HIV virüsü ile tedavi.. - womenist.net 

HIV virüsü ile tedavi..

Kalıtsal beta talasemi hastası genç, HIV virüsü sayesinde artık kan nakli yaptırmadan yaşantısına devam edebiliyor.

None Bilimadamları, genetik bir kan bozukluğu olan hasta  gencin tedavisi için HIV virüsünü kullandılar. 18 yaşındaki bu genç , kalıtsal olarak beta talasemi yani Akdeniz anemisi  hastası ve üç yaşından beri her ay kan nakli yaptırması gerekmekte. Hatalı bir hemoglobin geni nedeniyle vücudu kırmızı kan hücrelerini düzgün bir şekilde üretemediğinden kendini  sürekli hasta ve yorgun hissediyor. Genç hastanın  tedavisi için bilinen tek çare, kök hücre nakli fakat çok az sayıda hastada uygun bir donör bulmak mümkün.

Nature Dergisi’nin Eylül ayı ekinde, bilim adamları, uygulayacakları gen tedavisi ile hastalara yeni bir umut ışığı veriyorlar. Paris Descartes Üniversitesi’nden Marina Cavazzana-Calvo liderliğindeki ekip, genç hastanın kemik iliğinden hematopoietik kök hücrelerini (HSCs) ayıkladılar. Bu kök hücreleri, her türlü kan hücresi üretebilme potansiyeline sahipler. Bu hücreler, uygun hemoglobin geni taşıyan HIV virüsleri ile bir test tüpünde karıştırıldı ve hasta, kalan kök hücrelerin yok edilmesi için önce kemoterapi gördü. Daha sonra, işlem gören hücreler hastanın vücut sistemine enjekte edildi. Bir yıl içinde, genç hasta kan nakli yaptırma zorunluluğundan kurtuldu ve kansızlığı hafif devam etse de o tarihten itibaren 22 ay geçmesine rağmen durumu kötüye gitmedi.  Bu çalışmayı gözlemleyen, Harvard Tıp Fakültesi’nden  Philippe Leboulch, uygulanan tedavinin hastanın hayatını tam anlamıyla değiştirmiş olduğunu belirtti.

None Tedaviden önce her ay kan nakli yaptırması gereken genç hasta kendini sürekli yorgun hissediyor ve ve herhangi bir işe de konsantre olamıyordu. Şimdilerde tam zamanlı bir aşçı olarak hayatına devam eden genç hasta için bazı araştırmacılar ise bir takım tereddütler duymakta. Bu araştırmacılara göre hastanın hastalığının başarılı geçen tedavisi tamamı ile şanstan ibaret olabilir. Hastada bulunan yüksek düzeydeki HMGA2 proteininin kromozomlarının içine entegre olmasıyla vücuttaki kırmızı kan hücrelerinin genişlemesinin sağlanmış olabileceği düşünülüyor ve bu ihtimalin de göz önünde bulundurulması gerektiğini ekliyorlar. Londra King’s College’dan Michael Antoniou ise genç hastanın gerçekten çok şanslı olduğunu, vücudunda bulunan yüksek düzeydeki proteinin etkisi olmadan kan nakillerini durduramamış olacağına dikkat çekti. Tüm bunlara rağmen ne yazık ki, fazla sayıda HMGA2 proteini de kansere sebebiyet verebiliyor.  Fakat yine de umudu kaybetmemek gerekiyor, çünkü Marina Cavazzana-Calvo’nun ekibi şimdi de tedavide bir adım öne geçerek yeni 10 hasta üzerinde daha fazla çalışmalar gerçekleştirecekler.

None “Lorenzo’nun Yağı” filmini çoğumuz hatırlarız. 1992 yapımı George Miller  filminde Susan Sarandon’ın azmi hafızalarımıza kazınmıştır. Bu filmde, Lorenzo’nun yakalandığı nadir görülen bir hastalık olan ADL  (adrenolökodistrofi) hastalığının iki çocuktaki tedavisinde, Fransız araştırmacılar HIV virüsü kullanmışlardı. Ailesinin, hastalığından kurtarmak için büyük mücadele verdiği ve yaşadıkları bu filme konu olan Lorenzo Odone, maalesef 2008 yılında 30 yaşında hayata gözlerini yummuştu.

Hamilelikte yorgunlukla başa çıkmanın 6 yolu

Hamilelikte yorgunlukla nasıl başa çıkılır?

Hamilelikte yorgunlukla başa çıkmanın 6 yolu Devamını Oku >>

Yorum Yapın!