New York’da Moda Dünyası’nın Tepesindeki Kadın - womenist.net 

New York’da Moda Dünyası’nın Tepesindeki Kadın

Christian Dior ve Louis Vuitton gibi Fransa’nın en güçlü moda evlerinin CEO’su Pamela Baxter ile Wist’e özel bir söyleşi yaptık.

None New York, modanın son senelerde kalbinin attığı en büyük metropol. Hatta artık Paris ve Londra’dan da önde sayılabilecek bir moda şehri… Hayal edin, böylesi bir trend şehrinde en önemli Fransız moda imparatorluğunun başında olmak bir kadın için ne kadar da baş döndürücü... İşte bu ay size, son derece özel ve o kadar da çalışkan bir kadın olan Pamela Baxter’la olan söyleşimizi aktaracağım.

Pamela Baxter, genç yaşlarından itibaren hep moda ve kozmetik dünyasında çalışmış...Hem de çok çalışmış. Onunla ilk kez seneler önce New York’da, ortak bir arkadaşımız aracılığıyla, tanıştığımda henüz Estée Lauder, La Mer, Jo Malone  ürünlerinin Ortadoğu ve dünya pazarlama başkanı idi. İnanılmaz çalışkan, son derece bakımlı, hayatı seven, tam bir “New York” kadınıydı Pamela. 2007 yılında Louis Vuitton parfüm ve kozmetikleri ve Christian Dior markasına CEO olduğunda aslında onu tanıyanlar için bu hiç de şaşılacak bir yükseliş değildi.

Wist dergisi için verdiği bu özel söyleşide onunla, kariyeri, hobileri ve 2009-2010 yılı modası hakkında konuştuk.

None

Dior markası ile ilgili neler söyleyebilirsiniz? Markanın gelecek planlarını nasıl görüyorsunuz?Dior markasının geçmişi çok eski ve zengin. Biz bununla gurur duyuyoruz. Bu konu hakkında da tüm müşterilerimizi bilgi sahibi yapma anlamında oldukça çalışıyoruz. Dior, çok yetenekli bir tasarımcı olan John Galliano ile çalıştığı için çok şanslı bir marka. Galliano, hazır giyim, aksesuar ve ayakkabıda Dior’a sunduğu yenilikleri, biz de müşterilerimize en doğru şekilde sunabilmeyi amaçlıyoruz.

Dünya zor bir süreçten geçiyor. Ekonomik kriz sizin markanızı ne şekilde etkiledi? Ya da etkiledi mi?
Ekonomik şartlar bizi gerçeğe döndürdü. Bu da başarımızın artmasına yol açtı. Detaylara verilen önem burada daha da açığa çıktı. Sanıyorum bu yaşananlar bizi daha da güçlü hale getirdi.

Sizin de söylediğiniz gibi bu kış ağırlıklı olarak “öze,, yani klasiğe dönüş yaşanıyor. 2009-2010 yıllı Christian Dior kış sezonu ile ilgili ne söyleyebilirsiniz?
2009-2010 kışı Dior’un “saf özünü” yansıtıyor. Yumuşatılmış omuzlar, belde daralan kıyafetler kalçalara da şekil veriyor. John Galliano bu sezon yeni görüşe hafif bir oryantalizm kattı. Egzotik ve oryantal desenler ve işlemeler, Asya kültüründen etki ile oluştu. John Galliano 1910’lu yıllarda Paris’te öne çıkan “oryantal lüks” akımının ve 18.  yüzyıl Pers minyatürlerinin etkisinde kalarak bu yeni koleksiyonu yarattı.

Sizin için davetlerde ya da etkinliklerde hayat kurtaran moda eşyanız nedir?
“Lady Dior çantalarım”, hem gece hem de gündüz, her durum için mükemmeller.

None Sabahtan başlayarak normal bir gününüzde neler yaptığınızı bizimle paylaşır mısınız?
Hayatta dengeyi tutturmak oldukça zor bir durum. Genellikle sabah saat 6.00’da kalkıyorum ve 8.00’ de ofiste oluyorum. Saat 8.00-9.00 arasını bir önceki günden toplantı raporlarını okumak ve günü planlamak için kullanıyorum, günümün çoğu zamanını perakendeciler ve yöneticilerimle toplantıda geçiriyorum. Ayrıca elimden geldiğince dükkanları da sık ziyaret etmeye gayret ediyorum. Özellikle New York’daki kozmetik ve hazır giyim dükkanlarımızı mutlaka bir kez denetliyorum. Geceler de genellikle davetlerle geçiyor. Haftanın iki gecesi eğer seyahatte değilsem mutlaka spor yapıyorum. Şirketin ana ofisi Paris’te olduğundan çok sık seyahat ediyorum.

Her zaman çok bakımlı ve hoşsunuz, yaşınızı da hiç göstermiyorsunuz. Bunun sırrı nedir?
Benim güzellik sırrım cilt bakımı ürünlerini düzenli kullanmam. Her sabah Dior’un Capture Total serumu ve kremini, L’or de Vie serumunu kullanıyorum. Geceleri de düzenli olarak kremlerimi kullanıyorum. Ayrıca iyi bir göz kremi de mutlaka kullanılması gereken bir ürün... Cildimi güneş ışınlarından korumak için her gün fondöten kullanıyorum.

Yanlış hatırlamıyorsam iki torununuz var. Onlarla nasıl vakit geçiriyorsunuz?
17 yaşında bir kız, 19 yaşında da bir erkek torunum var. Onlar Los Angeles’ta yaşıyorlar. O yüzden onları istediğim sıklıkta göremiyorum. Yaz tatilinde ya da Şükran Günü zamanında tatile götürüyorum. Ben dalmayı çok sevdiğim için, onlara da 12 yaşına geldiklerinde dalma ehliyetlerini aldırdım. Böylece beraber dalmaya gidebiliyoruz.


Sosyal sorumluluk konusunda çalıştığınızı biliyorum bu konuda yaptıklarınızı ve özel hobilerinizi anlatırmısınız?Zamanımı yardım kuruluşları çalışmaları ile geçiriyorum. New York’daki yıllık “Waldorf Astoria” Dreamball yönetimindeyim. Bu balo aracılığı ile, Amerikan Kanser Kurumu ve kanser tedavisi gören kadınların dış görünüşleri için para topluyoruz, “Look Good...Feel Better” ( İyi Görün...İyi Hisset). Ayrıca Columbia’da MBA öğrencileri için FIT (Fashion Institute of Technology ) yönetim kurulunda yer alıyorum.

Dalmanın dışında, şarap ve güzel yemek de benim en büyük keyfim. Napa  Vadisi’nde bir evimiz var...Şarap tatmayı çok seviyoruz. Oraya sık sık arkadaşlarımızla gidip güzel yemekler eşliğinde şarap tadıyoruz. Ayrıca yemek dersi almaktan ve yeni yemekler öğrenmekten çok hoşlanıyorum.

Türkiye’ye geldiğinizi biliyorum. Türkiye’nin en çok hangi bölgesini beğendiniz?
İstanbul’a gerçekten aşık oldum diyebilirim. O kadar zengin bir kültürü ve tarihi var ki...Ayrıca insanları da çok özel. Her zaman Bodrum’u ve güney sahillerini ziyaret etmek istemiştim; arkadaşlarımızla buralara bir tekne gezisi yaptık; tek kelime ile muhteşemdi!...

Türk kadınları ile ilgili ne söyleyebilirsiniz?
Tüm Türk arkadaşlarım gerçekten stil sahibi ve çok özgün kişiler. Kendilerine çok güveni olan kadınlar.

None New York, modanın son senelerde kalbinin attığı en büyük metropol. Hatta artık Paris ve Londra’dan da önde sayılabilecek bir moda şehri… Hayal edin, böylesi bir trend şehrinde en önemli Fransız moda imparatorluğunun başında olmak bir kadın için ne kadar da baş döndürücü... İşte bu ay size, son derece özel ve o kadar da çalışkan bir kadın olan Pamela Baxter’la olan söyleşimizi aktaracağım.

Pamela Baxter, genç yaşlarından itibaren hep moda ve kozmetik dünyasında çalışmış...Hem de çok çalışmış. Onunla ilk kez seneler önce New York’da, ortak bir arkadaşımız aracılığıyla, tanıştığımda henüz Estée Lauder, La Mer, Jo Malone  ürünlerinin Ortadoğu ve dünya pazarlama başkanı idi. İnanılmaz çalışkan, son derece bakımlı, hayatı seven, tam bir “New York” kadınıydı Pamela. 2007 yılında Louis Vuitton parfüm ve kozmetikleri ve Christian Dior markasına CEO olduğunda aslında onu tanıyanlar için bu hiç de şaşılacak bir yükseliş değildi.

Wist dergisi için verdiği bu özel söyleşide onunla, kariyeri, hobileri ve 2009-2010 yılı modası hakkında konuştuk.

None

Dior markası ile ilgili neler söyleyebilirsiniz? Markanın gelecek planlarını nasıl görüyorsunuz?Dior markasının geçmişi çok eski ve zengin. Biz bununla gurur duyuyoruz. Bu konu hakkında da tüm müşterilerimizi bilgi sahibi yapma anlamında oldukça çalışıyoruz. Dior, çok yetenekli bir tasarımcı olan John Galliano ile çalıştığı için çok şanslı bir marka. Galliano, hazır giyim, aksesuar ve ayakkabıda Dior’a sunduğu yenilikleri, biz de müşterilerimize en doğru şekilde sunabilmeyi amaçlıyoruz.

Dünya zor bir süreçten geçiyor. Ekonomik kriz sizin markanızı ne şekilde etkiledi? Ya da etkiledi mi?
Ekonomik şartlar bizi gerçeğe döndürdü. Bu da başarımızın artmasına yol açtı. Detaylara verilen önem burada daha da açığa çıktı. Sanıyorum bu yaşananlar bizi daha da güçlü hale getirdi.

Sizin de söylediğiniz gibi bu kış ağırlıklı olarak “öze,, yani klasiğe dönüş yaşanıyor. 2009-2010 yıllı Christian Dior kış sezonu ile ilgili ne söyleyebilirsiniz?
2009-2010 kışı Dior’un “saf özünü” yansıtıyor. Yumuşatılmış omuzlar, belde daralan kıyafetler kalçalara da şekil veriyor. John Galliano bu sezon yeni görüşe hafif bir oryantalizm kattı. Egzotik ve oryantal desenler ve işlemeler, Asya kültüründen etki ile oluştu. John Galliano 1910’lu yıllarda Paris’te öne çıkan “oryantal lüks” akımının ve 18.  yüzyıl Pers minyatürlerinin etkisinde kalarak bu yeni koleksiyonu yarattı.

Sizin için davetlerde ya da etkinliklerde hayat kurtaran moda eşyanız nedir?
“Lady Dior çantalarım”, hem gece hem de gündüz, her durum için mükemmeller.

None Sabahtan başlayarak normal bir gününüzde neler yaptığınızı bizimle paylaşır mısınız?
Hayatta dengeyi tutturmak oldukça zor bir durum. Genellikle sabah saat 6.00’da kalkıyorum ve 8.00’ de ofiste oluyorum. Saat 8.00-9.00 arasını bir önceki günden toplantı raporlarını okumak ve günü planlamak için kullanıyorum, günümün çoğu zamanını perakendeciler ve yöneticilerimle toplantıda geçiriyorum. Ayrıca elimden geldiğince dükkanları da sık ziyaret etmeye gayret ediyorum. Özellikle New York’daki kozmetik ve hazır giyim dükkanlarımızı mutlaka bir kez denetliyorum. Geceler de genellikle davetlerle geçiyor. Haftanın iki gecesi eğer seyahatte değilsem mutlaka spor yapıyorum. Şirketin ana ofisi Paris’te olduğundan çok sık seyahat ediyorum.

Her zaman çok bakımlı ve hoşsunuz, yaşınızı da hiç göstermiyorsunuz. Bunun sırrı nedir?
Benim güzellik sırrım cilt bakımı ürünlerini düzenli kullanmam. Her sabah Dior’un Capture Total serumu ve kremini, L’or de Vie serumunu kullanıyorum. Geceleri de düzenli olarak kremlerimi kullanıyorum. Ayrıca iyi bir göz kremi de mutlaka kullanılması gereken bir ürün... Cildimi güneş ışınlarından korumak için her gün fondöten kullanıyorum.

Yanlış hatırlamıyorsam iki torununuz var. Onlarla nasıl vakit geçiriyorsunuz?
17 yaşında bir kız, 19 yaşında da bir erkek torunum var. Onlar Los Angeles’ta yaşıyorlar. O yüzden onları istediğim sıklıkta göremiyorum. Yaz tatilinde ya da Şükran Günü zamanında tatile götürüyorum. Ben dalmayı çok sevdiğim için, onlara da 12 yaşına geldiklerinde dalma ehliyetlerini aldırdım. Böylece beraber dalmaya gidebiliyoruz.


Sosyal sorumluluk konusunda çalıştığınızı biliyorum bu konuda yaptıklarınızı ve özel hobilerinizi anlatırmısınız?Zamanımı yardım kuruluşları çalışmaları ile geçiriyorum. New York’daki yıllık “Waldorf Astoria” Dreamball yönetimindeyim. Bu balo aracılığı ile, Amerikan Kanser Kurumu ve kanser tedavisi gören kadınların dış görünüşleri için para topluyoruz, “Look Good...Feel Better” ( İyi Görün...İyi Hisset). Ayrıca Columbia’da MBA öğrencileri için FIT (Fashion Institute of Technology ) yönetim kurulunda yer alıyorum.

Dalmanın dışında, şarap ve güzel yemek de benim en büyük keyfim. Napa  Vadisi’nde bir evimiz var...Şarap tatmayı çok seviyoruz. Oraya sık sık arkadaşlarımızla gidip güzel yemekler eşliğinde şarap tadıyoruz. Ayrıca yemek dersi almaktan ve yeni yemekler öğrenmekten çok hoşlanıyorum.

Türkiye’ye geldiğinizi biliyorum. Türkiye’nin en çok hangi bölgesini beğendiniz?
İstanbul’a gerçekten aşık oldum diyebilirim. O kadar zengin bir kültürü ve tarihi var ki...Ayrıca insanları da çok özel. Her zaman Bodrum’u ve güney sahillerini ziyaret etmek istemiştim; arkadaşlarımızla buralara bir tekne gezisi yaptık; tek kelime ile muhteşemdi!...

Türk kadınları ile ilgili ne söyleyebilirsiniz?
Tüm Türk arkadaşlarım gerçekten stil sahibi ve çok özgün kişiler. Kendilerine çok güveni olan kadınlar.

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey!

Erkekler nasıl giyinmeli ve artık neleri giymekten vazgeçmeliler?

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey!

10 - Hasta edici darlıkta takım elbiseler!
Dapdar pantolonlara sahip, kısa paçalı takım elbiseler, takım elbise değildir arkadaşlar. Kadınların takım ...

Erkeklerin Giymeyi Derhal Bırakması Gereken 10 Şey! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!