Yasaklar ülkesi İran’da genç olmak... - womenist.net 

Yasaklar ülkesi İran’da genç olmak...

Dünyada gençlik, özgürlük çanlarını çalarken İran doğumlu Türk genci, savaş yıllarında geçen çocukluğunu ve gençliğini anlatıyor.

None Biz savaşın korkutucu yanlarını kitaplardan okuyarak öğrenmiş olsak bile bizim bilmediğimiz, çok yakınımızda olan gençler bunu birebir yaşadı. Üstelik bu gençler kimimizin yapamadığı şeyi yapıyor; hayatlarına devam ediyorlar. Kimisi karşımıza çıkıyor, fark etmiyoruz. Kimisi dile getiriyor. Derler ya hani, “Ne oldum değil hep ne olacağım demeli.” İnsanın etrafını saran her şeye rağmen özgürlük denen kavram belki de kendi seçimlerimizden ve tavizlerimizden ibaret.

Bazısı, sınırlara rağmen kendi hayatını eline almayı başarır. Bu biraz şanstır. Biraz da ellerin birbirine kenetlenmesiyle kazanılır. Karşımda o gençlerden biri! İran doğumlu. Dünya insanı. Türk’üm diyen herhangi biri gibi duruyor. Bebekliğini herkesin hatırlayacağı kadar hatırlıyor. Çocukluğu karmaşık. Yaşadıklarına rağmen hala genç ve dinamik. Karartmadığı umutları için çalışıyor. Gerçek yaşam hikayesi ise birçok kişiye yol gösterecek nitelikte!

İlk olarak Türkiye’ye geliş sebebinden başlayalım. Bize bu serüveni anlatır mısın?
Türkiye'ye geliş sebebim(iz), İran devriminden önce, 1979 yılında babamın konsoloslukta turizmle ilgili işlerinin, İstanbul’da yatırımlarının olması. Babamı senede sadece birkaç ay görüyorduk ve bu durum hepimiz için sıkıntılıydı. Durumumuzu değiştirmek için 1985 yazında üç aylık yaz tatilimizi İstanbul'da babamla beraber geçirdik. Ancak sonra tekrar Tahran'a döndük. Bizi İran'dan temelli koparacak olay 1986'nın nisan-mayıs aylarında yaşandı. Bilindiği üzere İran ve Irak, 20. yüzyılın en uzun süreli savaşında karşı karşıya geldi. Savaş, 1980-88 yılları arası sürdü. Bir akşam sirenler çalmaya başladı. Bütün mahalle apar topar semtimizin kuzeyinde bulunan bodrum katı sığınak olarak tasarlanan postaneye doğru koşmaya başladık. Dokuz yaşındaydım, annem ve kardeşlerimle beraber o korkuyu iliklerimize kadar hissediyorduk. Sabah olduğunda evlere doğru bütün mahalle yola çıktık. İki yan evimizin yerinde olmadığını, bizim evin de büyük hasar gördüğünü büyük bir üzüntü içinde fark ettik. Başka bir semtte yaşayan halama doğru yola çıktık. Babama telefonda yaşananları anlattık. Derhal toparlanmamızı istedi ve iki gün sonra İran'a geldi. Birkaç günlük hazırlıktan sonra İstanbul'da yaşamak için Tahran'dan ayrıldık. Özellikle annem ve benim için kolay olmadı zira bütün arkadaşlarımı, okulumu ve oraya ait her şeyi geride
bırakmak zorunda kalacaktım.

None O zamanlar 9-10 yaşlarında, okul çağının başlarında olan bir çocuğun gözleriyle savaş kavramı neyi anlatıyordu?
Her şeyden öte hayatımızın her alanını etkileyen savaşın etkilerini atlatmak hiç kolay olmamıştır. Okulda çizdiğim resimden, konuştuğumuz konulara, seyrettiğimiz diziler ve filmlerden bomba seslerine kadar hep savaş vardı. Buraya geldikten sonra İran okulunda eğitim hayatıma devam ettim (4.sınıf). Benim gibi İran'dan gelen diğer çocuklar da anılarını paylaşınca o ruh hali birkaç sene daha sürdü. Hatta çok iyi hatırlıyorum ilkokul 5. sınıfta 1979 devriminin yıl dönümünde kendi çapımızda bir tiyatro oyun hazırlayıp savaşı betimlemiştik. Savaş, hayatımızın bir parçasıydı hem İran'da hem Türkiye'de. Okulda savaş konuşulurdu. Eve gidince t.v.'den gelişmeler, telefonla akrabaların durumları ve buna benzer bir sürü şey….

Türkiye’deki yaşamaya başladıktan sonra ilk olarak İran’a kaç yaşlarında gittin? Çocukluk anılarında kalan İran’la bulduğun İran birbirinden farklı mıydı?
1991'de yaz tatilimizi İran'da geçirmek için buradan ayrıldık. Savaş bitmişti. Toparlanma dönemleriydi. Ancak tam bu zamanlarda Birinci Körfez Savaşı patlak vermişti. Bu durum İran'ı çok etkilemese de yine de insanlar diken üstündeydi. Arkadaşlarımı ve akrabalarımı görmek beni çok sevindirmişti.. Eskiden karnelerle temel gıdaları almak için insanlar sıraya girerdi ama artık bu durum yaşanmıyordu. Eskiye göre yönetimde (şah dönemi) çok şey değişmişti. Kadınların başları örtülüydü. Tarih boyunca özgürlüğünden ödün vermeyen İran insanları bu durumu artık kanıksamak zorunda kalmıştı. Savaş, herkesi 8-10 sene boyunca birleştirmişti ve bu kaçınılmazdı. Hayatını korumak zorunda kalan insanların rejim, düzen veya şeriat muhasebesi yapması biraz lüks bir durum olmuştu. Kız çocuklarının sosyal durumu yanında artık erkekler de farklı bir konuma sahipti. Yani her biri Humeyni'nin ve rejimin birer neferiydi. Ancak yaz tatilimizin sonunda İstanbul’a geri döneceğimiz sırada bana ülke dışına çıkış yasağı kondu. Bu durum, 13-14 yaşından büyük erkek çocukları için geçerliydi ve onlar devletin gözünde askerlik yapmaya hazır kişilerdi. O zamanlarda savaş sırasında bu şartlarda bende potansiyel bir 'allame'ydim. Yaklaşık üç hafta bu durumu değiştirmek için büyük uğraşlar verdi. Eylül ayında ancak İstanbul’a dönebildik.

None İran’da gençler nasıl eğleniyor, bize bilinen ama gölgede kalan underground partilerden bahsedebilir misin?
İran'da eğlence kültürü çok zengindir. Çok eski bir kültür olduğu için İranlılar’ın kendilerine has eğlence tarzları var. Ancak burayla farkı bunun kamuya açık alanlar yerine kapalı hacimlerde yaşanması. Zira rejimden dolayı dışarıda yaşanan eğlencenin yerelliği söz konusu. Gençler restoran veya nargile saraylarında eğlenir. Eski İran ezgileri çalınıp söylenir veya rejimin öngördüğü şarkılar 'mocaz'dır. 1991'den 2007'ye kadar İran'a gitmemiştim. 2007'den bu yana ise dört kez gidebilme şansım oldu. Ev partilerini ben de İran'la ilgilenen herkes gibi merak etmiştim. Kuzenimin arkadaşlarının ev partilerine gittim. Ev sahibesinin doğum günü için toplanan yaklaşık 40-50 kişi vardı. Ağırlık kadınlardan yanaydı. Mutfaktaki içki standında üç ayrı çeşit rakı gördüm. Parti sahibi arkadaş da “Madem İstanbul’dan misafirimiz var, biz de kendisine Türk içkisi ikram edelim.” diye arayıp bulmuş. Diğer gittiğim ev partilerinde buna benzer hoş hatıralarım oldu. İnsanlar kaliteli ve düzeylilerdi. Ev partilerinin her sosyal sınıfta kendine has biçimiyle gençler tarafından yaşandığını öğrendim. Evin dışında ise gençler 'coffee shop' dedikleri veya ortak toplanma mekanlarında bir araya geliyor.

None İstanbul’daki gençlerin eğlence anlayışını nasıl buluyorsun?
İstanbul ve Tahran arasında şöyle bir fark var bence; Türkiye doğu ve batı diyebileceğimiz ortak bir yerde bulunuyor. Türkler veya Türkiyeliler özellikle Cumhuriyet’ten sonra yeni bir kimlik arayışında ve bu diğer insanlara veya halklara göre çok daha fazla kendisini gösteriyor. Çünkü yüzyıllar boyunca 'kul' muamelesi görmüşler ve daha 70- 80 yıldan bu yana bir şeyler oluşturmaya çalışıyorlar. Türkiye'de insanlar batılılar gibi eğlenmeye çalışıyor. Yani dinledikleri müzikler, giydikleri kıyafetler, yedikleri yemekler, içtikleri kahveler ve hayata dair birçok unsur burada hep Batılı. Ancak bunlar olurken gençler, hüzünlü anlarında Whitney Houston yerine Sezen Aksu veya arabesk dinlemeyi tercih ediyor. İranlılar da batıdan alıntılar yapmışlardır veya hâlâ yapıyorlardır ama burada yaşanıldığı gibi yoğun değil.

Türkiye, İran veya başka bir yer, sen nerede yaşamayı istersin?
Eğer aileye ve dostlara olan bağlılığım az olsaydı, dil için İngilizce konuşulan bir coğrafyada olmak isterdim. Sonuç olarak ben iki ülke gördüm ve bir kere dünyaya geldiğimizi düşünürsek daha fazla ülke ve kültür görmeyi, yaşamayı isterim. Ancak biz doğulular, batılılar kadar maceraperest olamıyoruz ve bulunduğumuz inden çıkamıyoruz.

Melis Şahinkaya

Görülmeye Değer San Sebastian Gitmeye Ne Dersiniz?

İspanya'nın en popüler yaz destinasyonlarının başında gelen San Sebastian; tarihi, doğası ve kültürüyle herkesi büyülemesinin yanı sıra bol Michelin yıldızlı bir şehir olmasıyla da tüm dünyadan gurmelerin ilgisini çekmeyi başarıyor. ..

None

Yemek cenneti olarak bilinen kent, dünyanın en iyi lezzetlerini sunduğu söylenen Bask mutfağının da ana merkezi.

Guipuzcoa bölgesinin başkenti olan San ...

Görülmeye Değer San Sebastian Gitmeye Ne Dersiniz? Devamını Oku >>

Yorum Yapın!