|
|
 |
|
1950 ve 1960’ların ikonu; Marilyn Monroe.. |
| Arkasında sırlarını da bırakarak giden; sinema oyuncusu, şarkıcı, model, seks sembolü ve pop ikonu.. |
20.yüzyıl Hollywood’unun en ünlü sinema yıldızlarından biri Marilyn Monroe idi. Gerçek ismi Norma Jeane Mortenson olan oyuncu Los Angeles’da 01 Haziran 1926 yılında dünyaya geldi. Oldukça yalnız bir çocukluk geçiren Monroe, babası doğumundan birkaç hafta önce annesini terkettiği için ve annesinin de ismini vermemesinden dolayı babasının kim olduğunu hiçbir zaman öğrenemedi. RKO stüdyolarında film kesicisi olarak çalışan annesinin de sinir hastalığına yakalanarak hastaneye kaldırılması, Monroe’nun bundan sonraki yaşamını yetimhanede ve çeşitli bakıcı ailelerin yanında geçirmesine neden oldu.
Daha sonraki yıllarda da Monroe 16 yaşında iken uçak tamircisi olan 21 yaşındaki James Doughtery ile evlendi. Bu evlilik dört yıl sürdü. James Doughtery’den boşandıktan sonra da modellik yapmaya başladı ve yarı çıplak pozlarıyla da kısa sürede ünlendi. Onu takip edenlerden biri olan RKO’nun başkanı Howard Hughes’tu. Hughes’un teklifi üzerine sinemaya transfer olan Monroe, 1947’de ilk filmine imza attı.
Filmlerde gösterdiği komedi yeteneği, seksi cazibesi ve ekrandaki görünüşü 1950'lerde ve 1960'lı yılların başında en popüler film yıldızlarından biri olmasını sağladı. Hatta 1950 yılllarında oynadığı iki filmdeki kısa rolleriyle ilgi çekmeyi başardı. “The Asphalt Jungle” ve “All About Eve” filmlerinde oynayan Monroe, daha sonra pek çok dalda Oscar’a aday gösterilen bu filmlerin aptal sarışını olarak anıldı. Kariyerinin sonlarına doğru başarısının ölçüsüyle “Bus Stop” ve “The Misfits” gibi filmlerde dramatik rollerde de oyunculuğunu gösterdi ve eşi görülmemiş popüler bir ilgi nesnesi haline gelip, kazandığı bu şöhret ile zamanının diğer yıldızlarını geride bıraktı.
 |
1954 yılının Ocak ayında Joe DiMaggio ile evlenen Monroe, ertesi yıl tüm zamanların en komik filmlerinden biri olan “The Seven Year Itch”de rol alarak komedi yönünü keşfetti. Evliliğini sekiz ay sonra noktalayan aktris, oynayacağı iki filmin yapım şirketleri tarafından iptal edilmesiyle birlikte bir süre ekrandan uzak kaldı. 1956 yapımı “Bus Stop”daki performansıyla eleştirmenleri, dramatik bir rolün üstesinden gelebileceği konusunda ikna eden Monroe, aynı yıl ünlü oyun yazarı Arthur Miller ile evlendi. Ertesi yıl İngiltere’ye giden aktris, “The Prince and the Showgirl” adlı filmde rol aldı. Filmler her ne kadar iş yapsa da fazla ağır bulunduğu için seyircinin beğenisini kazanamadı. 1958 yılında ise adını en çok duyuran komedi filmi “Some Like It Hot”da Tony Curtis ve Jack Lemmon ile birlikte oynayan Monroe, güzelliği ile yine insanları büyüledi. İşsiz kalan iki genç adamın kadın kılığına girerek kızlar bandosunda iş bulmasını konu alan film yılın en iyi iş yapan filmi olurken pek çok filme esin kaynağı olan Hollywood klasikleri arasına girdi.
Marilyn, 1959 yılında Billy Wilder'ın yönetmenliğinde çevirdiği "Some Like It Hot", kariyerindeki en başarılı ve en popüler filmi oldu. Monroe bu filmdeki oyunculuğuyla bir Altın Küre Ödülü kazandı. Ancak filmin ve Monroe'nun büyük başarısı kadar perde arkasında yaşanan olaylar da yine bu dönemde su yüzüne çıkmaya başladı. Özellikle Monroe'nun sete sürekli geç gelmesi, repliklerini hatırlayamaması, zaman zaman odasından çıkmayarak çekimlere katılmayı reddetmesi yönetmen Billy Wilder ile arasında büyük çatışmalara yol açtı. Bunların dışında çekimler sırasında hamile olduğunu keşfeden Monroe, filmin tamamlanmasının ardından düşük yaptı. Bu filmden sonra çevirdiği "Let's Make Love" filmi ise kritik ve ticari açıdan başarısız oldu. Yine de film de söylediği "My Heart Belongs to Daddy" şarkısı büyük hit oldu. Ayrıca bu filmdeki rol arkadaşı Yves Montand ile kısa bir yasak ilişki yaşadı.
1960 yılında kocası Arthur Miller’dan da boşanan aktris hemen sonra depresyon sebebiyle Payne Whitney Psikiyatri Kliniği'ne yatarak bir süre tedavi gördü. Bu sıralarda ise halkın gözündeki mutlu imajının aksine, özel hayatında yaşadığı hayal kırıklıkları ve güvensizlikleri zaten var olan problemlerini daha da derinleştirdi. En popüler zamanları olan 1950'li yılların sonuyla 1960'lı yılların başından itibaren bile yaşadığı çeşitli sağlık sorunları ve kişisel problemleri kariyerine de yansımış ve Monroe'nun çalışması zor ve dengesiz biri olarak kötü ün yapmasına sebep olmuştu.
1962 yılında "Something’s Got to Give" adlı komedi filminde oynamaya karar verdi. Bu film, onun aynı zamanda ilk çıplak sahnesini de içeriyordu. Ancak film boyunca hasta olduğunu öne sürerek sete az gelmesi ve onun yerine hakkında aşk söylentilerinin çıktığı John Fitzgerald Kennedy'nin doğum günü için şarkı söylemeye gitmesi üzerine Fox şirketi tarafından filmden kovuldu, sözleşmesi iptal edildi ve film şirketi tarafından kendisine tazminat davası açıldı. Fox şirketi filmi tamamlamak için aktrist Lee Remick ile anlaşmasına rağmen, Monroe'nun filmdeki rol arkadaşı Dean Martin'nin başka bir aktristle çalışmak istememesi üzerine işe geri alındı ve kendisiyle yeni bir sözleşme yapıldı. Fakat tam bu sırada şiddetli bir ateşe yakalanan Monroe, yüksek dozda yatıştırıcı ilaç alarak hayata gözlerini yumdu. Daha 36 yaşında olan aktris, 05 Ağustos 1962 günü Los Angeles’daki evinde yatağına uzanmış bir halde ölü olarak bulundu.
Ölümünün ardından yapılan otopsi sonucunda ölüm sebebi yüksek dozda Barbitürat alımı sonucu muhtemel intihar olarak ilan edilmesine karşın, olay yerindeki delil yetersizliği, otopside alınan dokuların daha sonradan kaybolması ve başta kahyası Eunice Murray olmak üzere görgü tanıklarının çelişkili ifadeleri sonucu ölüm sebebinin cinayet olduğuna ve politik sebeplerden Cia, Mafya ve Kennedy ailesinin buna sebep olduklarına dair tam olarak kanıtlanamamış birçok komplo teorisi ortaya atıldı. Monroe'nun bedeni daha sonra eski kocası Joe Dimaggio'ya teslim edildi ve onun aranje ettiği bir cenaze töreni ile 08 Ağustos 1962 yılında, Westwood Village Memorial Park Mezarlığı'nda defnedildi.
20.yy’ın seksi bombası olarak kabul edilen Marilyn Monroe, yarım kalan filmi "Something’s Gotto Give" i hiçbir zaman bitiremedi. Solak olduğu bilinen ünlü yıldızın vazgeçemediği ve yanından ayırmadığı tek şey "Chanel No:5" parfümüydü. Bu hüzünlü hikaye fazlasıyla başarıyı, hayal kırıklığını, hüznü ve entrikalarla dolu geçen bir yaşamı anlatıyor. Güzel yıldız Monroe ölümünden sonrada unutulmadı ve 1999 yılında People Magazine tarafından "Dünyanın En Seksi Kadını" seçildi. Yine 1999 yılında Playboy dergisi tarafından "20.yy’ın En Seksi Starı" seçilen Marilyn Monroe’nun sayısız filmi ve ödülü bulunmakta. Ayrıca Elton John’un "Candle in the Wind" adlı parçasını Marilyn’e itham ettiği de herkes tarafından bilinmektedir. Foto Galeri için tıklayın!
|
|
Giriş Tarihi: 04 Kasım 2010, Perşembe
Etiketler:
Marilyn Monroe
sinema oyuncusu
şarkıcı
model
seks sembolü
pop ikonu
|
|

|
Bu makale için henüz yorum yapılmamış |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
En Son Eklenenler |
 |
|
 |
Video |
 |
|
 |
En Çok Okunanlar |
 |
|
 |
Foto Galeri |
 |
|
 |
|