Etnik ve çevre dostu, el yapımı bot MOU! - womenist.net 

Etnik ve çevre dostu, el yapımı bot MOU!

Hollywood starlarından Sarah-Jessica Parker, Kate Moss, Claudia Schiffer, Gwyneth Paltrow , Cameron Diaz gibi ünlülerin de ayaklarından çıkarmadıkları Mou botların hikayesini sizin için yaratıcısı Shelly Tichborne’dan öğrendik.

None Mou, Fransızca yumuşacık anlamına geliyor. Evet, ayakkabıları ve çizmeleri inanılmaz yumuşak. Shelly Tichborne, Mou’yu 2002 yılında Londra’daki Portobello Road’ta kurdu. Biz de, Shelly Tichborne ile röportaj yapma ayrıcalığına sahip olduk.

Moda ile ilgili neyi seviyorsun?
Modayı seviyorum çünkü moda, harika anlamları olan yaratıcı bir dışavurum. Tasarımcılar ve müşteriler arasındaki sonsuz bir arayüz. Tabii ki, yaratıcılığı ifade etmenin bir kaç yolu var – mimari, sinema, edebiyat, müzik ve sanat yoluyla –fakat sadece moda söz konusu olunca tasarımcının ürünü, onu giyenler için ürünü kullanma ve aksesuarlarla zenginleştirme tarzlarıyla kendi yaratıcılıklarını ifade etmede, taşınabilir bir araç haline geliyor.

Ayrıca modanın başka ilginç hakikatleri de var: içinde barındırdığı  kabilecilikten trendlerin yükseliş ve düşüşüne kadar- Neden ve nasıl giyinmeye başlandı? Sosyal etkinlikler için kıyafetin kültürel yönleri neler; mesela cinsiyet yönü- Erkeklerin iş için kullandıkları kıyafetlerdeki  sınırlı stilleri de beni daima şaşırtmıştır. Mavi, lacivert, siyah ve gri renkler, kravat, kol düğmesi, takım elbise ve koyu ayakkabılar – burada asıl olan benzerlik. Giyimin bu hali, sosyal statüleri, ciddiyetleri ve zenginliklerini  ön planda tutmaya gayret gösteren erkekler için neden ve nasıl bu kadar önemli oluyor? Kadınlar, iş hayatına daha fazla katılıyor olmaları ve erkekler ile aralarındaki ücret farkının da kapanmış olmasına rağmen neden hala farklı bir tarzda giyinmeye devam ediyorlar? Bu moda farklılıkları her iki cinsiyetin iş hayatındaki algılarımızı ne derece etkiliyor? Londra’daki bir şirket eğer tüm çalışanlarının aynı kıyafet ile çalışacağını ilan etseydi nasıl bir tepki ile karşılaşırdı? Tüm bu sorulara cevap aramak beni cezbediyor..

None Tasarladığınız ilk hazır giyim ne oldu?
Beyaz renkte kapüşonlu bir yelek. Aslında onu  Yeni Zelanda’da ‘’The Gathering’’ adında üç gün süren bir dans partisinde giymek için tasarlamıştım. Tüm gece dans edeceğimden, sabaha karşı çıkan soğukta üşümemek ve hem rahat hareket edebilmek hem de iyi gözükmek adına üstüme giyecek sıcak tutan birşeye ihtiyacım vardı.

Moda ile ilgili hatırladığınız ilk şey;
1-1970’li yıllarda kardeşim ve onun son derece dar, yüksek belli kot pantolonu. Her gün yatağa uzanıp karnına kadar çekmek için uzun gayretler göstermek zorunda kalsa da o pantolonu her gün giymek isterdi.  
2-Sanırım 8 yaşındayken annemin benim için diktiği elbise. Desenini Vogue’un desenler katalogunda bulup malzemeyi de birlikte seçmiştik. Dikiş makinesindeki hünerleri sayesinde elbiseyi bir partide giymem için hazır hale getirmişti.
3-Modellik denemem... Ben dokuz yaşındayken, okulumuzda düzenlenen bir moda fuarında yün bir mayo markasının ürün tanıtımlarında görev alan mankenlerden biri de bendim. ( Neden ve nasıl oradaydılar, onu bilemiyorum! ) Hafif mor ve pembe tonlarında yumuşacık tiftik yününü hatırlıyorum.

None Siz Mou’ya ne kattınız?
Ayakkabılar için bir tutku. Biçimsiz kışlık terlik ve çizmelerden kurtulmaya yönelik karşı konulmaz bir istek. Kalıcı bir değer yaratma arzusu ve insanların yaşamlarında az da olsa fayda sağlayacak, güzel ve kullanışlı şeyler. Eşyaların ruhu olduğuna dair güçlü bir inancım vardır.  ( Bu, Japonya’daki şinto uygulamasına benzer, aynı zamanda muhtemelen bu benim Yeni Zelandalı Maori mirasımdan da gelen bir şey. Yeni Zelanda yerlileri Maori’ler ile bir bağım var.)

Örneğin birinin özenle, zaman ve emek harcayıp yarattığı bir şeye baktığınızda bu nesnenin güzelliğini göreceksiniz. Aynı zamanda özensiz, zaman harcanmadan ve mutsuz biri tarafından yapılmış bir şey de kendisini o şekilde gösterecektir. Bunu en çok, mesela Londra’da Primark tarzı bir yere gittiğimde düşük kalite ve  ucuz seri üretim ayakkabıları görünce hissediyorum.  Hepsini tek sıra halinde dizilmiş görmek bana hiç bir duygu geçirmiyor. Özenle yapılmadıklarından ruhları da yok. Bunun yerine yıllarca idare edebilecek daha kaliteli ve daha pahalı ürünleri tercih ederim. Bu düşüncelerimi Mou’ya da taşıdım. Mou’da güzel, dayanıklı, el yapımı ve çevreci doğal malzemelerin kullanıldığı ürünler ortaya çıkarıyoruz.

None Müşterileriniz kimler?
Bu ilginç bir soru oldu. Geçmişte pazar tezgahı işi yaparken, uzaktan, bir bakışta Mou müşterilerini hemen anlardım. Bir şekilde, Mou’yu sevip sevmediklerini tahmin ederdim. Basmakalıp olmayan fakat moda gözüyle şıklık ve gösteriş arayan bakışlara sahip, 25 – 45 yaş arası, profesyonel, yüksek gelir sahibi, iyi eğitimli, modaya zekice ve eklektik bir tat ile yaklaşan kadınlar. Moda kurbanı olmaktan ziyade kendi stilleri ile ilgili güçlü hisleri olan ve bireyselliklerini ifade etmeye imkan tanıyan parçalar satın alan kadınlar. Müşterilerimiz arasında gençler ve erkekler de bulunuyor. Terliklerimiz hem homoseksüel hem de heteroseksüel erkekler arasında hediye anlamında oldukça popular.

Mou’yu nereden bulabiliriz?
Mou, butiklerde ve Net-a-porter.com, Harrods, Selfridges, İtalya’daki Sunflowers & Biffi, Almanya’daki Mercedeh, Hong Kong’daki Lane Crawford ve Japonya’daki United Arrows gibi çağdaş yaşam tarzını benimsemiş mağazalar aracılığı ile satılıyor.

None Mou’nun gelecek planları nelerdir?
Mou’yu Türkiye’ye taşımak için bir veya iki mağaza bulmak istiyoruz. Dünyanın diğer yerlerinde de her bölgede satış rakamlarımızı artırmak istiyoruz. Mou, hala niş olan bir marka ve kulaktan kulağa yayılarak büyüyor. Bu büyümenin devam etmesini ve daha fazla müşteriye ulaşmayı umut ediyoruz.  

Türkiye, Türk kadınları ve Türk Pazarı ile ilgili genel olarak neler düşünüyorsunuz?
Ziyaret etmeden önce, hakkında hep pozitif şeyler duydum. Antik bir geçmişi ve arkeolojik hazineleri olan, çarpıcı bir kıyı ülkesi. Aynı zamanda insanların ne kadar misafirperver ve cana yakın olduklarını da duydum. Şimdi de Türkiye’yi ziyaret etmiş biri olarak, tüm bunların ne kadar doğru olduklarını ve bunların dışında daha da fazlasının olduğunu düşünüyorum.

Bodrum (Gündoğan) muhteşemdi ve şansımıza hava da güzeldi. Güzel koyları ve tepeleri göze hoş geliyordu. Yemekleri de çok güzeldi. Yöresel fıstığı, kirazlı dondurması, yağda kızartılmış bal kaplı toplar ( lokma ) ve deniz ürünleri  adeta birer ilham kaynağı – özellikle de Meche Kezze’deki ızgara ahtapot. Gündoğan, hoşça vakit geçirilen, iyi yemeklerin olduğu ve hem rahat hem de şık parti atmosferine sahip bir yer Türk kadınları ile ilgili genel izlenimim, onların kadınsı, çekici, iyi eğitimli, ilginç ve şık oldukları yönünde. Modayı, doğal bir sıcaklık ve ruh cömertliği kombinasyonu ile idrak ediyorlar. Ve dans etmeyi seviyor olmaları benim için bir artı!

None Mou için Türkiye pazarı biraz ilginç. Henüz yeni ilkbahar/yaz sezonu ürünleri satmaya başladığımızdan, Mou’nun tarzını Türkiye’ye tanıtmak çok isterim. Fakat şu sıralar kış sezonu ürün ağımız bizim için oldukça önemli olduğundan bu kış Mou botlarını İstanbul sokaklarında görmek hoş olur. Ayrıca Türkiye’de çok iyi el işçiliği yapan ustaların ve güzel malzemelerin bulunduğunu duyduğumdan, yatırım amaçlı birkaç fabrikayı da ziyaret etmek istiyorum.
İstanbul’u görmek için ise sabırsızlanıyorum.

Siz de bu sezonun gözdesi Mou botlardan edinmek isterseniz, bu linki tıklayarak güvenli alışverişinize başlayabilirsiniz;
http://www.mou-online.com/Catalog-women_1.aspx

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey!

Erkekler nasıl giyinmeli ve artık neleri giymekten vazgeçmeliler?

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey!

10 - Hasta edici darlıkta takım elbiseler!
Dapdar pantolonlara sahip, kısa paçalı takım elbiseler, takım elbise değildir arkadaşlar. Kadınların takım ...

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!