Anna Piaggi’nin oyunu - womenist.net 

Anna Piaggi’nin oyunu

Sadece özüyle yaşamayı seçmiş yalın bir İtalyan kadını..

None Bazı insanlar şeffaftır. Konuşmaları, duruşları, giyinişleri yüreklerini ve içtenliklerini yansıtır. Bazıları karmaşık görünmeyi tercih ederler ama onlara göre bu yalınlıktır. Ruhlarını yansıtan bir yalınlık. Kaç kişi tanıyordur böyle insanları. Ve Anna’yı!

Mavi krepe saçlarından gözleri gerilerden görünüyor. Kırmızı allığını sadece elmacık kemiklerinin üstüne sürüyor ve dudaklarının rengi yüzünde de  en az dikkat çeken ayrıntı. Böyle başlıyor silüeti. Giyinişi garip diye lanse edilse de o sadece sezonun en moda ve en kaliteli parçalarını karıştırıp üstünde taşıyor. Kimilerinin değişiyle palyaço görünüşlü!  Oysa ki Anna Piaggi’nin okunuşu sadece özüyle yaşamayı seçmiş yalın bir İtalyan kadını!

Kendini herkesden farlı görünümüyle tanıttığını düşünürseniz yanılırsınız. Evet sokakta yürüdüğü zaman dikkat çekiyor ve hatta defileleri izlemeye gittiğinde bakışları üzerine topluyor ama onu kariyerinde tepelere taşıyan faktör, görünüşü ya da nasıl makyaj yaptığı değil. En başta üç dil biliyor. İtalyan Vouge dergisinin editörü. Hem de öyle kolay bir şekilde bu mevkiye  yükselmemiş.

None Hayat hikayesi  yavaş yavaş ilerliyor. Gençken neredeyse her meslek dalında çalışmış. Hayatında ünlü olmayı, hele de dünyaca ünlü bir moda dergisinde çalışmayı hiç aklından geçirmemiş bile. İnanılmaz bir ufka sahip. Öğrenmeye, eleştirilere açık, paylaşımcı bir yapısı var. Hayatındaki dönüm noktası eşiyle başlıyor.  Gerçekten hayranı olduğu ve aşık olduğu adamla evleniyor. Eşinden çok şey öğrendiğini her röportajında dile getiriyor. Ünlü bir fotoğrafçı olan Eşi Alfa Castaldi’yi kaybettiğinden beri, yani onbeş senedir  yüzüğünü hiç çıkarmadan takmaya devam edecek kadar eşinin hatırasına saygılı, aşık bir kadın.

Zamanla çevresi genişleme başlıyor Anna’nın. Etrafı tarafından fikirleri değerli bir insan durumuna geliyor. Zevki ve duruşu ile fark ediliyor. Sıradan ve bilinen çözümlerin aksine kendini ortaya koyan görüşlerini paylaşmaktan kaçınmadan devam ediyor yaşamaya. Fikirleri tutuldukça moda editörü oluvermiş. Yalnız buraya bir parantez açmak gerekli. Anna’nın zevki sadece moda ile kısıtlı değil. O, sanatın her dalı ile ilgilen, yaşayan bir kadın.

None Şaç renginin, şapka takmasının, elbiselerinde kullandığı renklerin, kısacası her şeyin bir anlamı var onun için. Hatıralarıyla geziyor ve yaşıyor. Ona herhangi birine bakıyormuş gibi bakılmamalı. Bir tabloya bakar gibi uzun uzun, derin derin bakılmalı. Anna Piaggi’nin de derinliği, perspektifi ve anlattıkları var. Şu an moda çevresi tarafından adeta tapılan bir isim. Şık veya değil, önemli olan kendini direkt vurgulayabilecek kadar kim olduğunu bilen ve cesur biri olması.

Hayat, ciddiye alınacak kadar değerli. Bizlerle oynayacak kadar da güçlü. İşte bazı insanlar kuralları kendi yazar. Oyunun içinde kendi isimleriyle anılan oyunlarını oynarlar. Bu da Anna’nın oyunu.

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey!

Erkekler nasıl giyinmeli ve artık neleri giymekten vazgeçmeliler?

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey!

10 - Hasta edici darlıkta takım elbiseler!
Dapdar pantolonlara sahip, kısa paçalı takım elbiseler, takım elbise değildir arkadaşlar. Kadınların takım ...

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!