Barselona’da yılbaşı

Hemen Paylaş :

Yeni yılı nerde nasıl karşılayacağız diye her sene bir stres yaşanır. Evde mi otursak, dışarı çıkıp sevdiğimiz bir lokantada yemek yiyerek mi kutlasak? Kabul edelim bu ikincisi nadiren tatmin edici bir deneyim oluyor.

None Bu yılbaşı için de yine geçen yıl yaptığımız gibi yurt dışında, tercihen fazla uzak fazla soğuk olmayan bir yere gidelim dedik. 2010’u komşuda yani Atina’da karşılamıştık. Hava 25 dereceydi ve halimizden pek memnunduk. Bir kez daha böyle karakterli, havalı ve her anlamda sıcak bir yere gitmeyi hedefleyince doğal olarak rotayı İspanya’ya, Barselona’ya çevirdik. Kuzey Avrupa soğuktan kırılırken burada sonbaharımsı bir hava var gibi görünüyordu. Üstelik benim Avrupa’da en sevdiğim yerlerden biri Barselona. Gaudi’nin muhteşem binalarını, Picasso ve Miro müzelerini, şahane kıyı şeridini, her an inanılmaz bir renk cümbüşü içindeki La Rambla’yı gidip görmeye her zaman hazırım. Havası suyu güzel, kendine özgü değişik bir tarzı var. Sanatsal olarak hem tarihsel değer taşıyor hem de günümüzü yansıtıyor. Bence Barselona Avrupa’nın en ilginç en sofistike en kozmopolit şehirlerinden biri ve buna rağmen yerel Akdenizli/Katalan özelliklerini hiç yitirmemiş, yaşama karşı o hafif umursamaz, biraz yaramaz biraz da felsefi tavrını korumuş, “bu da gelir bu da geçer” diyerekten. Kısacası her daim gidilesi bir yer bu şehir.

None Şehre öğleden sonra geç bir saatte indik. Az sonra hava karardı ve sokaklar peri masalına dönüştü. Bütün belli başlı Avrupa şehirlerinde olduğu gibi Barselona da Noel ve yılbaşı için harika süslenmişti. Sokak ışıkları tam bir bayram havası yaratıyordu, Gaudi’nin “bitmeyen senfoni” şeklindeki mimari şaheseri Sagrada Familia başta olmak üzere şehrin görkemli binaları pek hoş aydınlatılmıştı ve bizim otel gibi bazı işletmeler de yılbaşı ruhunu yansıtmak için özel çaba göstermişlerdi. Biz bu sefer yine Eixample bölgesinde konakladık. Buraya Nişantaşı gibi diyebiliriz. İyi lokantaların, lüks butiklerin, hoş cafe/barların ve Champs-Elysées’ye rakip gibi duran görkemli caddenin bulunduğu yöre burası. Gündüz gözüyle geceki kadar romantik gözükmese de oldukça hareketliydi! İspanyollar (ve de Katalanlar) iflasın eşiğinde bir ülke olduklarına dair çıkan söylentileri yalanlarcasına bir güzel geziyor, tozuyor, yiyor, içiyor ve alışveriş yapıyorlardı.

None Şehirde bana göre kayda değer bir adet sergi vardı : “Picasso Looks at Degas.” Gotik bölgedeki Picasso Müzesi’nde yer alan bu sergi Picasso’nun Degas’ya olan ve ömrü/kariyeri boyunca süren kişisel/sanatsal ilgisini yansıtıyor, ayrıca iki dev sanatçının sanatsal etkileşimini irdeliyordu. Uzun bilet kuyruğuna rağmen görmeye değerdi, ayrıca hava seyahatimiz boyunca gayet düzgün olduğundan dışarıda beklemek hiç sorun olmadı. Bu müzenin hediyelik eşya mağazası sokaktakilerin aksine içinde bir miktar zeka pırıltısı olan kaliteli mallar sunuyor, bilirsiniz ki öylesini bulmak zordur!

None Barselona’nın güzel tarihi bölgesi (Gotik mahalle bunun bir parçası) pek değişmez, ama deniz kenarındaki bu güzel Akdeniz kentine her geldiğimizde kıyı şeridinde mutlaka bir değişiklik keşfederiz. Bu sefer o upuzun sahilin başına adeta koruyucu melek gibi dikilmiş yepyeni W Otel’i gezdik. İçi dışı gayet modern tasarlanmış çok şık ve etkileyici bir bina burası. Akşam 7’de açılan Roof Bar’a gitmenizi tavsiye ederim, şehir ve deniz manzarasının güzelliğine inanamayacaksınız.

Yılbaşı gecemizi otelimizin balo salonunda geçirdik. Hotel Condes tüm menülerden sorumlu şefi Martin Berasategui ile haklı olarak gurur duyuyor çünkü o avant-garde bir gastronomi virtüözü ve 3 Micehlin yıldızına sahip. O nedenle 2010’dan 2011’e girerken yeme-içme bakımından keyfimiz pek yerindeydi. Konu buraya gelmişken bahsedeyim, Barcelona hem yerel hem global mutfakları çok iyi temsil eden çok hoş lokantaları barındırması ile ünlüdür. İspanyolların her saatte iştahla yedikleri bir tür açık mini sandviç diyebileceğimiz tapas’lar Barselona’da özellikle lezzetlidir. Deniz mahsülleri ise çoğu yerde mükemmel pişirilir. Paella denilen pirinçten yarattıkları şaheserin yeme de yanında yat bir durumu var, hele deniz mahsüllü olursa! Bir de, buraların şarküterisi pek kuvvetlidir, peynir çeşitleri de öyle. Şaraplara gelince, ben genelde kırmızı içerim, o yüzden o konuda fikir yürütebilirim ve diyebilirim ki Rioja yöresinin gövdeli şaraplarını bana daha sert gelen Sangre de Toro’ya tercih ediyorum.

None Bu seyahatte edindiğimiz bazı bar ve lokanta izlenimleri:

L’auca: Eixample bölgesinde şık ama samimi bir lokanta. Deniz mahsülü ağırlıklı bir menüsü var. Burası şehirde 3 lokantası daha bulunan Ferre grubuna ait.

La Vinoteca Torres: Passeig de Gracia’da çok hoş bir şarap barı. Çok iyi seçilmiş zengin bir kavları var ve şarap konusunda haklı olarak iddialılar. Yemek servisleri de var. Akşamüstü içkisinden sonra hafif bir yemek için ideal.

Citrus: Passeig de Gracia üzerinde, yeri çok iyi çünkü tepeden bu güzel caddeye bakıyor. Hem yerliler hem turistler tarafından çok tutuluyor. Yemekler çok iyi, şaraplar güzel, fiyatlar makul. Öğlen veya akşam gidilebilir.

None Barcelonata: Bulunduğu semt ile aynı adı taşıyan bu balık lokantası limana yakın. Yerliler tarafından çok seviliyor ve mutlaka rezervasyon gerekiyor. Aynı bölgede bir de Sierte Puertas var, o da aynı şekilde çok ünlü bir balıkçı ama rezervasyon almıyorlar. Masa için bir saate yakın beklemeyi göze almak lazım!

La Estrella da Plata: Eski şehirde El Born mahallesinde popüler bir tapas barı. Öğlen için süper. Picasso Müzesi’ne yakın.

Cal Pep: Yine eski şehirde çok ünlü, çok popüler ve genellikle çok kalabalık tapas barı. Hemen yanında aynı adı taşıyan bir balık restoranı var. Orada yemeğe gitmek istiyorsanız önceden yerinizi ayırtın, yoksa barda uzun süre beklemeniz gerekebilir.  Tabii bir sandalye kapacak kadar şanslıysanız!

Espacio Lounge Oven: Barcelona’nın Soho’su diyebileceğimiz limana yakın Poble Nou mahallesinde “cool” ve havalı bir mekan. Eski bir fabrikadan kocaman modern döşenmiş bir mekan yaratılmış. Akdeniz/füzyon menüsü ilginç sayılır.

None El Principal: Bu şık Eixempla restoranı yine aynı semtteki ünlü Tragaluz ile aynı gruba dahil. Hoş bir akşam yemeği için tavsiye olunur.

Les Quinze Nits: Mekan büyük ama talep çok! Bu sevimli restoran ünlü Rambla Caddesi’nin hemen yakınındaki bana sorarsanız Avrupa’nın en güzel meydanlarından biri olan Place Reial’de. Gitmeye kesinlikle değer, öğlen için mükemmel ''tabii dışardaki kuyrukta beklemeye sabrınız varsa.''

Commerç 24: Son olarak, eski şehirde Michelin yıldızlı bir lokanta! Sahibi Carles Abellan (kendisi yıllarca El Bulli’de Ferran Adrian ile çalışmış) iddialı ve de pahalı bir menü oluşturmuş. Rezervasyon mutlaka gerekiyor.

Herkese iyi seneler!

Yorum Yapın!