womenist.net Erken kalkan Şeyda Coşkun yol alıyor! 

Erken kalkan Şeyda Coşkun yol alıyor!

Şeyda Coşkun erken kalkıyor, çalıştırdığı insanlarla yürüyor, onları inceltiyor ve mutlu ediyor. Çalıştığı insanlarla beraber kendisi de mutlu oluyor ve yoluna devam ediyor!

Çoğumuz onu magazinsel yönü ile biliyor, Mehmet Ali Erbil ve Tuğba Coşkun isimleri ile beraber anıyoruz. Şeyda Coşkun, insanları yürütüyor, inceltiyor ve hayatlarında radikal bir karar alıp mutlu olmalarında onlara destek oluyor. Sabah erken saatlerde kalkan, çalıştırdığı insanlar ile Boğaz’da yürürken görebileceğiniz, onlara her daim, en azından bir telefon kadar yakın olup sürekli destek olan, evlerine ya da gittikleri restoranlara özel hazırladığı yemekleri götürecek kadar mesleğine aşık ve saygılı biri. “Her yaptığın işi isteyerek, severek ve hakkı ile yaparsan başarıya ulaşırsın” diyen Şeyda Coşkun, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu bölümünden mezun olmuş, ABD’de beslenme üzerine yüksek lisans eğitimi almış, proaktif biri. Üstelik çalıştırdıkları kişilerle samimiyete ve karşılıklı güvene dayalı bir ilişki kuran başarılı bir kadın. Şeyda Coşkun ile samimi ve içten bir röportaj gerçekleştirdik.

Tatlı zafiyeti olanlara ne gibi önerilerde bulunursunuz? Hem tatlılarla hem de bedenimizle aramızı nasıl iyi tutarız?
Erkeklerin çoğunlukta olduğu, tatlıyı çok seven bir  kitle ile çalışıyorum.  Fırınlanmış şeftaliler, sütte pişirilmiş kabak, ayva, kayısı kurusu ve pekmez ile pişirilen tatlılar yapıyoruz. Genellikle bu dönemde meyve tatlılarına yönlendiriyorum. Meyve tatlıları çok keyif veriyor insanlara. Yulaf, meyve ve soya sütü ile bir karışım yaratıyorum. Çalıştırdıklarımın canı  baklava gibi klasik tatlılar yerine bu tarz meyve tatlılarını çekiyor. Bu da iştahı ‘tık’ diye kesiyor. Ayrıca yulafı elma rendesi ile yoğurup, biraz süt koyup yumuşatıp bunlardan yuvarlak bonbonlar yapıyorum ve bunları kakaoya buluyorum. Bu, yeni bulduğum bir şey. Bunu da sadece Womenist okuyucuları ile paylaşıyorum. Sıkı diyet döneminde tercih edebileceğimiz bir tatlı bu. Bizler nedense her şeye yağ koyuyoruz. Yağ da insan vücudunu tekrar tekrar acıktırıyor. Doygunluk hissi veriyor ama bir sonraki acıkmayı tetikliyor. Çantamıza aldığımız elma ve kayısı kurusu ile ara öğünleri atlatıp, dışarıdaki bisküvi ve diğer abur cuburlara girmemekte fayda var. Dondurma yerine de sorbe öneriyorum. Ya da katkı maddesi kullanmayan, doğal dondurmacıları.

Şöyle bir düşündüğündüğünüzde, çalıştırdığınız kişilerin duygusal hayatlarındaki iniş-çıkışlar uygulanan programı etkiliyor mu? Onlara psikolojik destek verdiğiniz de oluyor mu?
Çalıştığım insanları hayatımın bir parçası olarak görüyorum. Onların sırları, benimle paylaştıkları kesinlikle bende kalır. Bu, benim işimin aslında en önemli kısmı. İnsanların ruh hallerinin benim için ve amaçlarına ulaşmaları için etkin bir rolü var. Yemek krizleri yaşadıklarında ya da örneğin eşleri ile kavga edip yürüyüşe gelmek istemedikleri an, onlarla irtibat halinde oluyoruz ve onlara asıl o an yürüyüşe gelmelerini söylüyorum. Çoğu zaman da pişman olmuyorlar. Ben daha çok onlara beslenmeden çok, spor konusunda yardımcı oluyorum. Beslenme ile ilgili bilinen şeyleri hazır olarak sunuyorum, biraz da şekillendiriyorum. Bir insan ile hergün 1 saat zaman geçirmek önemli bir paylaşım yaratıyor. Artık onun hayatının bir parçası oluyorsunuz. Sonrasında da oluyorsunuz, çalıştırdıklarım beni unutmuyorlar. İnsanların hayatlarında büyük bir mutluluk kaynağı olmak güzel bir şey ki...

Çalıştırdığınız kişiler bazı günler özel davetlere, kutlamalara veya gecelere katılabiliyorlar. Uyguladıkları diyet programına sadık kalmaları açısından bu gibi zamanlarda onlara neler öneriyorsunuz?
Çalıştırdığım kişilerin bu ve benzeri özel durumlarında ve günlerinde onlara tam olarak neyi yemek istediklerini soruyorum. Örneğin o akşam için en çok köfte yemek isteyen bir kişiye “Köfte yeme!” demek yerine, köfte yiyebileceğini ama en azından yanında patates kızartması, vb. yiyecekleri yememesini öneriyorum. Ya da hafta sonları sosyal hayatın gerekliliği, içki içmek isteyenler için katı kurallarımız yok.  Şarap içmek isteyenelere “Bol buzlu iç” diyorum. Zaten bir kadeh şarap, yanında ızgara tavuk göğsü ve bol sebze bu tarz özel günler için kötü seçimler değil. Fakat bu noktada kontrol bende olmalı. Çalıştığım hamile bir müşterim o akşam bir restorana gidiyordu ve pizza yemek istedi. Malzemelerin temini açısından asistanımın da yardımını alarak restorana kepekli bir hamura az peynirli, enginarlı ve kuşkonmazlı bir pizza yaptırttım. Yine, restoranlara tam buğdaylı makarna gönderdiğim de oluyor. Kısacası, insanların hayatlarından sevdikleri yiyecek ve içecekleri bir anda keserseniz diyet moduna girerler.

Yaşı ilerlemiş ve kiloları yer etmiş birisi de forma girmek için sizin danışmanlığınızdan yararlanabilir mi? Çalıştıracağınız kişiler için kafanızda belli bir yaş sınırı var mı?
Çalıştıracağım kişiler için kafamda belirli bir yaş sınırı koymadım. 70 yaşına hiç çıkmadım. 60’lı yaşlarında olan kişilere beslenme konusunda destek verdiğim de oldu. Ameliyat olacak bir hastam vardı, ona yatarak kilo verdirdim. Cinsiyet açısından da erkekler ile çalışmak biraz daha kolay. Kadınlar genellikle içinde bulundukları ortamın etkisinde daha rahat kalıyorlar. Bunun için kadınların kendi aralarında yaptıkları günlere kendime yaptığım kurabiye ve muffinleri gönderdiğim de oluyor.

Uyguladığınız program sizce yılın hangi zamanında daha uygun olur? Mevsimlerin etkisi var mıdır? Mesela, yaz ya da kış mevsiminin avantaj ya da dezavantajları var mıdır?
Yazın benim en boş dönemimdir. Herkes genellikle tatile gidip yemek yemeyi tercih ediyor. Geçtiğimiz yaz mevsiminde beraber çalıştığım kişi sayısı üçe düştü. Tüm enerjimi onlara harcadığımdan, o üç kişi ile gerçekten çok verimli çalıştık. Yazın benimle çalışıyor olmak müthiş bir avantaj aslında. Eylül, ekim ve kasım ayları da insanların moktivasyonlarının yüksek olduğu dönemler. Çok çok yağmur yağmadığında, hava soğuk da olsa açık havada yürüyüş yapıyoruz. Hava şartlarının çok elverişli olmadığı dönemlerde, evde koşu bandında belli bir hız oranında, performansı kademeli ve bilinçli olarak yükseltip, alçaltarak çalışmalar yaptığımız da oluyor. Birlikte çalışma talebi en çok mart, nisan ve mayıs aylarında, havalar ısınmaya başladığı zamanlarda geliyor.

Yılbaşı gecesine az kaldı. Sizce böyle bir gece uygulanan tüm programı alt üst edebilir mi? Bunun gibi mecburi yeme-içme geceleri için neler önerirsiniz?
Yılbaşı öncesinde ve sonrasında hafif bir detoks ile yılbaşı gecesini atlatabiliyoruz. Mesela, geçtiğimiz  yıl, yılbaşı gecesine özel bir sepet yaptım müşterilerime. İçinde yulaf, soya sütü, meyveler ve yılbaşı ağacı şeklindeki tarçınlı diyet cookieler vardı. Müşterilerimin elleri üşümesin diye eldiven de koydum. Yılbaşı için onlara özel bir menü yaptım. Menüde light hindi, özel bir çerkez tavuğu, dereotlu ve yoğurtlu kabak, ufak ufak, ağır olmayan mezeler vardı. Yılbaşını dışarıda geçiren müşterilerimin gittikleri restoranlara meze gönderdiğim de olmadı değil. Geçen sene sıkı bir çalışma yaptık. Alkolü de belli bir oranda dengeleyerek yılbaşı gecesini olumlu geçirdik. Aslında ben şarabı içki olarak vermekten yana değilim. Tolerans testlerinin sonuçlarında özellikle şaraptan kaynaklanan maya, bazen de bira ve viskiden kaynaklanan malt mayasını görüyoruz. Ben içki tercihimi ‘Bloody Mary’ veya cin toniğin içine soda ve satsumalı bir içkiden yana kullanıyorum. Minik shot’lara girmemek gerekir. İçki biraz oyalamalı. Çabuk tüketmemek gerekli. Özellikle yılbaşı gecesinde dans etmek ve hareket halinde olmak da sizin yararınıza olacaktır.

Astroloji, burçlar ile ilgili olarak yeme alışkanlıklarının farklılaştığına inananlar da yok değil. Sizce böyle bir etki var mı? Sizce hangi burçlar ile daha verimli çalışabilirsiniz?
Astrolojinin de bu konuda etkisi var tabii. Boğa burçları boğazına düşkündür. Kova burçları kontrolden çıkmaya müsaittir. Aslan burçları da yemeyi ve içmeyi sevenlerden. Akrep burçları afrodizyak çikolataları severler. Tabii yükselen burcun da etkisi var. Burçlar kadar kan gruplarının da etkisi olduğu söyleniyor. Aslında bu konuları çok geniş değerlendirmek, enine boyuna incelemek gerekiyor. Ben de geceleri aşk kitapları okumak yerine diyet kitapları, beslenme ile ilgili kitaplar okuyorum. Yeni ay döneminde insanlar çok rahat diyete başlayabilirler. Dolunay dönemlerinde de spora daha rahat başlanabilir.

Gece geç yemek, sabah kahvaltı etmemek konularına nasıl bakıyorsunuz?
Bizler genellikle acıkmadığımızda da yemek yiyoruz. Su ve meyve tüketimi ile arayı geçiştirebiliriz. Akşamları en geç dokuz, dokuz buçuk gibi ara öğünü bitirip bitki çaylarına, meyveye ve sıvı tüketimine yönelmek gerekiyor.

Yürüyüşler  yaparken müzik dinlemek ayrı bir motivasyon kaynağı. Siz ne tarz müzikleri tercih ediyorsunuz?
Rock müzik dinlemeyi tercih edenlerdenim. Emre Aydın, Şebnem Ferah, Gripin ve Manga.

Mutsuzluğun kilo yaptığını düşünüyorsunuz. Bu çok doğru. Peki bazı insanlar mutlu oldukları için de kilo alırlar mı?
Mutsuz insanlar mutsuzluklarını çözmek için en yakınında bulduğu çikolata tarzı uyarıcılara yöneliyorlar. Ve yemek yerken de kafalarında başka başka düşünceler olduğundan o an ne kadar yediğini, doyup doymadığını anlayamayabiliyor. Üzüntülü insanlar da yemek yemeyebilir ve kilo verebilir. Aşık olan insanlar da yemek yemiyor. Aşkın verdiği tutku, duygu, sevgi ve heyecan yemek yemeyi dengeler.

Çalıştırdığınız kişilerin karı-koca ilişkilerinde olumlu etkileri de oluyor mu?
Özellikle ev hanımlarının bu konuda göstedikleri gayret, eşleri tarafından takdirle karşılanıyor. Kocaları, eşlerinin sabah 7’de kalkıp spor yaptıklarını gördüklerinde ister istemez onlara saygı göstermeye başlıyor. Genel anlamda, karı-koca ilişkilerine olumlu etkileri var.

Gökhan Erciş

Sizi Şaşırtacak 10 Minik Makyaj Vloggerı!

Belki bu minik prenseslerden öğreneceğiniz birkaç şey vardır!:)

Çoğumuz onu magazinsel yönü ile biliyor, Mehmet Ali Erbil ve Tuğba Coşkun isimleri ile beraber anıyoruz. Şeyda Coşkun, insanları yürütüyor, inceltiyor ve hayatlarında radikal bir karar alıp mutlu olmalarında onlara destek oluyor. Sabah erken saatlerde kalkan, çalıştırdığı insanlar ile Boğaz’da yürürken görebileceğiniz, onlara her daim, en azından bir telefon kadar yakın olup sürekli destek olan, evlerine ya da gittikleri restoranlara özel hazırladığı yemekleri götürecek kadar mesleğine aşık ve saygılı biri. “Her yaptığın işi isteyerek, severek ve hakkı ile yaparsan başarıya ulaşırsın” diyen Şeyda Coşkun, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu bölümünden mezun olmuş, ABD’de beslenme üzerine yüksek lisans eğitimi almış, proaktif biri. Üstelik çalıştırdıkları kişilerle samimiyete ve karşılıklı güvene dayalı bir ilişki kuran başarılı bir kadın. Şeyda Coşkun ile samimi ve içten bir röportaj gerçekleştirdik.

Tatlı zafiyeti olanlara ne gibi önerilerde bulunursunuz? Hem tatlılarla hem de bedenimizle aramızı nasıl iyi tutarız?
Erkeklerin çoğunlukta olduğu, tatlıyı çok seven bir  kitle ile çalışıyorum.  Fırınlanmış şeftaliler, sütte pişirilmiş kabak, ayva, kayısı kurusu ve pekmez ile pişirilen tatlılar yapıyoruz. Genellikle bu dönemde meyve tatlılarına yönlendiriyorum. Meyve tatlıları çok keyif veriyor insanlara. Yulaf, meyve ve soya sütü ile bir karışım yaratıyorum. Çalıştırdıklarımın canı  baklava gibi klasik tatlılar yerine bu tarz meyve tatlılarını çekiyor. Bu da iştahı ‘tık’ diye kesiyor. Ayrıca yulafı elma rendesi ile yoğurup, biraz süt koyup yumuşatıp bunlardan yuvarlak bonbonlar yapıyorum ve bunları kakaoya buluyorum. Bu, yeni bulduğum bir şey. Bunu da sadece Womenist okuyucuları ile paylaşıyorum. Sıkı diyet döneminde tercih edebileceğimiz bir tatlı bu. Bizler nedense her şeye yağ koyuyoruz. Yağ da insan vücudunu tekrar tekrar acıktırıyor. Doygunluk hissi veriyor ama bir sonraki acıkmayı tetikliyor. Çantamıza aldığımız elma ve kayısı kurusu ile ara öğünleri atlatıp, dışarıdaki bisküvi ve diğer abur cuburlara girmemekte fayda var. Dondurma yerine de sorbe öneriyorum. Ya da katkı maddesi kullanmayan, doğal dondurmacıları.

...
Sizi Şaşırtacak 10 Minik Makyaj Vloggerı! Devamını Oku >>

Hemen Paylaş :

Yorum Yapın!