Başbakanının gururla doğunun Paris’i olarak adlandırdığı Beyrut şehri Akdeniz’de bir yarımada konumunda. 400 yılı aşkın bir süre Osmanlı hâkimiyetinde olan bu topraklar daha sonra Fransız hakimiyetine geçmiş,1943 yılında Lübnan’ın bağımsızlığını ilan etmesi ile Beyrut başkent olmuş. Şii ve Sünni Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Dürziler’in beraber yaşadıkları bu topraklarda iç savaş öncesi Müslüman ve Hıristiyan halkı eşit bir oranda iken savaş sonrası Müslümanların çoğunluğu artmış.
Şehrin sanki iki tepe arasında bölünmüş, Doğu Beyrut ya da Ashrafiyah diye adlandırılan bölüme daha çok Katolikler yerleşmiş. Yabancı elçiliklerin ve Amerikan Üniversitesi’nin bulunduğu bu bölge daha turistik. Şehrin batısında Musaytibah diye adlandırılan bölgede ise Sünni Müslümanlar ağırlıkta. Şii Müslümanlar ve Filistinliler şehrin güney bölgesinde yoğunluktalar.
1975 ile 1990 yılları arasında yaşanan iç savaş sırasında İsrail’in de 1982 yılında işgali ile ülke çok ciddi yaralar almış. Savaşın izlerini taşıyan hüzünlü binaları şehrin her yerinde görmek mümkün. Ancak Beyrut öyle bir şehir ki her köşede de yeni sürprizlere açık olmalı. Savaş sırasında Müslüman milislerin kontrolünde olan “Green line” yani yeşil hat artık ünlü mağazaların, restoran ve kafelerin bulunduğu bir bölge. Corniche diye adlandırılan bölge ise şehrin güneyinde bulunuyor. Sahilde koşan, yürüyen Lübnanlılar’ı göreceğiniz bu geniş bulvar sizi güvercin kayalarına götürür. Burayı da mutlaka görün.
Şehrin gürültüsünden uzaklaşmak ve dertlerinin unutmak isteyenlerin gittiği Beyrut’u çevreleyen tepelerden biri olan Harissa Tepesi ve Virgin Mary Kilisesi kaçırılmaması gereken yerlerden. Bu tepeye çıkmak için bindiğiniz teleferik ise size bambaşka bir zevk veriyor. Arzu ettiğiniz takdirde hem tepeye çıkarken hem de inerken muazzam güzellikteki manzaraya karşı isterseniz size şampanya bile ikram ediliyor. Beyrut’un hemen yakınında Bekaa Vadisi’nde Litani Nehri kıyısındaki bir başka yerleşim yeri ise Baalback. Romalılar zamanından Heliopolis olarak adlandırılan ve o dönemde inşa edilmiş en büyük Roma Kilisesi’nin kalıntılarını görebileceğiniz bu yer Beyrut’ta mutlaka gezmenizi önereceğimiz yerlerin başında geliyor. Dönüş yolunda da Ksara şarap evinde durup mutlaka bir şarap içmelisiniz.
Beyrut’a yarım saat uzaklıkta olan Unesco tarafından korunması gereken miraslardan biri ilan edilen 7000 yıllık antik kent Byblos’u da görmenizi öneririz. Bugün kullanılan alfabenin ilk başladığı yer kabul edilen Byblos’u gezdikten sonra öğle yemeği için Pepe’s ya da Bab el Mina’da bir balık lokantalarında durabilirsiniz..
19. yüzyılın Arap mimarisine en güzel örneklerden biri olan ve Emir Chehab tarafından inşa edilen el Chouf Moutain ve Beiteddine’yi (kader evi) görmenizi öneririz. Beyrut otellerin oldukça yoğun olduğu bir şehir. Beyrut’a gittiğinizde size kalabileceğiniz birkaç otel önerebiliriz. Albergo Hotel , Achrafieh Bölgesi’ndeki bu butik otelin her odası farklı dekore edilmiş... (Tel: +9611339797.) Le Grey Hotel, çatı katındaki barı ve yüzme havuzu ile mutlaka görülmesi gereken bir yer. (+9617010322) Yeni açılan Four Seasons Hotel Beirut, Four Season şıklığının ve konforunun olduğu bir mekan. (+9611761000) Le Gabriel Hotel ise sofitel zincirinde oldukça konforlu ve özenli bir servis alabileceğiniz bir yer. (+9611203700)
Şehrin Gemayzieh bölgesinde yer alan Miyu’da geceye başlamadan önce zevkle bir mohito içebilirsiniz. Eğer Beyrut’un kalburüstünü görmek istersen mutlaka So adlı sushi restoranına gitmelisin. Tüm şehrin yolu bir şekilde oradan geçiyor. Maameletein’deki en ünlü balık lokantası Chez Sami’yi de unutmamak lazım. (+9619910520) 2009 yılında dünyanın en iyi barı seçilen Sky bar güzel müziği ve eğlenceli atmosferi ile görülmeye değer yerlerden başka bir tanesi. Müzik çok çılgın olmadan önce, daha erken saatlerde keyifli ve sakin bir yemek yemek de mümkün burada. Beyrut’a gelip de Arap müziği dinlemeden olmaz. Starco, ünlü Lübnan’lı şarkıcı Tony Hanna ve grubunu ağırlayan canlı müzik yapılan bir müzikhol. Burada bol bol masaların üzerinde dans edebilirsiniz..
Abc Mall’da bulunan Leila Restaurant özellikle öğle yemekleri için çok hoş bir mekan. Gece burası kulüp oluyor. +9614405305 Mar Mikhaeil’deki Tawle Restaurant sadece öğle yemekleri için hizmet veriyor. Bu restoranın en büyük özelliği her gün farklı bir Lübnan yemeğini servis yapması. Böylelikle her gittiğinizde farklı bir menü ile karşılaşıyorsunuz. Gurme olan sahibi Kamal Mouzawak aynı zamanda Downtown ‘da “Souk El Tayeb” adlı yerin de sahibi. Bunun dışında Le Leutetia, Cocteau, Al Dente veya the Roof at Albergo Hotel’de de keyifli yemek yiyebilirsiniz.
 Beyrut alışveriş içinde gerçekten çok özgün bir yer. Tüm önemli markaların butiklerinin olduğu şehirde oldukça özgün yerlerden bazı örnekler vermek istersek Sursok Sokak’ında mücevher tasarımcısı Nada Le Cavalier, Four Season Oteli’nin hemen yakınında ki Vivianne Debbas ve Selim Mouazzanar’in dükkânlarını önerebiliriz. Artisan du Liban et d’orient abayaların yanı sıra el dokuması gibi farklı şeyleri bulabileceğiniz özgün bir dükkan. Orient 499 yine hediyelik almak istediğinizde uğrayacağınız hoş bir yer. Tabaris Achrafieh’de bulunan çok özgün çanta tasarımları yapan Sarah’s Bag adlı dükkanda keyifli notlar işlenmiş çantalar var. Bu dükkanla aynı sokakta hemen sonra çapraz köşede ünlü tasarımcı Rabih Kayrouz’un La Maison de Rabih Keyrouz adlı butiği bulunmakta. Buradan çıkınca biraz yürürseniz Saifi Village’a varırsınız. Burası dekorasyondan kıyafete aksesuara küçük butiklerin bulunduğu bir yer. Unutmayın yeniden inşa edilmiş Downtown Bölgesi’ne de mutlaka gidin. Elie Saab, Christian Louboutin gibi tasarımcıların butikleri bu sokakta.
İstanbul’a dönmeden önce mutlaka havaalanında Al Rifai Kuruyemişçisi’nden Lübnan usulü baharatlı kuruyemişlerden almayı unutmayın. |