|
Daha Kış tam anlamıyla gelmeden New York, Milano, Paris, Londra moda haftalarını izledik.2011 İlkbahar Yaz’a hızlı bir bakış attık. Alexander Wang’e, Burberry Prorsum’a, Lanvin’e, Burak Uyan’a baktık.
Sevdik, heyecanlandık, ısındık ama yetmedi. Yetmesin; daha zaman var nasıl olsa... O kadar da hızlı tüketmeyelim en sevdiğimiz ilkbaharı, yazı. Daha önümüzde koskoca bir kış var. Önümüze bakalım. Yazlıkları kışlıkları ayıralım. Varlığını unuttuğumuz kıyafetlerimizi bulup heyecanlanalım. Annelerimizin ‘kızım atma bunu giyersin ileride’ dediği, zorla bizi vermemeye ikna ettiği kıyafetlerin geri dönüşünü ve bu sezonun trendlerinden olmasının keyfini yaşayalım... 2011 Kış trendlerini yazmaya devam edip, artık onları giymeye başlayalım!
Bu Kış dolgu topuk/platformlu kısa botlar, bağcıklı ve topuklu/topuksuz militer botlar, uzun etekler, örgülü/örgüsüz kalın kazaklar ve hırkalar, yeşil asker parkalar, (tercihen sahte) kürkler, deve tüyü rengi paltolar, panço tarzında pelerinler, her şeye uyarlanan leopar deseni olmadan olmaz dedik. Ama bitmedi. Sıra en sevdiğimde: Salt sadelik!
Sade şıklık... Lüks kumaşların minimal tasarımlarla buluşmasıyla ortaya çıkan, abartısız, adeta hiç çaba sarfetmemiş gibi görünen, hiç bir stil kuralı gerektirmeyen şıklık. Siyah, lacivert, bej veya gri tonlarında düz bir elbise, ceket, palto, takım elbise veya cashmere bir kazak ile kombinlenmiş kumaş pantolon. İddialı bir aksesuara gerek duymadan. Hatta aksesuarsız. Yalın. Doğal. Zarif. Kuvvetli. Bu Kış ‘az’ aslında ‘çok’ çünkü... |