Coco Chanel Efsanesi - womenist.net 

Coco Chanel Efsanesi

19 Ağustos 1883 - 10 Ocak 1971

None 1923 yılında Monte Carlo’da Duke of Westminister ile tanıştı ve büyük bir aşka yelken açtı. 6 yılın sonunda bu büyük aşk bittiğinde Chanel’e çok güzel anılar ve Duke’un hediyeleri olan birbirinden eşsiz mücevherler kaldı. Daha sonra Cartier tasarımcılarından Paul Iribe ile bir ilişki yaşadı. 4 sene süren bu ilişkiye, yakınları neredeyse evlenecekler gözüyle bakarken, 1935 yılında Iribe, tenis oynarken geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Bu olay Chanel’i çok üzdüyse de  kendini Luchini Visconti ile avutmayı başardı. Bu dönemde tasarladığı kıyafetlerinde çiçeklere yer verdi, gardenya ve gülleri kullanmaya başladı. Ancak kamelyalar hep ön planda oldu. Pul ve payetler, farklı renkler bu dönemde hayatına girdi.

None “5” rakamı onun uğurlu sayısı oldu. Çıkardığı parfüme bu adı verdi. Dünyada en çok satan parfüm ünvanını alan Chanel No 5 parfümü, bu işte ortak olduğu Musevi asıllı Fransız işadamı ile arasını açtı. Mahkeme süreci de sonuçsuz kaldı. 8 sene sonra II. Dünya Savaşı çıktığında eski ortağından, Naziler kanalı ile intikam almayı denedi.

Wertheimer’ların Musevi geçmişini kullanarak mahkeme yardımı ile Chanel No 5’i tekrar ele geçirmek istedi. Ne var ki aile tüm hisselerini bir Fransız’a devrederek Amerika’ya göç etmişti. Coco adeta duvara çarpmıştı. Nazi subayı Hans Gunther Von Dincklage ile ilişkisine rağmen mahkeme kararını lehine kullanamadı. Bu arada Wertheimer parfümün formülünü yanında New York’a götürmüş ve orada “Mademoiselle Chanel” adı ile tekrar üretime geçmişti. Coco New York’a giderek aile ile anlaştı.

Savaş yıllarında, kıyafet üretimini durdurmak zorunda kalan Coco Chanel, savaş bitince tekrar cesaretini topladı. Bir kez daha Wertheimer’a yaklaşarak basitliği ve rahatlığı ön plana alan ceketler ve bol cepli pantolonlarla farklı bir moda akımı yarattı.

None Chanel’in sırrı; kadınlar ne kadar rahat giyinirse, o kadar rahat taşır ve şık dururlardı. Uzun bir aradan sonra 70 yaşında 5 Şubat 1954 de yeni koleksiyonunu sergiledi. Şovunu sadece dükkanlardaki alıcılar değil Amerikan Vogue ve Harpers Bazaar dergisinden editörler de izledi. Vogue bu olayı “return of the coquetry” (koketliğin dönüşü) diye tanıttı.

En sevdiği adreslerden biri, Paris Rue Cambon’daki dükkanıydı. Orada bir dairesi olmasına karşın o hep Ritz otelindeki odasında kalmayı tercih etti. 1971 yılında da 87 yaşında bu odada vefat etti. Subay sevgilisi sayesinde, savaş sırasında bile, bu odayı tutmayı başarabilmişti.

Coco Chanel tutku ile sevdi, her anı dolu dolu yaşadı. Dostlarından ve sevgililerinden sevgi ve sadakat bekledi. Çok disiplinliydi. 21. yüzyıla girdiğimiz şu günlerde hala en şık ve en beğenilen moda ikonu olma özelliğini hiç kaybetmedi. Chanel efsanesi onun çizdiği yolda daha çok uzun seneler lüks modasına öncülük edeceğe benziyor…

None Türkiye’de henüz vizyona girmese de ‘Coco Avant Chanel’ filmi ile konuşulan Audrey Tautou aslında Coco Chanel’in hayatını canlandıran ilk aktris değil. Katharine Hepburn, 1969 yılında Coco Chanel’i canlandıran ilk kadın oyuncu olarak biliniyor. Gerçek adı “Gabrielle” olan Coco Chanel için  para, yoksullukla geçen çocukluk yıllarından sonra sadece özgürlük demekti. Ancak o, hiçbir zaman zengin bir adam ile evlenip bunu elde etmeyi düşünmedi. Hayal ettiği, dilediği gibi ve çılgınca yaşadı. Çok da trajik olarak tanımlanacak bir hayatı oldu.

None Gabrielle Bonheur Chanel!
Annesi o daha 6 yaşındayken tüberkülozdan öldü. Bu olaydan kısa bir süre sonra 2 kız ve 3 erkek kardeşi ile birlikte, babaları tarafından bir yetimhaneye bırakıldı. 17 yaşına kadar terzilik, ütücülük gibi ufak tefek işlerde çalışan Gabrielle’in hayali hep sahneye çıkmaktı. 17 yaşında ütücülüğü bırakarak kabarelerde şarkı söylemeye başladı. Onu dinlemeye gelen askerlerin birbirlerine  “qui qu’a  vu coco” sözünden Coco diye anılmaya başlandı.

Bugün Chanel adı her ne kadar da lüksü, hayalleri çağrıştırsa da aslında onun hayatı trajedilerle dolu olarak geçti. Hayatının detaylarını her zaman en yakınlarından bile saklayan Coco, iş hayatına 1910 yılında Paris’te bir şapka dükkânı ile başladı. İlk aşkı diyebileceğimiz Fransız playboy ve sanayici milyoner Etienne Balsan sayesinde bu dükkanı açtı. 1920’li yıllarda şapka ile beraber elbiseler de tasarlamaya başlayan Coco’yu ve tasarımlarını farklı kılan, o güne kadar yapılması dahi hayal edilemeyen şeyleri cesaret edip hayata geçirebilmesiydi. Moda konusunda tam bir asiydi.

Coco, istediği gibi yaşadı, saçlarını erkek gibi kısacık kestirdi, eteklerin boyunu kısalttı. Kadın ve erkek kıyafetlerini harmanlayıp, kadınlara rahat bir şıklığın kapılarını açtı. Daha önce sadece cenazelerde kullanılan siyah rengi en şık davetlere sokmayı başardı. Siyah onun sayesinde kadınların dolabının baş köşesinde yer aldı.

Coco bronzlaşmanın da öncülüğünü yaptı. Daha önceleri güneşlenmek, yanık tenli olmak yüksek sosyetenin kaçındığı bir  olayken, Coco Chanel’i bronz teniyle gören sosyete mensupları güneşlenmeye başladı. Kadınlara pantolon giydiren, düz omuzlu kıyafetler tasarlayan, ayakkabıda sling-back tarzını yaratarak topukla kolay yürümeyi sağlayan Coco, kadınlar için şık ama aynı zamanda da rahat giyim tarzını yarattı.

None Çok hızlı bir hayatı oldu. Genelde aristokratlar ve yüksek sosyete mensupları ile aşklar yaşadı. Rus Çarı Alexandre II’nin torunu aristokrat Dimitri Pavlovich, sevgilileri arasında en çok etkiyi bırakan kişilerden biri oldu. Rasputin’in öldürülmesi olayında parmağı olduğu sanıldığından ülkesini terk etmek zorunda kalan, Rusya’nın en zengin birkaç kişisinden biri iken Avrupa’da yanında getirdiği kıymetli mücevherleri satarak yaşamını sürdüren Pavlovich, Coco Chanel ile tanıştığı dönemde maddi olarak zor durumdaydı. Coco, Pavlovich’in önerileri ile ilk kez sahte inciler ve yarı değerli taşlar kullanarak göz alıcı mücevherler hazırladı.

1922 yılında Victor Marguer’in La Garconne adlı kitabı Fransa’da çok büyük bir başarı yakalamıştı. Yazar, ailesinin öngördüğü evliliği istemeyen ve kendine farklı bir hayat kuran bir kadının öyküsünü anlatıyordu. Coco kitaptan çok etkilendi. Hatta bu etki, yarattığı tasarımlarda kadınları erkeksi bir havaya soktu.

Aynı dönemlerde Picasso ile tanıştı. Ancak Picasso, Coco ile hayal ettiği gibi yakından ilgilenmeyince O’nun en yakın arkadaşı şair Pierre Reverdy ile birlikte olmayı tercih etti.

None 1923 yılında Monte Carlo’da Duke of Westminister ile tanıştı ve büyük bir aşka yelken açtı. 6 yılın sonunda bu büyük aşk bittiğinde Chanel’e çok güzel anılar ve Duke’un hediyeleri olan birbirinden eşsiz mücevherler kaldı. Daha sonra Cartier tasarımcılarından Paul Iribe ile bir ilişki yaşadı. 4 sene süren bu ilişkiye, yakınları neredeyse evlenecekler gözüyle bakarken, 1935 yılında Iribe, tenis oynarken geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Bu olay Chanel’i çok üzdüyse de  kendini Luchini Visconti ile avutmayı başardı. Bu dönemde tasarladığı kıyafetlerinde çiçeklere yer verdi, gardenya ve gülleri kullanmaya başladı. Ancak kamelyalar hep ön planda oldu. Pul ve payetler, farklı renkler bu dönemde hayatına girdi.

None “5” rakamı onun uğurlu sayısı oldu. Çıkardığı parfüme bu adı verdi. Dünyada en çok satan parfüm ünvanını alan Chanel No 5 parfümü, bu işte ortak olduğu Musevi asıllı Fransız işadamı ile arasını açtı. Mahkeme süreci de sonuçsuz kaldı. 8 sene sonra II. Dünya Savaşı çıktığında eski ortağından, Naziler kanalı ile intikam almayı denedi.

Wertheimer’ların Musevi geçmişini kullanarak mahkeme yardımı ile Chanel No 5’i tekrar ele geçirmek istedi. Ne var ki aile tüm hisselerini bir Fransız’a devrederek Amerika’ya göç etmişti. Coco adeta duvara çarpmıştı. Nazi subayı Hans Gunther Von Dincklage ile ilişkisine rağmen mahkeme kararını lehine kullanamadı. Bu arada Wertheimer parfümün formülünü yanında New York’a götürmüş ve orada “Mademoiselle Chanel” adı ile tekrar üretime geçmişti. Coco New York’a giderek aile ile anlaştı.

Savaş yıllarında, kıyafet üretimini durdurmak zorunda kalan Coco Chanel, savaş bitince tekrar cesaretini topladı. Bir kez daha Wertheimer’a yaklaşarak basitliği ve rahatlığı ön plana alan ceketler ve bol cepli pantolonlarla farklı bir moda akımı yarattı.

None Chanel’in sırrı; kadınlar ne kadar rahat giyinirse, o kadar rahat taşır ve şık dururlardı. Uzun bir aradan sonra 70 yaşında 5 Şubat 1954 de yeni koleksiyonunu sergiledi. Şovunu sadece dükkanlardaki alıcılar değil Amerikan Vogue ve Harpers Bazaar dergisinden editörler de izledi. Vogue bu olayı “return of the coquetry” (koketliğin dönüşü) diye tanıttı.

En sevdiği adreslerden biri, Paris Rue Cambon’daki dükkanıydı. Orada bir dairesi olmasına karşın o hep Ritz otelindeki odasında kalmayı tercih etti. 1971 yılında da 87 yaşında bu odada vefat etti. Subay sevgilisi sayesinde, savaş sırasında bile, bu odayı tutmayı başarabilmişti.

Coco Chanel tutku ile sevdi, her anı dolu dolu yaşadı. Dostlarından ve sevgililerinden sevgi ve sadakat bekledi. Çok disiplinliydi. 21. yüzyıla girdiğimiz şu günlerde hala en şık ve en beğenilen moda ikonu olma özelliğini hiç kaybetmedi. Chanel efsanesi onun çizdiği yolda daha çok uzun seneler lüks modasına öncülük edeceğe benziyor…

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey!

Erkekler nasıl giyinmeli ve artık neleri giymekten vazgeçmeliler?

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey!

10 - Hasta edici darlıkta takım elbiseler!
Dapdar pantolonlara sahip, kısa paçalı takım elbiseler, takım elbise değildir arkadaşlar. Kadınların takım ...

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!