Ağa Han Ödülü’nü bir kez daha ülkemize getiren Mimar Emre Arolat - womenist.net 

Ağa Han Ödülü’nü bir kez daha ülkemize getiren Mimar Emre Arolat

Sedat Hakkı Eldem’in eserlerini gördüğümüzde bir şekilde onun tasarımı olduğunu anlayabiliriz. İşte Emre Arolat’ın da yaptığı tasarımlar birbirinden çok farklı olsa da, bir o kadar da benzeşiyorlar. Onun da sanki bir gizli imzası var eserlerinde..

None Edirne’de yaptığı İpekyol Tekstil Fabikası projesi ile ülkemize yeniden Ağa Han Ödülü’nü getiren bu yaratıcı genç mimarın aslında sayamayacağımız kadar uzun bir ödül listesi var. Son dönemlerde oldukça gözde yapılardan biri olan Zorlu Center projesinin lider bürosu, Kâğıthane’de ödüllü residence, Dalaman Havaalanı, Narlıdere Konutları, Maslak Red Developement, Çeşme’deki ünlü 7800 Çeşme otel ve konut projesi ve daha birçok proje hep Emre Arolat Mimarlık projesi. Womenist olarak Emre Bey’le hem biraz özel hem yaptığı eserlerle ilgili keyifli bir söyleşi yaptık.

Mimar olmaya nasıl karar verdiniz?
Annem ve babam mimar olduğu için benim bebekliğim ve çocukluğum mimarlık ofisinde geçti. Annemin söylediğine göre altım bile ofiste değişirmiş. Ödev yaptığım, oyun oynadığım, yatana dek vakit geçirdiğim yer mimarlık ofisiydi. Başka bir seçeneğim yokmuş gibi hissettim sanırım. O kadar işin içindeydim ki... Ben yeteneğin Allah vergisi olduğuna pek inanmam. Bana göre görgü, eğitim ve sezgi üçlüsü önemli. Eğitim ve yetenek geliştirilebilir. Sezgi de doğuştan gelir. Her görgülü ve bilgili mimar iyi mimar olamıyor maalesef. Sezgi de çok önemli.

None Meslek hayatına ailenize ait mimarlık şirketinde başladınız. Sonra da kendi şirketinizi kurdunuz. Bu dönem nasıl gelişti?
Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nü bitirip, yüksek lisans diplomamı da aldıktan ve 1 yıl kadar Amerika’da çalıştıktan sonra 1961 yılında annemin ve babamın kurduğu aile şirketinde tam tabiri ile çömez olarak işe başladım. Uzun yıllar çömezliğime sorgulamadan devam ettim.17 yıl sonra Gonca Paşolar ile birlikte 2004 yılında Emre Arolat Mimarlık’ı kurduk. 2008 yılında annem ve babam da bizim şirketimize katıldılar.

Sizde İstanbul’u tanımlayan en önemli mimari eserler hangileri?
Tabii ki Ayasofya çok önemli bir örnek. Hem mimari, hem tarihsel açıdan farklı katmanları içeren bir eser. Bunun ötesinde İstanbul’da bugün artık örnekleri fazla olmayan bir sivil yapı grubu var. Arnavutköy, Kağıthane, Eyüp, Balat’ta görülen İstanbul’un karakteristik, kısmen imar dışı olan oldukça kuralsız görüntüsü bence çok önemli. İstanbul’un oldukça farklı bir topografyası var. Onların içinde bence bu yapılar çok güzel yerleşmiş. Yurt dışından gelen yabancı tasarımcı misafirlerimiz bu doku ile neden yüzleşmediğimizi ve sahiplenmediğimizi soruyorlar. Buralar gerçek anlamda mekansal değerler içeriyor. Hakiki hayatlar yaşanıyor bu dokuların içinde.

None Tasarımlarınızda ahşapı oldukça sık ve farklı kulanıyorsunuz. Bunun belli bir nedeni var mı?
Ahşap bizim yaptığımız mimari eserlerde sık kullanılan malzemelerden sadece biri. Hiçbir malzemeye karşı önyargım ya da aşırı zaafım yok. Zaman zaman beton da, taş da, alüminyum da kullanıyoruz. Şu anda Maçka Oteli’nde diğer yapıların bazılarında kullanılan güneş kırıcıları bu sefer bronzdan imal ediyoruz. Ahşap Türkiye’de dayanıksızlığından dolayı korkularak kullanılan bir malzeme. Teknik olarak bazı sorunları olacağından dolayı hep soğuk yaklaşılır; ancak, son senelerde çok farklı tekniklerle ahşabın dayanıklılığı da oldukça arttı.

Mimarlarla çalışmak zor denir. Sizce Türkler mimarla çalışmayı biliyorlar mı?
Türkiye’de mimarlık yapmak merkez ülkelerde mimarlık yapmaktan çok daha kolay. Türkiye’de mimarın yazılı kural ve sorumluluğu merkez ülkelere göre çok daha az. Kocaman bir firmanın yatırımını mimari beceriksizlikle kolayca batırabilirsiniz. Yaptığınız yapının çevredekilere ciddi negatif etkisi olabilir. Kimse size cezai bir yaptırım uygulayamaz. Meslek sigortası denen ve işinizde sorumluluğunuzu ortaya koymanıza yol açan yaptırımlar bizim ülkemizde yok. Bazı mimar arkadaşların yaptıklarından tüm mimarlar töhmet altında kalıyor. Örneğin biz kesinlikle sosyal sorumluk projeleri dışında ücret almadan bir proje fikri ya da çizimi sunmuyoruz.  Bence Türkiye’de halk mimarlarla çalışmasını biliyor; ancak, mimarlar müşterileri ile çalışmayı pek bilmiyorlar. Türkiye’deki yatırımcılar mimarlara çok iyi davranıyorlar.

None Birçok ödül aldınız. Tüm bu ödüller içinde sizin için en önemlileri hangisi?
Maalesef “Mimari dalında bir ödül enflasyonu yaşanıyor” desek yalan söylemiş olmayız. Çoğunun veriliş şekilleri onları ticari bir metaya dönüştürme potansiyeli içeriyor. Mimar tarafından çekilip yollanan resimler üzerinden değerlendirilen birçok ödül var. Ancak Ağa Han Ödülü oldukça farklı bir değerlendirmeye tabii tutuluyor. 10-15 kişilik bir ekip binaya geliyor, hem kullanıcılarla hem de o çevrede yaşayanlarla konuşuyor. Binanın elektrik projesinden doğal ışığı kullanmasına dek en ince ayrıntıları inceleleyip kendileri resim ve fotoğraflar çekerek bir değerlendirmeye tutuyorlar. O yüzden de konusunda oldukça önemli bir ödül.

Nasıl bir patronsunuz?
Bunu benim cevaplamam oldukça zor. Benimle 100 kişi çalışıyor; bunun cevabını onlara sormak lazım. Zaman zaman çok yumuşak olduğum söyleniyor, ancak iki gün sonra yanıma gelmekten çekinildiği belirtiliyor. Bazen fazlası ile titiz olduğumdan başka bir zaman ise çok ilgisiz olduğumdan şikayet ediliyor. Yapmaya çalıştığım şey belirli bir iş potensiyeli zevkli ve keyifli bir ortamda çalışanlarımla birlikte üretebilmek. Bunu ne kadar becerebildiğimi benim söylemem ise pek mümkün değil.

None Özel hayatınız hiç bilinmiyor? Hobileriniz neler?
Son 20-25 senedir hiçbir hobim ya da mesleğim dışında rahatlayabildiğim başka bir mecra yoktu. Ancak 3 sene evvel bir tekne aldık ve o günden beri kaçış noktam burası oldu. Şimdi canım sıkıldığında hemen denize koşuyorum ve açıldığımda tüm elektriğimin gittiğini hissediyorum.

Tekne tasarlamak oldukça farklı bir konu. Bu konuya da el atmayı düşünüyor musunuz?
Yakın zamana dek hiç böyle bir düşüncem olmadı; ancak, son dönemde kendim de tekne ile bu kadar haşır neşir olunca ilgi duymaya başladım doğal olarak. Birgün kendi teknemi tasarlamak gibi bir hayalim var.

None KISA KISA EMRE AROLAT
Hangi yemeği çok seversiniz?
Makarna, her tür sosla makarna...
En sevdiğiniz şarkı?
“Kimler geldi kimler geçti” ve “Joe Dassin’den Et si tu  n’existais pas?”
Takma adınız, lakabınız var mı?
Koko. Galatasaray’daki yatılılık yıllarımın ilk döneminde diğer arkadaşlarıma göre daha bakımlı olduğumdan dolayı konmuştu.
Roman kahramanınız kim?
Küçük Prens
Değiştirmek isteyeceğiniz bir huyunuz nedir?
Sıkıldığım şeylerden kolay sıyrılırım, bir nevi kaçarım.
Bu maalesef benim özel hayatımı da etkiliyor.

Hayat felsefeniz nedir?
İnsanın hayatını yeteri kadar doldurması ve bunu zevkle yapması gerektiğini düşünüyorum. Mesela çok çalışmanın zevki azalttığına inanmıyorum. En zor işi yaparken de, en rutini yaparken de zevk almayı bilmek gerektiğine inanıyorum.
Mesaj, bbm, sms.. tarzı haberleşmeyi sık kullanıyor musunuz?
‘What’s up’ kullanıyorum.
Nasıl bir doğa üstü gücünüz olsun isterdiniz?
Uçabilmeyi isterdim.

Tuana Zeynep Bilgin

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!