Mideye hitap eden Yemek Blogları.. - womenist.net 

Mideye hitap eden Yemek Blogları..

İçerik olarak mideye hitap ediyorlar evet ama bloglara girdiğinizde sizleri bambaşka şölenler de beklemiyor değil..

None Blog açmak bloger ünvanı edinmek oldukça popüler bir hale geldi. Moda, teknoloji, sağlık, anne&çocuk, hobi, kültür&sanat ve tabii ki direncimizi yükselten yemek blogerlarının da sayısı gün geçtikçe artar oldu. Yemek blogları ise hız kesmeden çoğalmaya devam ediyor. Öyle ki devir artık yemek kitaplarını alıp göz gezdirmek de değil, bilgisayar başına geçip değişik tarifler edinmekten geçiyor. Bloglar öyle yenilikçi ve günceller ki sadece yemek tarifi değil birçok şeyi de kendi içlerinde barındırabiliyor. Bu ayrıntıları merak ediyor ve öğrenmek için sabırsızlanıyorsanız eğer, işte birbirinden özgün içerikleri ve blog stilleri ile sizlerin hem midenizi hem de aklınızı çelecek olan yemek bloglarının adresleri ve yemek bloglarının sahip&sahibeleri ile gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşiler…

None Cafe Fernando
Oldukça keyifli bir site. Yemek tariflerinin yanında, yapılan yemeklerin de fotoğrafları midenizde acıkma efektleri oluşturacak şekilde lezzetli görünüyor. Yemek yapmaktan, yaptıklarını fotoğraflamaktan ve bunlar hakkında yazı yazmaktan yemek kadar büyük keyif alan Cenk Sönmezsoy’un ilgi alanını tamamıyla yemekler oluşturuyor. Cafe Fernando bugüne kadar birçok yurtiçi ve yurtdışı basınında yer aldı. Ayrıca sitede de gördüğümüz üzere hem İngilizce hem de Türkçe versiyonları ile evrensel olduğunu zaten kanıtlar nitelikte oluyor. Başarılarından en taze olanı ise, Saveur dergisinin Cafe Fernando’yu “Yılın En İyi Seyahat Blogu” seçmesi. Onun hemen öncesinde de, Times gazetesinin yine Café Fernando’yu “Dünyanın En İyi 50 Yemek Blogu” arasında görmesi başarısının sırrını ortaya çıkarıyor. Bu kadar başarı, görsel şölen ve de oldukça karın doyuran tariflerin sahibi Cenk Sönmezsoy’a sorulan sorular ve işte yanıtları!

Öncelikle belirtmeliyimki fotoğraflarınız ile gerçekten fark yaratıyorsunuz. Yemek tarifleri ile ilgili bir blog açma fikri nasıl ortaya çıktı ve evet, fotoğrafa olan ilginiz nereden geliyor?
Blog yazmaya başlayalı neredeyse 5 sene oldu. İlk başlarda bir amacım yoktu. Günlerden birgün İngiltere'de yaşayan yemek blogu yazarı ve fotoğrafçı Keiko'nun bloguna girdim (nordljus.co.uk) ve o anda ben de bunu yapmalıyım dedim. O an için böyle amaçsız bir istekti sadece. Ondan sonra düşününce oraya buraya yazdığım tarifler, yemek dergileri ve yemek kitaplarında işaretlediğim, yanında tonlarca not olan tarifler bir düzene girdi ve Café Fernando ortaya çıktı. Fotoğrafa olan ilgim de blogla birlikte başladı. Daha iyi fotoğraflar nasıl çekerim diye araştırmaya başladığımda fotoğrafçılıktan çok zevk aldığımı fark ettim ve blogumda da kendi çekmiş olduğum fotoğraflara yer vermeye karar verdim.

None Türkiye’de olduğu gibi dünyada da oldukça tanınıyorsunuz. Bu durumun hangi özgün tarafınız ile ortaya çıktığına inanıyorsunuz, neden?
Bugüne kadar gelen yorumlardan anladığım kadarıyla okurlar en çok yazı dilimi özgün buluyor. Bu hem Türkçe hem de İngilizce blogum için geçerli. Birçok insan bloglarımın birbirlerinin tercümesi olduğunu zannediyor, ama tam tersi, bloglarımın okurlarının profilleri çok farklı ve ben bu iki değişik profile uygun olarak yazılarımı şekillendiriyorum. Zaman içinde okurlarımı nelerin heyecanladırıp mutfağa soktuğunu öğrendim. Siteye gelen yorumları kulaklarınızı açıp dinlemeyi öğrendiğinizde ve öğrendiklerinizden sonraki yazılarda faydalanmayı akıl ettiğinizde, her okunduğunuz ülkede anlam ifade edebilir hale zaten geliyorsunuz.
http://www.cafefernando.com/turkce/

None snOw eggs
snOw eggs’in bir mevsimi olsaydı eğer mutlaka bahar olurdu; çiçek açardı içimizi ferahlatırdı, hafif eserdi nefes almamızı sağlardı. Siteye girdiğiniz an sade yapısı işte size tüm bu duyguları hissettiriyor. Foroğraflar yine oldukça kaliteli, hem mideye hem de gözlere hitap eder seviyede. Site sahibesinin bir hayli ilginç bir tarzı var. Yaşanmışlıkları ile yemek tariflerini entegre ederek ortaya sunduğu hikayasel tatlarla bizleri gerçekten bir masalın içine sürüklüyor. Yemek tarifleri, hikayeleri ve görselleri ile adeta Alice Harikalar Diyarı’ndaki enfes sofraları bizlerin önüne sunuyor. Bu güzel sitenin sahibesi olan Oytun Koçlar Abut’tan farklı şeyler öğrenmek ister misiniz?

Oldukça ilginç bir tarzınız var. Adeta yemek tariflerinizi masalsı hikayelerin içinden çıkarıyor gibisiniz. Bu durumda lezzet kavramı sizin için neler ifade ediyor, öğrenebilir miyiz?
Lezzet; an’ların içine saklanırvermiş mutluluktur, keyif aldığım her şeydir; her gün bitmek tükenmek bilmez bir merakla dolup taşmaktır, sürekli araştırmak, anbean keşfetmektir, tutkulu olmaktır, dönüşümdür zira dünün lezzeti  bugün bambaşka bir şey’de ve kılıktadır, şu an dinlemekte olduğum Kim Wilde’ın “Million Miles Away”idir, gözümden yaş gelircesine gülmektir, FlashDance izlerken “She is Maniac” ile dans etmektir, çok sevdiğim bir yazarın yeni çıkan kitabını ellerimde tutmaktır, bir çift Manolo Blahnik’tir, uzun ve güneşsiz bir kışın ardından güneye yapılan yolculuktur, içimde kelebeklerin uçuştuğu anlardır, gidip gelip pişti mi pişmedi mi diye kontrol ettiğim ve yemek için sabırsızlandığım o şeyin fırının sıcaklığı ile birlikte evi saran mis kokusudur, en sevdiğim şarkılarla pedal çevirmek ve delicesine terlemektir, sevgilimi kapıda karşılayıp sımsıkı kucaklamaktır, özgür olmaktır...

None Favori lezzet duraklarınız nereler?
Her yaz gitmek için sabırsızlandığım, mezeleriyle aklımı başımdan alan Kaş’taki Bahçe Restaurant, neredeyse menüdeki her şeyiyle kalbimi fetheden, özellikle içli köftesi  ve tatlılarına doyamadığım Çiya, belki de otel olarak Türkiye’nin en iyi mutfağına sahip olduğunu düşündüğüm Hillside Beach Club’ın kuş sütü eksik açık büfesi, ballı kaymaklı sofralarıyla hafta sonu kahvaltılarımın vazgeçilmezi Kale Cafe, spor sonrası bile hayır diyemeyeceğim Kızılkayalar ve ıslak hamburgeri, Nişantaşın’da yürüyüp giderken asla ilgisiz kalamayacağım ve hemen bir Alman pastası paketleteceğim Konak Pastanesi, kendimi evimde gibi hissettiğim, vitrinine yapışıp kaldığım, kalbimde yeri kocaman Le Pain Quotidien, Meksika mutfağı dendiğinde eteklerimiz zil çalarak gittiğimiz Ranchero, sarımsaklı dana eti yanında sebzeli noodle ve sonrasında kızarmış dondurması ile tabi ki Sushico.
http://www.snoweggs.com/

None Mutlu Mutfak
Blog yeni ama yazarı oldukça deneyimli. “Mutlu Mutfak” kitap serisinin yaratıcısı Elif Edes Tapan, bu sefer de yepyeni bir blog ile karşımıza çıkıyor.  Yılların deneyimini kitaplarında olduğu gibi burada da aktaracak olan Elif Hanım’ın Mutlu Mutfak isimli blogu şimdiden yemek tarifleri ile dolmaya başladı. Sizlerinde tariflerinizi gönderebileceğiniz blogta sizden gelenler kısmına kendi yemek tariflerinizi gönderebiliyorsunuz. Bakalım bu yeni sitenin sahibesi Elif Hanım’dan siteye dair daha neler öğreneceğiz.

“Mutlu Mutfak” kitap seriniz ile devam ederken bir de blog açacağınızı öğrendik. Sizi blog açmaya yönlendiren sebepler nelerdir, öğrenebilir miyiz?
“Mutlu Mutfak” geniş yaş skalasına hitap eden bir yemek kitabı serisi. Pratik tarifler, kolay bulunan malzemeler, rahat ölçüm sistemi Mutlu Mutfak serisindeki kitapların ortak özelliği. Mutlu Mutfak takipçilerinin çoğunun internet ortamına yakın olduğunu görünce blog açmaya karar verdim. Böylece Mutlu Mutfak veya benim tarafımdan gerçekleştirilen etkinliklerden haberdar olabilecekler. Değişik fikir ve tariflere daha kolay ulaşabilecekler. Takipçilerimizle birebir haberleşme imkanı sağlayacak ve bir nevi ofis olacak.

None Blogunuzda birebir kitaptan alıntılar mı bulacağız yoksa farklı şeyler de bizleri bekliyor olacak mı?
Blogda, dergiler için hazırladığım sayfalardan bölümler, bazı seyahat yazıları, sofra sunum hazırlık önerileri, Mutlu Mutfak kitaplarından bir kısım tarifler, kitap ve dergilerde yayınlanmamış tariflerde olacak. Tarifler belli aralıklarla değişecek. Ayrıca, takipçilerimizin tariflerine yer vererek, ufak yarışmalar da düzenleyeceğiz.
http://mutlu-mutfak.blogspot.com/

None Mutfaktaki Cadı
Mutfaktaki Cadı’nın konsepti oldukça farklı. Üstelik bu mutfaktaki cadı yemek yapmasını bile bilmiyor ama öyle yerlere gidiyor ve öyle şeflerin yanında bulunuyor ki yemeklerin de tüm püf noktalarını öğreniyor. Mekanların mutfaklarına giren Cadı, mekanın şefiyle birlikte yemek yapıyor, bu süreci fotoğraflıyor ve eğlenceli anlatımıyla mekanı da tanıtarak okuyucusuna sadece yemek tarifi vermekle kalmıyor, aynı zamanda mekanların mutfaklarını ve mekanların kendilerini de tanıtmış oluyor. Haneler kategorisinde ise, ünlü kişiler, sanatçılar, yazarlar veya mesleğinde başarılı olmuş kişilerin mutfaklarını kurcalayarak onlardan da tarifler almaya çalışıyor. Fotoroman tadında olup eğlenceli anlatımları ile sizlerin ilgisini çekecek olan Mutfaktaki Cadı yani Gabriela Olaru’nun işte bilinmeyenleri..

Yeni çıkacak olan yemek kitabınız ile ilgili sizden bilgi alabilir miyiz?
2011 yılının Nisan ayında bir yemek kitabı çıkartmak istiyorum. Blogumda yıl boyunca gezdiğim mekanlar ve yemek tarifleri yer alacaktır. Yazdığım blog yazıları derlenecek ve tüm yemek tariflerine olmasa da, bir çoğuna yer verilecektir. Bu anlamda hem mekan tanıtımı yapan hem de bu mekanlardan yemek tariflerine yer veren sayılı yayınlardan biri olacak diyebilirim.

None Yemek yapmayı bilmiyorsunuz ama birçok mekanın mutfağında bulunarak şeflerle farklı şeyler deneyimliyorsunuz. Aslında siz işi mutfağında öğreniyorsunuz. Bu durumu değerlendirecek olursanız eğer neler söylersiniz?
Bir çok ustadan yemek yapmasını öğrenmek bence inanılmaz bir şans. Ayrıca, çok fazla sayıda mutfak görüyor, çok değişik tarzları öğrenebiliyorum. Bu anlamda cidden şanslı olduğumu söyleyebilirim. Belki öğrenme sürecim daha yavaş ilerliyor, ancak çok daha geniş bir yelpazeden öğrendiğim kesin.
http://www.mutfaktakicadi.com

None Portakal Ağacı
Günlük mutfak maceralarını anlatan yemek blogerı, hem mideye hem de gözlere çalışıyor. Hamur işlerini ve tatlıları seviyorsanız eğer bu blogun müdavimi olmaya hazır olun. Çünkü içinde hem tatlı hem de hamur işleri tarifleri olarak yok yok. Üstelik keyifle okuyup rahatça uygulayabileceğiniz o kadar çok yemek tarifi var ki, hangisini yapsam acaba diye kararsız kalmayın, tarifleri günlere bölün ve her gün farklı tatları deneyimleyin. İşte leziz tarifleri yazan site sahibisi Hatice Özdemir Tülün’den merak ettiklerimiz…

Blogunuzdaki favori tarifiniz nedir?
Blogdaki favori tarifim yalancı tavuk göğsü. Hem basit ve lezzetli bir tarif. Hem de istediğiniz malzemeyi ekleyerek her defasında ortaya farklı bir sunum çıkartabiliyorsunuz.

None Sitenizde ağırlıklı olarak 5 çaylarını özendirecek sofralara yer veriyorsunuz. Yoksa bu yemek blogu açma fikri 5 çaylarınızdan doğan bir fikir miydi?
Yemek blogu açma fikri harika sofralar hazırlayan bir annenin kızı olmanın doğal sonucu olarak ortaya çıktı. Annemin de beni mutfakta desteklemesi ve benim annem kadar iyi yemek yapabilme  arzum Portakal Ağacı'nı doğurdu.
http://www.portakalagaci.com/


Güzel sofralarınız olsun!

Beyza Kahraman

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!