Bu dünyadan bir iz bırakmadan çekip gitmek… - womenist.net 

Bu dünyadan bir iz bırakmadan çekip gitmek…

Anne olana kadar en mutlu anımın yüzmede birincilik kupasını almak olduğunu sanırdım…

None Kitabım ilk elime geldiği gün sanırım pek algılayamadım. Birkaç gün sonra kitapçılara dağıtıldığını duyduğumda ilk tepkim merak oldu, hemen koşup görmek istedim. Vakit bir akşam vaktiydi ve her yer kapanmıştı bile.

Sabahı zor bekledim. Bir arkadaşımı da yanıma takıp gözümde kocaman siyah gözlukler, en yakın kitapçının yolunu tuttum. Hızla yeni çıkanların durduğu rafları taradı gözlerim, yoktu. Kasaya gidip sorma görevi arkadaşıma düştü. Kara gözlüklerimle etraftaki herkes beni tanıyacak, ayıplayacak kaygısı vardı içimde; kimsenin bana baktığı bile yoktu oysa.

Yeni gelmiş kitaplar ambalajından çıkarılırken, işte ilk kızımı hemşirenin kucağıma verdiği zamanki histi o ilk an tüm vücuduma, yüreğime yayılan his.

“Mutluluk ve tatmin”, işte sonunda olmuştu. Çokça yürüdüğüm kumsallarda bıraktığım izler gibi bir dalgayla silinmeyecek, gerçekten ardımdan bırakacağım kalıcı bir “iz”im vardı artık.

Devamı da gelecek, kızlarıma söz!

None İlk kızımı kucağıma aldığım zaman bu duyguyu tatmamış her kadın adına üzüldüm sanki. Öylesine yüce bir histi ki kucağımda benden, benim parçam olan bir şeyi tutmak… Bir yıl sonra ikinci kızım dünyaya geldi, yine aynı his, müthiş bir mutluluk.

Daha sonraki yıllarda, onları büyütürken, onlar BÜYÜRKEN annelik görevimin sadece onları yedirip içirmek, uyutmak, giydirmek, okula göndermek vs. gibi zaten gerekli olan şeylerin ötesinde olduğunun farkına vardım. Onlara bir kadın olarak katabileceklerim neler olmalıydı?

“Çok gençtim, o zamanlar bunun üzerine kafa yordum.” dersem yanlış olur. Onlar çocukluktan genç kızlığa geçiş dönemlerinde hayatla ilgili kaygılarıyla tökezlerken ben de yaşadığım çeşitli olumlu-olumsuz olaylarla olgunlaşıyordum. Kızlarıma ileriki yaşlarında, belki de ben bu hayattan göçüp gittiğim zaman bir iz bırakmak, örnek olmak istedim.

Etrafım çalışan annelerle doluydu. Bense kızlarımla daha fazla vakit geçirmek için, onların yetişme çağlarında evden, aileden, benden alabileceklerini düşünerek ev kadını olmayı tercih etmiştim.

O dönemi düşündüğüm zaman ister istemez aklıma gelen yaşamdan neler kaçırdım, nelerden geri kaldım, annelik yerine başka bir mesleği seçseydim şimdi hangi pozisyonda olurdum vs. gibi sorular için artık geç, ama ben hiç  pişman değilim. Kızlarım her zaman hayata geçirdiğim, getirdiğim BİRİNCİ ESER’im olacaklar.

None Yıllarca içimde kalmış olan yazma isteği kızlarımın birinci yuvadan uçuş dönemi olan yurt dışı eğitimleri sırasında depreşti. Artık yüküm hayli azalmıştı, bahanem yoktu, birşeyler yapmalıydım, ama ne?

Bu kendi kendini sorgulama birçok kişinin hayatında dönem dönem olur.  Benimse buna ek olarak elimde fotoğraf makinem, dilimin ucunda anlatmaya hazır olduğum öyküler vardı.

Ne yapabilirdim bunlarla? Basından tanıdığım birkaç kişiye hiç de çekinmeden “Ben güzel yazılar yazıyorum, bunları okurlarla paylaşmak istiyorum.” dedim. Cevap: “Bir bilene soralım, bakalım.” gibi sözler oldu. Bekledim; sonuç bir kaç sene daha hüsran…

Nasıl bir kendine güven, gözü karalıktır ki bu, zor okuyan bir topluma, gerçekten saygı duyduğum yazarlara sahip gazetelere ve dergilere yazı yazma teklifi!!

Ben buyum işte. At binerken bir arkadaşım  “İnsan ilk at binmeye başladığında çok komik görünür, eğerin üzerinde ata uyum sağlayamaz, arkadaki hep güler” demişti. Buna tepkim  “Ya, ben de mi öyle görünüyorum acaba?” demek yerine  “Ben hep önümde giden güzel at binenlere bakıyorum, kendimi de öyle sanıyorum” olmuştu.

None Yazarlık hevesim de böyle miydi acaba?

2001 baharında Tokyo' da Dice-Kayek defilesini fotoğraf karelerine döküp öykülendirdikten sonra dilimin bağı çözüldü, yolum açıldı. Arka arkaya yazılar yazmaya başladım. Seyahatlerimi görselliyor, lifestyle üzerine değişik konular buluyor, belki başkaları için güç olabilecek bağlantıları kurup söyleşiler yapıyordum. Yaşasın! İşte sonunda benim de “annelik”, “ev kadınlığı” dışında çok sevdiğim bir mesleğim olmuştu.

Son yazdığım dergi ekonomik krize yenik düştüğü zaman gözyaşlarımı tutamadım. Belki derginin sahibinden bile daha çok tepki gösterdim bu işe!

Derken, aslında tüm bu yazılarımın varış noktasının aslında içimden bir kitap doğurma isteği olduğunu keşfettim. Doğum sancılıydı. Kronik uykusuzlukla mücadele ederken aklıma takılanları, kurgularımı öyküler halinde toplamaya başladım. Geceleri genellikle uyumadığım için yaz sıcağında dondurucu soğukla ilgili bir öykü doğuruyordum, en mutlu olduğum günün akşamında hayalkırıklığı veya aldatılmışlığı tadan kahramanlar giriyordu öykülerime. Kitap yazmaya başladığımı herkese söyler olmuştum. Belki de vazgeçmemek için bulduğum bir taktikti bu. Yakınlarım yazma tutkumu bildiklerinden benim adıma mutlu oluyorlardı, ama girdiğim her toplulukta “yazarlığımı” anons etmem adeta bu işe kalkışan ilk insan benmişim gibi eşim tarafından çok yadırganıyordu.

Öykülerimi bitirdiğimde (Bittiğine nasıl karar verdim, bilmiyorum, birgün “the end” gibi bitti işte…)  dosyalarım elimde beni bir düşünce aldı. Tamam ben yazdım da, bakalım basmaya, yayınlamaya değer görecek birileri de olacak mıydı? Kitabımı oluşturma sürecinde öykülerimi çok yakınlarımla paylaştım. Bazıları çok yüreklendirdiler, bazıları ise tereddütlerini gizleyemeyerek “Acaba mı?, Yeterli mi ki?” gibi geri dönüşlerde bulundular; ama kimse beni durduramadı.

None Ta ki at binmem hakkında görüşünü söyleyen arkadaşım birgün bana “E Ayşegül, şimdi hiç KORKMUYOR MUSUN?” diyene kadar. “Ama neden ki?” dedim ve “Kitabım yayınevi tarafindan kabul edildi, birkaç aya basılacak.” diyerek ekledim. O da “Peki ya hiç okunmazsa, ya da okunur da hep olumsuz eleştiriler alırsan?” dedi.

İşte bunu hiç düşünmemiştim, gerçekten bir an durdum ve kendimle YÜZLEŞTİM, KORKMUYOR MUYDUM?

Hayır korkmamalıydım,.KORKMA yazmıştım ve öyle devam etmeliydim bu yola.
Neydi amacım? Kızlarıma örnek olmak, bir kadının görevinin yalnızca annelik ve ev kadınlığı olmadığını hatırla(t)mak, bir iz bırakmaktı amacım, KORKMAmalıydım….

Dünyanın En Pahalı Kedileri!

Evde beslenen en popüler hayvanlardan biri olan kedilerin en pahalı türlerini sizler için derledik!

Dünyanın En Pahalı Kedileri!

Norwegian Forest

Soyları Vikinglere dayanan bu kediler soğuk iklim şartlarına adeptedirler. Eğer bu kediden edinmek istiyorsanız dikkat etmeniz gereken tek ...

Dünyanın En Pahalı Kedileri! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!