Asil Londra.. - womenist.net 

Asil Londra..

Çevremdekilere “Londra.” deyince aklınıza ne geliyor diye sorduğumda aldığım cevaplar beni şaşırttı. Çoğundan sisli bir hava, yağmur ve Burberry deseni cevabını aldım. Oysaki benim için Londra güneşli ve pırıl pırıl bir hava, bol yürüyüş ve 5 çayında yediğim lezzetli ‘scone’ları anımsatan, herkesin çok nazik olduğu kendini özel hissettiren bir şehir demek.

None İngiltere’nin başkenti Londra benim için kendimi evimde hissedeceğim kadar sevdiğim bir yer. Gerçekten âdet ve geleneklerine sıkı sıkıya bağlı bu güzel şehirde yaşamak bence bir ayrıcalık. Şehrin o düzenli ve eski görüntüsü, tertemiz sokakları ve tarih kokan havasından etkilenmemeniz oldukça zor. Havaalanından başlayan düzen sizi gerçekten etkiliyor. Londra’ya özel siyah büyük taksiler, iki katlı kırmızı otobüsler, kırmızı telefon kulübeleri ve siyah şapkalı saray polisleri artık klasik birer Londra kartpostalındaki öğelerden. Bunun yanında Big Ben Kulesi, kraliçenin resmi ve Harrods mağazası da şehirle bütünleşmiş görsellerden.

None Londra’ya kısa bir seyahat yapacaksanız ve kendinizi şehrin o kargaşasından, turistik mekânlarından uzakta tutmak isterseniz size birkaç öneride bulunabilirim. Sabah erken saatteki THY uçağı ile Londra’ya gitmeye karar verdiyseniz bu gerçekten akıllıca bir davranış. Zira iki saatlik zaman farkından da yararlanarak oraya saat 10.00 civarı varıyorsunuz. Bavulları alıp şehre indiğinizde güzel bir öğle yemeği yeme şansınız var demektir.

None Londra’da hayal kırıklığına uğramadan keyifle yemek yiyeceğiniz bazı adresler isterseniz mutfaklarına göre; Hint yemeği sevenlerdenseniz, benim favori lokantam Salloo’s ve Star of India. Japon mutfağında İtsu, Zuma ve Nobu; Çin mutfağında Mr. Chow, Hakkasan, Dorcester Otelin içindeki China Tang; Tayland mutfağında Nipa Bayswater ve Patara; İtalyan mutfağında tabii ki eğer üye birini tanıyorsanız Harry’s Bar yoksa San Lorenzo, Zaferano, Assaggi, Serafino, Fransız mutfağı için Poissenerie de l’Avenue, Les Trois Garçons, ve eğer yer bulabilirseniz Le Gavrouche’u tavsiye ederim. Eğer gece geç saatte canınız bir şey yemek isterse Lübnan lokantası Maroush sabahın ilk ışıklarına kadar açık. Ayrıca eğer bir şova gidecekseniz şov çıkısında mutlaka Ivy’e gitmenizi öneririm. Oyundan çıkan sanatçılarla ya da başka ünlülerle yan yana masalarda yemek yeme şansınız oldukça yüksek. Sabah kahvaltısı için Spice&Baker, Walton Street’teki Jak’s Restaurant,The Wolseley ve Harrod’s mağazasının içindeki La Duree’yi tavsiye ederim. Eğer gece hayatını seviyorsanız Blue Bar, Gherkin ve hâlâ Momo’s bar gerçekten eğlenceli.

None Ama illa “Ben gittiğim şehirlerin en trendi yerlerini görmek isterim.” diyenlerdenseniz kapanan El Bulli”nin şefinin açtığı Loft Project gerçekten çok özel bir yemek yiyeceğiniz, ancak ciddi de bir hesap ödeyeceğiniz bir lokanta. New York’da aşçı Daniel Boulud’nun açtığı Bar Boulud’da Knistbridge’de yeni açılan trendi yerlerden biri bu aralar. Bunun yanında Bootleg Banquet ve Dock Kitchen keyifleyemek yiyebileceğiniz yeni yerlerden birkaçı.

None Londra’da kalabileceğiniz birkaç otel önermemizi isterseniz Langham Hotel, Lanesborough Hotel, Soho Hotel, Blakes Hotel, Egerton House Hotel, The Hempel, Durley House Hotel bunlardan bazıları.

None Alışveriş için tabii ki Londra’nın en büyük mağazalarından Harrods, Harvey Nichols, Selfridges (özellikle ayakkabı reyonunu)ve Liberty’i ve eğer yemek ve içmekten keyif alıyorsanız Fontum & Mason”u mutlaka görmelisiniz. Size Old Bond Street’te ve Bond Street’te yürümenizi, Nothing Hill’i de görmenizi öneririm. Onun dışında size özgün alışveriş yapabileceğiniz bazı adresleri de vermek istedim. Moda konusunda Londralı stil blogger’ı Susie Lau’nun butiği Machine-A(60 Berwick Street), Darkroom (52 Conduit Street), Kokon To Zai (86 Golborne Road), Browns (24-27 South Molton Street),yine Browns’ın kardeş dükkanı Shop 24 (24 South Molton Street), 123 Boutique (123 bethnal Green Road), Dover Street Market (17-18 Dover Street),farklı tasarımı ile Louis Vuitton Maison (17-20 New Bond Street) ve Kings Road’da yeni açılan Antroplogie’yi; vintage için Lucy in Vintage (10 Kings Street), Beyond Retro (110-112 Chestire Street), Merchant Archive’ı (320 Kilburn Lane) mutlaka ziyaret etmelisiniz. Bunun dışında Marylebone High Street’te bulunan Kabini (özgün ve farklı mücevherleri ile) ve Tracey Neuls tasarım ve farklı ayakkabıları ile özgün alışveriş adreslerinden bazıları. Le Laboo (284 Devonshire Street) ise gerçekten laboratuar gibi özgün bir parfümeri dükkânı. Ancak Londra’da her köşede özgün farklı ve size uyan bir dükkanla karşılaşmak o kadar da mümkün ki.

None Bu adreslerin dışında benim yine çok zevk aldığım Londra’daki meşhur bit pazarlarından sizin için bazılarını yazmak istedim. Bunlardan en önemlisi Portobello Road Market, Portobello Road’da kurulan bu pazarda antika, eski ve vintage ürünleri bulmanız mümkün. Cuma günleri daha ağırlıklı vintage bulabileceğiniz bu pazarın en doğru günü cumartesi sabahları. Camden Market de aynen cumartesi günleri gidebileceğiniz Nothing Hill’deki bir başka pazar. Birde Spitalfields Market var. Brushfield Street’te kurulan bu sokak pazarında da hem antika hem eski hem de vintage eşyalar ve kıyafetler bulmanız mümkün.

None Aslında Londra için size daha binlerce adres verebilirim. Eğer vaktiniz varsa mutlaka Soho’nun ara sokaklarını, Sloane Street’ten Sloane Square’e, oradan da Kings Road boyunca yürümenizi, Notting Hill’e ve son dönemde yükselen trend Shoreditch’e gitmenizi de öneririm.

İyi eğlenceler...

Görülmeye Değer San Sebastian Gitmeye Ne Dersiniz?

İspanya'nın en popüler yaz destinasyonlarının başında gelen San Sebastian; tarihi, doğası ve kültürüyle herkesi büyülemesinin yanı sıra bol Michelin yıldızlı bir şehir olmasıyla da tüm dünyadan gurmelerin ilgisini çekmeyi başarıyor. ..

None

Yemek cenneti olarak bilinen kent, dünyanın en iyi lezzetlerini sunduğu söylenen Bask mutfağının da ana merkezi.

Guipuzcoa bölgesinin başkenti olan San ...

Görülmeye Değer San Sebastian Gitmeye Ne Dersiniz? Devamını Oku >>

Yorum Yapın!