Değişmeyen tek şey değişim... Genetiğimiz de bile… - womenist.net 

Değişmeyen tek şey değişim... Genetiğimiz de bile…

Son günlerin en çok tartışılan konusu genetiği ile oynanmış besin kaynakları. Bilime güvenip kendimizi kollarına bırakmalı mıyız, yoksa şüphecilik hayat kurtaran bir detay mı olacak?

None Küçükken hiçbir şey ilk günki gibi kalmaz dediklerinde, büyümek sakin adımlarla geldiği için, her şeyin aynı kalacağına emindik. Büyüdükçe çocukluğumuzda olan herşeyin küçük birer anıdan ibaret kalacağını tahmin edemezdik. Bahçemizden gelen en gerçek kokulu domatesler, en canlı renkli biberler, sıcacık yumurtalar şimdilerde lüks sayılmakta ve galiba ileriki dönemlerde de bir masaldan ibaret olacak.

None Tarım ülkesi olmasından ötürü  gurur duyduğumuz topraklarımız şimdi yeni canlılarla tanışıyor,  “genetiği değiştirilmiş tarım ürünleri”. Ürün bolluğu ve çeşitliliği lüksünü yaşamamızın bedeli olarak bilim adamları çareyi tarım ürünlerinin genetik yapısı ile oynayarak buldular. Kışın çilek yazın portakal yiyebilmek güzel ama ya yediklerimiz gerçekten yediğimizi sandığımız şey değil ise!

Tarımsal üretimi arttırmak ve bu ürünlerdeki kaliteyi yüksek kılmak amacıyla başlatılan araştırmalar ve alternatif yöntemler gitgide değer kazanıyor. Moleküler biyoloji ve genetik mühendisliğinin el ele vererek ve hızla ilerleme kaydederek, bitkilerin üretiminin artmasında sorun teşkil edecek dış etkenlere karşı direnç göstermeleri için bitkileri yeniden yarattılar. Yaşam koşulları iyileştirilen bu süper bitkiler ve iyi bir amaca hizmet edecek bu proje, önemli bir adım olmasının yanı sıra akılları kurcalayan bazı olumsuz faktörleri de bünyesinde barındırmakta.

Genetiği değiştirilerek güçlendirilen bu bitkiler insan sağlığı üzerinde bazı olumsuz etkiler ortaya çıkarmaktadır. Genetiği değiştirilen organizmaları  (GDO) tüketen insanların antibiyotiğe karşı direnç göstermeleri muhtemel bir etkidir. Bunun sonucunda, hasta olup antibiyotik kullanma ihtiyacı duyulduğunda, fayda alınamayacaktır.

None Bunların yanı sıra,  olumlu bir etki olarak farklı bitki türlerinden gen veya gen gruplarının aktarılması ile bitkiler daha dirençli olmuştur.  Ayrıca besin değerlerinde artış yaşanması da sağlanmıştır.

Araştırmalara göre ilk olarak 1996 yılında ortaya çıkan genetiği değiştirilmiş besinler, 2006 yılına kadar 1.7 milyon hektarlık alandan 102 milyon hektara ulaşmıştır. Dolayısıyla dünyada her yıl ortalama %10’luk bir artış gözlemlenmektedir. Özellikle mısır, pamuk, soya ve kanola bitkileri üzerinde genetik çalışmalar yapılmıştır.

Avantajlarının sınırsız gibi gözükmesinin yanı sıra dezavantajları da yadsınamaz bir gerçekliğe sahiptir.  Bu ürünlerin toprak ekosistemine olan etkileri konusunda çalışmalar oldukça azdır. Araştırmalardaki en genel sonuç, melez nesiller yaratırken çevreye kontrolsüz olarak genetik özelliklerinin yayılmasıdır. Bu kontrolsüz yayılım sonucunda tarımla ilgilenen kişilerin ortaya çıkabilecek yabani otlar ve böceklenme gibi sorunların çözümü olarak tarım ilaçlarlarına sarılacak olmaları ekosistemimizdeki biyo çeşitliliği de sona erdirme riski taşımaktadır.
Kesin bir karar vermede bir taraftaki melek ve diğer taraftaki şeytan görevini üstlenen bu avantaj ve dezavantajlar silsilesi daha çok uzun bir süre bizlerin kafasını kurcalayacaktır.

None Sonuç olarak eskilerin bizi bıraktığı  yerde kendimizi buluveririz; hiçbirşey ilk günki gibi kalmaz… Olan bekli de patlıcan kılıfına bürünmüş domateslerimize ve çocuklarımıza anlatacağımız masal kahramanı patatese olacak.

Bir de galiba gelecek yıllarda genetiğinin değişmesi sayesinde tatları da değişen malzemelerimiz yüzünden annelerimizin yaptığı tatta yemekler yapmak da hayal olacak.

Ayşenur ILGAZ

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!