İstanbul’da Meksika aşkı: Frida Kahlo ve Diego Rivera - womenist.net 

İstanbul’da Meksika aşkı: Frida Kahlo ve Diego Rivera

İstanbul’un tuvalini yapacak olsaydı mutlaka kendini Boğaz Köprüsü yapardı! Sürrealist resimleriyle Frida Kahlo ve eşi Diego Rivera, ilk defa Türkiye’de, Pera Müzesi’nde...

None Onların evliliği ‘bir fille güvercinin birleşmesi’ydi...*

Pera Müzesi’nin üçüncü katında, üzerinde lacivert bir elbise, saçları her zamanki gibi örgülü, toplu. Başının üzerinde kocaman pembe bir fular, boynunda pek çıkarmadığı altın kolyeleri ışıldıyor. Kalın kaşları hafif çatık,  keskin gözleriyle gelenleri karşılıyor. Yüzünde varla yok arası bir gülümseme, biraz buruk, biraz alaycı. Frida Kahlo, güneşin kışla şakalaştığı bir İstanbul sabahında, Boğaz’ı geçiyor, martıları selamlıyor, Beyoğlu’nun telaşe günlerinden birinin tam ortasına gelip kuruluyor. Üstelik yanında da biricik dostu, hayat arkadaşı, kendisi gibi ressam Diego Rivera’yla.

None Onlar 20’nci yüzyılın efsane çifti. Yapıtları kadar özgün karakterleri, yaşam öyküleri ve merak uyandıran birliktelikleriyle dünya kamuoyunu bile yakından ilgilendiren iki ressam. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin son misafirleri Frida Kahlo ve Diego Rivera, 23 Aralık ile 20 Mart tarihleri arasında, Meksika dışında çok az sergilenen 40 yapıtla ilk defa İstanbul’da.

None Serginin klasik bir resim sergisi olduğunu söylemek zor. Zor çünkü tablolarda buram buram kokan gerçek yaşam öyküleri var. Sadece bir resmin önünde 10 dakika zaman geçirmek mümkün. Ama o 10 dakikada afallamak, acıya ortak olup hele bir de kadınsanız Frida’yı daha iyi anlamak da mümkün.  Sınırsız hayalgücünden fırlayan hayaletler, doğmamış çocuklar, Diego aşkı, hayatla verdiği tutkulu mücadele, tuvalin üzerinden atlayıp içinize işliyor ve Pera’dan çıkana kadar da yakanızı bırakmıyor.

None 18 yaşında geçirdiği trafik kazası, 20’den fazla ameliyat, pek çok düşük ve kürtajla hayatı allak bullak olan bir kadının aşkla bağlandığı bu resimler arasında en dikkat çekici olanların başında kuşkusuz kendi portreleri geliyor. ‘Maymunlu Otoportre’ ve  ‘Tehuana Olarak Otoportre ya da Düşüncelerimde Diego’ bunlardan yalnızca bazıları. ‘İçi Açılmış Yaşamı Görünce Korklan Gelin’ yağlıboya tablosuysa,  ressamın içsel dünyasını belki de en iyi anlatan resimlerden.

None Frida burada, karpuz çekirdekleriyle garip bir ironi yakalamış ve hayatın zorluklarını bir meyve yoluyla göstermeyi seçmiş. Hemen karpuzların yanında boy gösteren gelin, aslında 22 yaşında evlenen Frida’nın kendisinden başkası değil.

Diego Rivera, serginin gölgede kalan ismi aslında. Frida olmasaydı Diego’nun varlığı bu kadar duyumsanır mıydı, orasını tahmin etmek biraz güç. Ancak dev tablolardaki ‘Ayçiçekleri’ ve  ‘Natasha Gelman’ın Portresi’ resimleri, serginin etkileyici yapıtlarından. Diego’ya şapka çıkarmamak olmaz!

None Vergel Vakfı’nın yönettiği Jacques ve Natasha Gelman koleksiyonunda yer alan eserler arasında Diego ve Frida’nın fotoğrafları da var. Özellikle Frida’yla 10 yıl ilişki yaşayan fotoğrafçı Nickolas Muray’ın çektiği portreler, ressamın ‘hazine’ olarak nitelendirdiği rengarenk bir Frida Kahlo’yu gözler önüne seriyor.

İlk defa geldikleri İstanbul’da Frida ve Diego, uzun süre misafirimiz. Bu ölümsüz aşkın ölümsüz eserlerine duyarsız kalmayın. Ne yapıp edip Pera’nın üçüncü katına çıkın, lacivert elbiseli, çakmak bakışlı o kadını bulun. Biriktirdiğiniz acıları bir süreliğine kenara koyup onun hikayesini dinleyin. Frida’nın anlatacakları var.

* Yakın çevreleri, 1929 yılında evlenen Frida ve Diego için söylemişti.

El Yazısından Kişilik Analizi!

El yazınızın kişiliğiniz hakkında ipuçları taşıdığını biliyor muydunuz?

El Yazısından Kişilik Analizi!

Harflerin boyutlandırılması

El yazınız büyük ise sizin anlaşılmak arzusunda olduğunuzu söyleyebiliriz. İlgileri üzerinize çekmekten hoşnutsunuz ve diğer insanların ne düşündüğü ...

El Yazısından Kişilik Analizi! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!