Seni seviyorum - womenist.net 

Seni seviyorum

Aşk, kokusunu bırakır her tende... Hiç çıkmamacasına yapışır size. Bir kurtarıcıdır o beklediğimiz, bizi dünyamızdan çekip çıkaracağına inandığımız o adam.

None Bazen şanslı olanlarımız çıkar aradan. O aşkı yaşar, koklar, teninin en derinlerine kadar sokar. Benim içinse aşk işte “Ah o adam”…. Kurtarıcım, kavuşamadığım, kavuşmak istemeden hep sevdiğim...16 yaşımdan beri sabırsızlıkla beklediğim, her adamın kucağında onun hayalini kurduğum, bazen çok yaklaşmışken uzaklaşıp giden tatlarım, tatsızlıklarım. Tutmuşken kaybettiğim “ah o adam”… Bazen bir yerlerde kalmış bulurum kendimi. Eski duygularda, eski bir kucakta. Hayatının anlamını kaybettiğini düşündüğünde sığındığın bir duygudur bu. Geçmişe tutunmak içine bir çığ gibi düşer. Geçmiş geçmiştir artık. O duygu da seninle o insan arasında geçmiş bitmiştir, geçmiş zamana aittir. Sen o duyguyu bu ana davet edersin, bir şekilde belki de dünyanın zamansız olduğuna ya da olabileceğine inandırarak kendini. Gece gözlerini kapattığında yanındadır o duygu, aklındadır, bedenindedir, ruhundadır...O duygunun bir kokusu bile vardır. Sevmiş olduğun adamın sütlü şeftaliyi andıran, yeterince tatlı ama bir o kadar da yumuşak, derin, taze, pamuğumsu… Hmmm…

Yıllar geçmiştir elbette… Belki de hiç görüşmemişsinizdir. Kendinize göre sebeplerden kavuşamamışsınızdır, belki de sadece istememişsinizdir... Ama o sevgili garip bir şekilde her gün yanınızdadır. Sanki nefes alıp verişlerini duyarsınız. Yastıklara “O”muşçasına sarılırsınız... Vücudundaki bütün benleri, çilleri, yara izlerini bilirsiniz sanki onu dün görmüşçesine. Halbuki ne uzakta kalmıştır o. En son kim bilir ne zaman görmüşsünüzdür... Hatta işin ilginç yani onu görseniz de eski tat kaybolmuştur artık; ürküyorsunuzdur, sanki geçmişe aittir o. Tekrardan aynı duyguyu hayalinizdeki gibi yaşayabilmeniz için geçmişe gitmeniz gerekir sanki. Siz günlük hayatınıza devam ederken o bir şekilde kendini hatırlatıp durur. “Acaba?” dersiniz, “onunla şu an zamansız bir zamanda koklaşıyor olabilir miyiz?”. Teninin sıcaklığını hisseder gibi olursunuz.

Keşke her tür sınırlamadan uzakta, her tür yargıdan arınmış şekilde sevdiklerimize onları ne kadar özlediğimizi ve ne kadar değerli olduklarını anlatabilsek. Keşke birilerini sevmek için bahane bulmak yerine, sadece var oldukları gibi onları sevip, öpüp, koklayabilsek ve bunun için kimse bizi yargılamasa. Yaşamak istediklerimizi sadece yaşasak ve kalabalığa kulaklarımızı kapatabilsek. Bu kadar özgür ruhlarken kalıpların içinde sınırlandırılmışız. Nasıl mutlu olduğumuzu savunabiliriz?... Herkes birbirine sahip olmaya çalışırken, sevgi bunun neresine düşüyor?...

“Gerçek sevgililerin dili sessizliktir”. Bir şey söylemeye gerek yoktur. Onların kucağında bütün evreni içinize sığdırabileceğinizi hissedebilirsiniz. Onun kollarında bir ileri bir geri sallanırken, yüreğinize hiç hissetmediğiniz bir sıcaklık dolar. Gerçek sevgiyi deneyimlersiniz. Onu kalıplaştırmaya çalıştığınızda, size aitmiş gibi davranmaya başladığınızda bütün büyüsü bozulur. Keşke derim hep sevdiğimden her ay bir parça tat alabilsem. Keşke onu belleğime atıp, onu orada yaşamak yerine, ona sarılıp ona her şeyi anlatabilsem. Paylaştığımız tek şeyin bu evren olduğunu ona söyleyebilsem. Sadece yemek, seyahat, beraber uyumak ve hayat planları dışında varlığının beni ne kadar mutlu ettiğini ona anlatabilsem. Kelimelerle değil de, anlayışla değil de, sadece “sevgililerin sessiz” diliyle.
Hiçbir zaman hiçbir beklentiye düşmediğim tek adam. Kaç tane kadınla beraber olduğu, kimi sevdiği, kiminle neler yaşadığını umursamadan sevdiğim adam. Nedenini hiç bilmediğim, sormadığım sevgilim… Başka bir yerlere aittik hep sanki zamansız zamanların sevgilileri… Sessizlikte sevişenlerden… Yakın ya da uzağın olmadığı bir birleşme. Ne zaman çağırsam çok yakın... Her yere benimle beraber geliyor sanki. Gerçek mi değil mi diye de hiç sorgulamadım, bu benim yaratımım. Ben şimdi nereye gittiğini bilmediğim başka bir hayata doğru savrulurken, ruhum ve bedenim birbirinden kopuk bir şekilde “doğru” dedikleri şeyi yapmaya çalışırken, gerçek sevgilimle sessizlikte hep birlikteyim. Kimsenin bilmediği, kimsenin yargılayamayacağı, kimsenin fikir beyan edemeyeceği, sadece o ve benim sessizliğim çünkü “gerçek sevgililerin dili sessizdir”… O benim süptil alemdeki sevgilim. Sadece yaşadığımızı sandığımız fiziki dünyaya ait olmadığından ben hep onun yanındayım…

Seni çok seviyorum!

Zeynep Çavuşoğlu 
zeynep@womenist.net

None Bazen şanslı olanlarımız çıkar aradan. O aşkı yaşar, koklar, teninin en derinlerine kadar sokar. Benim içinse aşk işte “Ah o adam”…. Kurtarıcım, kavuşamadığım, kavuşmak istemeden hep sevdiğim...16 yaşımdan beri sabırsızlıkla beklediğim, her adamın kucağında onun hayalini kurduğum, bazen çok yaklaşmışken uzaklaşıp giden tatlarım, tatsızlıklarım. Tutmuşken kaybettiğim “ah o adam”… Bazen bir yerlerde kalmış bulurum kendimi. Eski duygularda, eski bir kucakta. Hayatının anlamını kaybettiğini düşündüğünde sığındığın bir duygudur bu. Geçmişe tutunmak içine bir çığ gibi düşer. Geçmiş geçmiştir artık. O duygu da seninle o insan arasında geçmiş bitmiştir, geçmiş zamana aittir. Sen o duyguyu bu ana davet edersin, bir şekilde belki de dünyanın zamansız olduğuna ya da olabileceğine inandırarak kendini. Gece gözlerini kapattığında yanındadır o duygu, aklındadır, bedenindedir, ruhundadır...O duygunun bir kokusu bile vardır. Sevmiş olduğun adamın sütlü şeftaliyi andıran, yeterince tatlı ama bir o kadar da yumuşak, derin, taze, pamuğumsu… Hmmm…

Yıllar geçmiştir elbette… Belki de hiç görüşmemişsinizdir. Kendinize göre sebeplerden kavuşamamışsınızdır, belki de sadece istememişsinizdir... Ama o sevgili garip bir şekilde her gün yanınızdadır. Sanki nefes alıp verişlerini duyarsınız. Yastıklara “O”muşçasına sarılırsınız... Vücudundaki bütün benleri, çilleri, yara izlerini bilirsiniz sanki onu dün görmüşçesine. Halbuki ne uzakta kalmıştır o. En son kim bilir ne zaman görmüşsünüzdür... Hatta işin ilginç yani onu görseniz de eski tat kaybolmuştur artık; ürküyorsunuzdur, sanki geçmişe aittir o. Tekrardan aynı duyguyu hayalinizdeki gibi yaşayabilmeniz için geçmişe gitmeniz gerekir sanki. Siz günlük hayatınıza devam ederken o bir şekilde kendini hatırlatıp durur. “Acaba?” dersiniz, “onunla şu an zamansız bir zamanda koklaşıyor olabilir miyiz?”. Teninin sıcaklığını hisseder gibi olursunuz.

Keşke her tür sınırlamadan uzakta, her tür yargıdan arınmış şekilde sevdiklerimize onları ne kadar özlediğimizi ve ne kadar değerli olduklarını anlatabilsek. Keşke birilerini sevmek için bahane bulmak yerine, sadece var oldukları gibi onları sevip, öpüp, koklayabilsek ve bunun için kimse bizi yargılamasa. Yaşamak istediklerimizi sadece yaşasak ve kalabalığa kulaklarımızı kapatabilsek. Bu kadar özgür ruhlarken kalıpların içinde sınırlandırılmışız. Nasıl mutlu olduğumuzu savunabiliriz?... Herkes birbirine sahip olmaya çalışırken, sevgi bunun neresine düşüyor?...

“Gerçek sevgililerin dili sessizliktir”. Bir şey söylemeye gerek yoktur. Onların kucağında bütün evreni içinize sığdırabileceğinizi hissedebilirsiniz. Onun kollarında bir ileri bir geri sallanırken, yüreğinize hiç hissetmediğiniz bir sıcaklık dolar. Gerçek sevgiyi deneyimlersiniz. Onu kalıplaştırmaya çalıştığınızda, size aitmiş gibi davranmaya başladığınızda bütün büyüsü bozulur. Keşke derim hep sevdiğimden her ay bir parça tat alabilsem. Keşke onu belleğime atıp, onu orada yaşamak yerine, ona sarılıp ona her şeyi anlatabilsem. Paylaştığımız tek şeyin bu evren olduğunu ona söyleyebilsem. Sadece yemek, seyahat, beraber uyumak ve hayat planları dışında varlığının beni ne kadar mutlu ettiğini ona anlatabilsem. Kelimelerle değil de, anlayışla değil de, sadece “sevgililerin sessiz” diliyle.
Hiçbir zaman hiçbir beklentiye düşmediğim tek adam. Kaç tane kadınla beraber olduğu, kimi sevdiği, kiminle neler yaşadığını umursamadan sevdiğim adam. Nedenini hiç bilmediğim, sormadığım sevgilim… Başka bir yerlere aittik hep sanki zamansız zamanların sevgilileri… Sessizlikte sevişenlerden… Yakın ya da uzağın olmadığı bir birleşme. Ne zaman çağırsam çok yakın... Her yere benimle beraber geliyor sanki. Gerçek mi değil mi diye de hiç sorgulamadım, bu benim yaratımım. Ben şimdi nereye gittiğini bilmediğim başka bir hayata doğru savrulurken, ruhum ve bedenim birbirinden kopuk bir şekilde “doğru” dedikleri şeyi yapmaya çalışırken, gerçek sevgilimle sessizlikte hep birlikteyim. Kimsenin bilmediği, kimsenin yargılayamayacağı, kimsenin fikir beyan edemeyeceği, sadece o ve benim sessizliğim çünkü “gerçek sevgililerin dili sessizdir”… O benim süptil alemdeki sevgilim. Sadece yaşadığımızı sandığımız fiziki dünyaya ait olmadığından ben hep onun yanındayım…

Seni çok seviyorum!

Zeynep Çavuşoğlu 
zeynep@womenist.net

Erkeklerin Görmek İstediği Ama Söyleyemediği 7 Şey!

Erkeklerin sizden istedikleri bazı şeyler var ama asla ne olduklarını söylemeyecekler!

Erkeklerin Görmek İstediği Ama Söyleyemediği 7 Şey!

Hayranlık!

Evet, bizler iltifat duymaya bayılıyoruz çünkü onları sonuna kadar hak ediyoruz. Ama her ne kadar dile getiremeseler de erkekler ...

Erkeklerin Görmek İstediği Ama Söyleyemediği 7 Şey! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!