 |
Beril Stock |
bstock@womenist.net
|
|
Sanatsal faaliyetlerde stil sorunsalı |
| Geçenlerde bir sergi açılışına gittim. Akşam saatlerinde saraylarımızın birinde yapılan açılış kokteyline katıldım. Davetlilerin kıyafet tercihlerini gözlemleme şansım oldu. Hem zaten herkes resimlerden çok başkalarının ne giydiği ile ilgiliydi. |
Milano’da imaj danışmanlığı eğitimi alırken sergi açılışları, daha geniş kapsamlı değerlendirecek olursak çeşitli sanatsal faaliyetler için kıyafet kodları başlıklı bir ders almıştım. Sergiye, konsere, operaya, baleye ne giymeli, ne giymemeli? İtalyanların bu konudaki estetik anlayışları son derece gelişmiş, sanat çevrelerinde dış görünüşle kendini ifade etmenin ayrı bir yeri var, stil sahibi olmak, stilde süreklilik, istikrar gibi kavramlar üzerinde duruluyor. Bizde ise her şey iyi görünmekle sınırlı gibi. Mini bir elbise, düzgün vücut hatları, sağlıklı uzun saçlar, gizli platformlarla yükselmiş topuklar hemen hemen her şık ortamı kurtaracak kombinasyon olarak belirlenmiş sanki, herkes bu konuda gizlice hem fikir.
 Gittiğim sergi açılışında yaptığım gözlemler bunu doğruluyor. Şıklık yarışı diye sürüp giden şey koleksiyonlar, markalar ve tekrarlanıp duran benzer siluetler üzerinden yapılıyor. Çantalar konuşuyor ve plastik cerrahların becerileri. Birkaç isim dışında- onlar uluslar arası platformlarda da stil savaşlarını kazandı-kıyafetler sergiyle de sanatla da iç içe geçmiyor. Burada sözünü ettiğim üzerinde fırça darbeleri olan suluboya tabloları andıran elbiseler giymek değil, koleksiyonların, markaların hikayeleriyle ilgilenmek, tarihte yolculuk yapmak, başka bir karakteri kendi stilimiz içinde eritmek, kendimizi ifade ederken sonsuz çeşitlilik sunan tarih-kültür miraslarından, geçmişte yaşamış kadınlardan ilham almak ya da gelecekte var olacağını düşündüğümüz kadınlara mesaj yollamak. Kısaca daha yaratıcı olmak, dokulardan, desenlerden, farklı çizgilerden korkmamak, tıpkı sanatçının kendisi gibi. O, eserlerini sergilemeye karar verdiği an kendini nasıl çırılçıplak ortaya koyma cesaretini göstermişse ona hiç değilse özgün olmaya çalışarak karşılık vermek
İtalyanlar’a göre Marni, Nicholas Kirkwood, John Galliano, Alexander McQueen, Ann Demeulemeester gibi markalar sanatsal etkinliklerde tercih edilebileceklerden birkaçı. Ben Erdem’i, Maison Martin Margiela’yı, Lanvin’i, Philip Treacy ve Dior’u da önerebilirim. Podyum fotoğrafları seçtiğiniz markayla anlatacağınız hikaye konusunda ipuçları veriyor. Hangi detayları nasıl kullanacağınıza, onları kendi stilinize nasıl adapte edeceğinize siz karar verin.. |
|
Giriş Tarihi: 20 Aralık 2010, Pazartesi
Etiketler:
stil
kıyafet
moda
şıklık
şıklık yarışı
|
|

|
Bu makale için henüz yorum yapılmamış |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|