“Kaldırım Serçesi”; Edith Piaf.. - womenist.net 

“Kaldırım Serçesi”; Edith Piaf..

Hayatındaki yaşanmışlıkları sesine yansımış olan eşsiz bir ses..

None O ki sadece Batı’da 50’lerde ‘Piaf romantizmi’ yaratan bir isim olarak kalmamış, şu zamanlardaki 80’ler kuşağının bile büyük bir haz duyarak dinlediği; içine dokunan, kalbini sızlatan, bambaşka diyarlara- hayallere sürükleyen eşsiz bir sese sahip ses sanatçısına dönüşmüş. Talihsizliklerle başlayan bir hayat ve acılarla son bulan romansın unutulmaz ve de büyülü şantözü Edith Piaf.

Edith Piaf 19 Aralık 1915 yılında Paris’te dünyaya geliyor. Gerçek ismi ise Edith Giovanna Gassion. Annesi Annetta Giovanna Maillard pek de klas olmayan yerlerde şarkılar söyleyerek, babası da Louis- Alphonse Gassion kontorsiyonist olarak hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Fakat Edit Piaf doğduktan kısa bir zaman sonra annesi kızını iş sebebi ile büyükannesine bırakıp, ülkesini terk ediyor ve İstanbul’a geliyor. İstanbul’da çeşitli gazinolarda şarkı söylüyor, hayat kadınlığı yapıyor. Piaf ise genelev işleten büyükannesinin yanında, ilerleyen zamanlarda yaşamını etkileyecek ve birçok alışkanlıkları burada edineceği sefil bir yaşama ilk adımı da atmış oluyor. Bu sırada Edit hastalanıyor ve kısa bir süreliğine de olsa görme yetisini kaybediyor. Fakat çok uzun sürmeden tekrar görmeye başlıyor.

None Ciotti Sirki'yle 7 yaşındayken ilk turnesine çıkıyor. Bu turnenin getirisi olarak da 10 yaşından itibaren sokaklarda şarkılar söylemeye başlıyor. 15 yaşında Paris'te sokak sanatçısı olarak yaşamaya çalışırken, kabare sahibi Louis Leplee ile karşılaşıyor ve Leplee Piaf’ın sesine hayran kalıyor. Leplee Piaf'ın lakabını "Küçük Serçe" koyuyor. Fakat bu lakap kullanıldığı için “Küçük Serçe lakabı"Kaldırım Serçesi"ne orjinal adıyla"La Mome Piaf”a dönüşüyor. Bu andan itibaren Edith Piaf'ın kariyeri başlıyor ve kısa süre içinde tüm Fransa’nın gurur kaynağı olarak kabul ediliyor.

None Kaotik olaylar, hayatı boyunca onun peşini bırakmıyor. Talihsizlikler, bağımlılıklar, şanssızlıklar, terk edilişler… Hüzne dair ne varsa her şeyi ama her şeyi yaşıyor. Öyle ki 17 yaşındayken ilk ve tek çocuğunu doğuruyor. Marcelle adını verdiği bu talihsiz kız çocuğu ise 2 yaşındayken menenjitten ölüyor. Piaf yağmurlu bir günde trafik kazası geçiriyor ve hayatı boyunca boynunu doğrultamayacağı şekilde sakat kalıyor. Skandal evlilikleri, başından geçen İkinci Dünya Savaşı serüveni Edith Piaf’ı feci şekilde yoruyor. Belki de bunca acının yaşanmışlıkları onun sesinin dokunaklı tarafını yaratan nedenler oluyor. Hayatta belki her şeyden vazgeçiyor ama aşık olmaktan asla vazgeçmiyor. Son aşkı Fransız ortasiklet boks şampiyonu, evli ve üç çocuk babası Marcel Cerdan oluyor. Edith ile Marcel birbirlerine deli gibi aşık oluyorlar. Bir gün Marcel Fransa dışına çıkıyor ve Edith onu yanında istediği için telefon açarak yanına gelmesini söylüyor. O gün yola çıkan Marcel’in uçağı düşüyor ve uçaktan bir kişi bile kurtulamıyor. Piaf bu haber üzerine yıkılıyor ve toparlanamayacağı bir zaman dilimine giriyor.

None İşte bu zamanlarda da hem alkole olan hem de uyuşturucuya olan bağımlılığı artıyor. Ölümüne kadar kendisini hep bu şekilde avutmaya çalışıyor. Bu yaşama, bedeni ve sağlığı daha fazla dirayet gösteremeyerek Fransız Rivierası’ndaki Plascassier’de, 10 Ekim 1963’te karaciğer kanserinden vefat ediyor. Cenazesi öyle kalabalık olur ki 100.000 kişinin katılımıyla izdiham yaşanıyor. Bunun üzerine ünlü şarkıcı Charles Aznavour, Edith Piaf’ın cenaze törenini anlatırken “İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinden beri Paris’in trafiğini tamamen kilitleyen başka bir olay olmamıştır.” sözleri bu kalabalığı betimler nitelikte oluyor.

None Ayrıca, Edith Piaf’ın hayatını anlatan bir film de bulunuyor. 2007 senesinde vizyona giren filmin adı da sanatçının lakabını taşıyor; “Kaldırım Serçesi”. Edith Piaf'ın bir konser esnasında sahnede bayılması ile başlayan film daha sonra onun çocukluk yıllarına giderek gelişimini gözler önüne seriyor. Çocukluk ve gençliği, kariyerinin gelişimi, hastalığı ve kariyerinin sonu sıra gözetmeksizin perdeye yansıtılıyor. Bu arada sanatçıyla özdeşleşen pek çok şarkıyı dinleme fırsatı veriliyor. Film yine onunla özdeşleşen; “Non, je ne regretterien” şarkısını Olimpiya Müzikholü’nde seslendirmesi ile son buluyor. Edith Piaf’ı canlandıran isim ise yine bir Fransız oyuncu olan Marion Cotillard oluyor. Oyuncu bu rolü öylesine benimseyerek ve başarılı bir şekilde oynuyor ki, bu durum birçok ödülü de beraberinde getiriyor.

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!