Beklemiyorum ama istiyorum. Hadi, şimdi, neden ünlemlerini attım ortalardan ama bu demek değil ki dönersen geri, ıslık çalmam. Neşeden. İnan.
O adamın beni şuursuzca arzulaması mı yoksa saçlarımı okşayıp yanımda yatması mı, ya da her sabah ilk telefonunu bana açması mı hatta kadınları bırakıp yanıma koşması mı? Hiçbiri derim, hepsi olmayacaksa kutuda.
Aşkı kitaplara soktukları iyi oldu, yoksa belki de başka yerde yaşayamayacaktı – Faulkner
Klişelerden kurtulup da gelmezsen bana, yalanları sıkarım topuğuna.
Bakışmanın z harfi nedir?
Yorgunluğum uykusuzluktan değil, halle gidişattan. Bak yine ikmale kalmışlar yakınlaşmada sıfırdan.
Öğrendim ki benim hızıma uymayacak senin aksaklıkların, ama çok da geç kalma taşınmış olmayayım.
Sabırla bekleme konusunda başarılı olanlar, o süre içinde yapacak daha iyi bir şey bulamayanlardır belki de – Adam Phillips
Sevgili, deli, bıkkın, sinirli, hayalperest, detaycı, istekli, şekilci, zeki, aptal, meraklı, yanında, uzağında, dibinde, balkonunda, kolunda, elveda. Toptan, hepsi. Benim. İşine, ruhuna, beğenine gelirse.
Eskiden Nutella kavanozuna daldırırdım kaşığı, tadelleleri indirirdim mideye dörder beşer, köfteye mayonez, salataya ekmek banardım. Şimdi akşam ondan sonra yenen elmalar, çorbalar, krik kıraklar bile yağ birikintisi olarak bedene işlemekteler.