bodybuilders" sergisi ise gerçekten çok etkileyici. Serginin devamındaki "Close Up" serisindeki kimi portreler, özellikle de Marina Abromovic ve Paris Hilton'unkiler görülmeye değer. $20.000'lik kadin vücutçuların fotoğrafları, devasa boyutlarıyla sanırım tüm gün boyunca gördüğüm işler arasında en ilgimi çekenler idi. Onlarca galeriyi bir günde geziyorum, daha gezilecek birçok sergi var ama ne yazık ki gün bana kısa geliyor...

Etiketler:
Chelsea
sanat
dolu
bir
gün




    Bu makale için henüz yorum yapılmamış     
İsim-Soyisim

e-mail

yorum
         
 
Arkadaşınla paylaş Yazdır
Konuyla ilgili diğer makaleler  

Sil baştan başlamak gerek şimdi!

Bisikletlerin Ducatisi motorların Bentley'i

Resim eğitimi almak isteyen var mı?

Bisikletler çeşitlendi!

İş sanat Ocak Ayı Etkinlikleri

Siemens Sanat’ın Şubat Ayı Güncel Sergisi..
  Kültür & Sanat- Diğer makaleler Bütün makaleler
New York’ta İstanbul’74 rüzgârı esti!
  İstanbul’74, New York’ta bulunan Lehmann Maupin Galeri ile ortaklığı çerçevesinde Alman sanatçı Sandro Kopp’un ‘There You Are’ adlı sergisini New York’a taşıdı.
   
Siz nasıl bir anı ölümsüzleştirmek isterdiniz?
  Kadın Gözüyle Hayattan Kareler’12 Fotoğraf Yarışması için başvurular başladı
   
Cavidan, içinizdeki uyuyan aşkları uyandıracak!
  Argün Albayrak’ın kaleminden dökülen Cavidan; okuyucusunu aşk ve heyecan dolu bir maceraya davet ediyor
   
Ercan Akbay ile “Ten Kokusu” üzerine…
  Koku insanları birbirine bağlayabilir mi? Sorunun cevabı Ercan Akbay’ın son kitabı “Ten Kokusu”nda gizli
   
Can Evgin şimdi de Centre Pompidou’da
  Venedik’te gerçekleştirilen kısa film festivali Venice Circuito Off International\'da filmi ile dikkatleri üzerine çeken Can Evgin’in \"Internet is a Desert\" isimli filmi 6 Şubat gecesi Avrupa...
   
 
| | | | | | | | | | | | | | | |

© 2009 - 2011 | Tüm hakları saklıdır. Web sitemizde yer alan yazı, görsel ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Womenist.net'i açılış sayfanız yapın! Womenist.net'i favorilerinize ekleyin! Womenist.net'i takip edin Womenist.net'i takip edin