Tahterevalli dengeyi sevmez - womenist.net 

Tahterevalli dengeyi sevmez

Tahterevalliyi bilmeyen ya da binmeyen var mıdır?

“Taht- ı revan” yani; yürüyen gezdirilen taht kelimesinden geliyor, tahterevalli… Bir keyif objesinin oyunlaştırılması yani…

Tahterevallinin tüm neş’esi bir aşağı bir yukarı inip çıkmasıyla olur. Çocukken hem eğlendiğim hem de korktuğum bir şeydi, tahterevalliye binmek…

Ben aşağıdayken ve ayaklarımla kontrolün bende olduğundan emin olduğum anlarda büyük haz alırdım. Oyunu kontrol etmekten, karşımdakinin yarı korkulu yarı bilinmez ifadesini seyretmekten, hep yukarıda kalmaya mahkum ediverecekmiş gibi gücü elimde tutmaktan… Yukarıda olduğum zamanlarsa karışık… Hem korku duyardım hem de kaderimi bir başkasının eline bırakmış olmanın ezikliğini…

Tahterevalliyi bunca basitliğine karşın cazip kılan ne ola ki?

None Zevki veren ve tahterevalliyi cazip kılan; inişler ve çıkışlar, teslim oluş ve teslim alışlar, mazlum’dan zalim’e kayışlar bence…

Tahterevallide oturan dengede kalmayı pek sevmez. Bazen, gözgöze muhabbetin coşkulu iniş ve çıkışlara baskın geldiği olur elbet. Ama bu denge halinin çok uzun sürmesini istemez her iki ucunda sallananlar… Dinginlik tahteravallinin doğasını bozar çünkü. Dengede olmak isteyen aşağı iner olur biter, öyle değil mi?

Bir aşk ilişkisinde olmak da tahterevallinin doğasına gerek duyar bence…

Taraflardan biri çektiğinde diğerinin uzağa gitmesi, cazibeyi artırır. Birinin kaçması, kaçarken kovalama vaktini de kollaması gerekir. Her an gidebilecekmiş olmak, tahterevallide aşağıda olmaya benzer. Kontrol aşağıdakindedir. Karşıdakinin korkudan büyümüş gözleri bizim gücümüzü onaylar. Sonunda o’na acıyıp aynı seviyeye gelmeye izin verdiğimizde bir yanımızla yukarı çıkma sırasının bizde olduğunu biliyoruzdur.

Bazı ilişkilerde yukarda olan hep aynı kişi olur. Aşağıda olan, zalimliğin tadını aşka tercih ettiğinden ilk fırsatını bulduğunda oyundan kaçıp gidecek olanı pek düşünmez artık. Yukarda kalan çok korktuysa, bir daha tahterevalliye tövbe bile edebilir. Ya da bir zalime dönüşür: dişine göre yani zorlanmadan düşme korkusunu yaşatabileceği birileriyle biner artık tahterevalliye…
Kontrolü hep başkasına vermenin ezikliği, düşme korkusuyla birleştiğinde inanılmaz bir işkenceye dönüşür yukarıda olmak…

None Bıkmadan, coşkulu bir aşk ilişkisini yıllarca sürdürebilmek bence tahterevallideymiş gibi aşağı yukarı salınabilmeyi gerekli kılar. Bazen mazlum olmanın çaresizliğini gereksiniriz, bazen de acımasızca haddini bildirmenin… Hiç şüphesiz karşımızdaki de bunu özler. Kontrolü bazen karşıdakine teslim etmek, bilinmezliğin heyecanı körüklemesine sebep oluyorsa, sıra bize geldiğinde daha da zevkle kontrol ederiz…

Nacizane derim ki, hep ilk sarılan siz olmayın. İlk ve hep güzel sözleri söyleyen de siz olmayın. Karşılığını almadığınız hediyeleri vermeye devam etmeyin mesela… Hep özleyen taraf, size vaktini ya da başka şeylerini yeterince vermediği için vızıldayan taraf da hep siz olmayın.

Elbette hediye verin, sarılın, öpün, özleyin ve söyleyin ve vızıldayın da…

Ama bunları yapan taraf hep siz olmayın… Kendinizi tahterevallinin hep en tepesinde kalmaya mahkum etmeyin…

Hep karşıdan bekleyen de siz olmayın… Size hizmet edilmesinin, hep almanın, sevmeden sevilmenin tembel hazzının, kendinizi prens ya da prenses gibi hissetmenin, isteklerinizin yerine getirilmesinin tadını çıkarın elbet. Ama bunun sonsuza kadar değişmeyeceği illüzyonuna kapılmayın. Aşağıda olmayı daim hale getirerek, kendinizi hep kazanan olmaya mahkum kılacak oyunsuzluğun tuzağına düşmeyin…

None Hep yukarıda ya da hep aşağıda olmanın değil, aşağı yukarı salınmanın oyunu daha zevkli kıldığını anlayın.

Yukarıda olmanın tadına vardıktan sonra, aşağıya inip kontrolü alın elinize…
Özletin, geri durun, kaçın, sakının kendinizi, vaktinizi, bedeninizi… Ta ki, o’nun korkudan ve şaşkınlıktan büyümüş gözlerini görene kadar…

O gözlere bakıp, tahterevalliyi fark edin. İki tarafta oturan insanlara ihtiyaç duran, o iki insan olmasa anlamını ve işlevini yitiren o oyuncağı fark edin. Tahterevallinin de bu oyunla varoluşunu kutladığını bilin. Onun sizin için orada olduğunu…
Karşınızdaki ile iyi bir oyun çıkardığınızı…

Aslında aşk’ın en güzel çekme-kaçma oyunu olduğunu hatırlayın…

Ve, kontrolü bırakıverin… Yayından boşalmış bir ok gibi kontrolü o’nun ele geçirmesine ve gitmesine, kaçmasına, huysuzlanmasına, özletmesine izin verin.

Aşkınızı bir oyun gibi yaşamak istiyorsanız eğer; gidin ve gelin, gitmesine ve gelmesine izin verin…

Oyunu sevmeyen çocuklar olmaktansa, oyunu seven yetişkinlerin eğlenceli dünyasına teşrif edin…

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!