24 Mayıs, 2012
Womenist.net in English
ARA
 
   Ana Sayfa       Üye Kayıt Formu    Üye Girişi     
Kültür & Sanat önceki sayfaya geri dön

Şiirleriyle büyümüş bir şair: Küçük İskender

Usta şair Küçük iskender’le yaptığımız keyifli röportajımızda, sorularımıza samimi cevaplar aldık.
Şiiri bir yaşam tarzı olarak benimseyen, gençler tarafından çok okunan ve sevilen bir şair o. Şiirlerindeki  hür ifadelerini, küfür edebilme hakkını kullanmak olarak tanımlıyor bizlere. Son zamanlarda  okurlarıyla performans gecelerinde buluşan şair  ‘şiirin yaşayan bir şey olduğunu’ ispatlıyor böylece. İşte kendisinden ve şiirlerinden taviz vermeyen yapısıyla, Türk şiirindeki yerini sağlamlaştırmış olan entelektüel şair Küçük İskender’le yaptığımız röportaj...

Küçük İskender
'Sarı Şey' 22'nci şiir kitabınız olarak kısa süre önce çıktı ve bu aralar  şiir gecelerinde görüyoruz sizi. Bu geceler nasıl geçiyor? Ortam beklediğiniz gibi mi?
17 yıl boyunca aralıksız olarak yapıldı bu geceler. Tanınmış şairlerle beraber genç isimler de aynı sahneyi paylaştık. Bu kaynaşmaya, birlikteliğe şahit olan şiirseverler için de doyurucu bir süreçti. Bu yıl itibariyle PG (performans geceleri) başlığı altında daha değişik bir formata geçtik. Şiirleriyle, sohbetiyle Küçük İskender'e tanınmış müzik grupları ya da müzik insanı, ayrıca tiyatrocu arkadaşlarımız da yine bana ait şiirler/metinlerle eşlik ediyor. Dinleyici olarak katılanların bu etkinliklerden çok memnun olduğunu gözlemliyorum. Nedeni de çok açık; şiirin yaşayan bir şey olduğunu, hayattan çok da kopuk durmadığını gözlemlemeleri. Hepimiz için yorucu ancak tatmin edici bir efor.  
 
Sizi daha önce beyazperdede de gördük. Sinemaya bakış açınız nasıl? Kalbinizdeki rol nedir?
Beş sinema filminde irili ufaklı rol aldım; seyirciler Ağır Roman'dan hatılıyor çoğunlukla. Sinemanın şiirle dirsek teması yok gibi görünse de ben görsele değer veren biriyim. O nedenle sinema hayatımda büyük yer kaplıyor. Evimde kitap kadar film vardır. Hatta bazen abartıp günde üç-dört film izleyip bir ay sonunda 100 sayısını yakalayabiliyorum. Filmlerin büyüsüne kapılmamak mümkün değil. Gençken şair bir sinemacı olmak isterdim; kısmen gerçekleştirdim bunu sanki. Aslında kameranın arkasına ilgi duyuyorum; belki önümüzdeki zamanlarda kısa filmler çekebilirim. Bu alanda büyük iddialarım yok, daha çok hobi düzeyinde. Ama en azından senaryo çalışmalarımın hayata geçmesini gerçekten arzuluyorum.  
 
Bize bir gelecek resmi çizebilir misiniz?
Benim çizdiğim resim fazlasıyla ürkütücü olur. İnsanlık için de, gezegen için de umutsuzum. Yapılabilecek en iyi şey, kişinin çevresiyle kendini izole ederek güzel ve dürüst bir ömür sürdürmesi. Yoksa bu kadar acımasızlığın, yalanın cirit attığı bir dünyada ucuz kahramanlık yapmak için vakit artık çok geç.

Küçük İskender, Sarı Şey
Şiir yazarken nasıl bir ruh haline bürünüyorsunuz? Veya şiir yazmak için bir alana ihtiyacınız var mı? Yoksa “Yazmam gerekiyorsa yazarım hiçbir şey farketmez!” mi dersiniz?
Ne hale geldiğimin farkında değilim tabii.. Yalnız olmazsa olmazlarımdan sayacak olursam: Genellikle evimde yazarım. Açık, dinç ve ayık olmayı tercih ederim. Ve en önemlisi kesinlikle yalnız olmam şarttır. İçerdeki odada biri uyusa dahi yazamam. Türkçe müzik dinlemem o sıra. Çünkü bütün algı kapılarınız aralanmıştır, şarkıdaki her söz, elini kolunu sallayarak yazdığınız şiire, metne girebilir. Bir de mümkünse gün ağarırken çalışmak daha fazla verim almamı sağlar.

Pornografik içerikli şiirler yazan bir şairsiniz. Açıksınız, cesursunuz, özgürsünüz. Bugün tez konusu olarak porno film çekmeyi tercih etmiş bir öğrenciyi 'taciz eden' Türkiye'de özgürlük ne anlama geliyor?
Pornografik yazdığımı sanmıyorum; evet, bir pervasızlığım var. Bunu “küfür edebilme hakkını kullanmak” olarak ifade edebilirim. Üstelik ta Divan Edebiyatı'ndan başlayıp Neyzen Tevfik'le, Can Yücel'le günümüze kadar gelen bir hiciv/taşlama geleneğimiz var. Muhafazakârlaşmanın sınıra dayandığı topraklarda biraz “aleni” olmak bile sizi marja taşıyor. Özgürlük bence kimi ülkelerde bir lükstür. Maalesef ki bizler de böyle bir coğrafyanın canlılarıyız. Kendimize ve yönetimlere tutsak olduğumuzu farkettiğimizde özgürlük ihtiyacımızı hissedeceğiz. İşte o günü beklemek bütün duyarlı insanların özlemi ve doğasıdır.  

Bu ülkede bastırılmış cinsel kimlikleriyle yaşamaya çalışan bir sürü insan var. Siz şanslı olan taraf mısınız?
Kimliklerini saklayanlar korkaklardır ve fuzuli hayatlar yaşarlar. Benim bunu tercih etmemem bir cesaret değil, tam tersine aslımla onur duymamdır. Hepimizin eşit olduğu teziyle hareket ediyorum. Bana göre tabiat zaten bunu istiyor. Bir sır gibi yaşamak, ruhta tümör yapar. Sağlıklı olmak için şeffafım. Yoksa herkes kendi bedeninden, aklından sorumlu.

Küçük İskender, tırnak içinde şair, entelektüel olmasaydı, erkekleri sevdiğini bu kadar kolay açıklayabilir miydi?
Bırakın bir entelektüel bir insan olmayı, taş olsaydım bile kendimi tanımlamaktan sakınmazdım. Benim dışımdaki birini üzmüyorsam, yormuyorsam, rahatsızlık vermiyorsam, isteklerimi dayatmıyorsam ne yaşadığım zaten bir tek beni ilgilendirir.

Bir  şairin cebinden çıkacak üç şey?
Diğer şairleri bilemem ama benim cebimden çıkacak üç şey: Ateş, bir sevgili resmi ve ölüm tarihimdir.

Küçük İskender
Sizi daha çok kimler okuyor?
Çok net yanıt verebilirim: Gençler. Zaten Türkiye'de şiiri genç nesil okumuştur hep. Yaşı ilerleyenler günlük koşuşturma içinde şiirden kopuyor.

 "Benim şairim..." dediğiniz isim?
Bir yerli, bir yabancı isim sayabilirim; Edip Cansever ve Arthur Rimbaud. İkisi de şiirimin gelişiminde bana eğitmenlik yapmıştır.
 
Hep arka fonunuzda çalan müzik nedir? (Kafanızda, kalbinizde veya müzik çalarınızda?)

Nirvana. Kurt Cobain'in ölümüne hâlâ çok üzülüyorum.
 
Annesinin biricik oğlu, 47'ye merdiven dayamış Derman İskender Över, bize ana-oğul ilişkisinden de bahsetse biraz?
Mükemmel. Artık ana-oğuldan çok, iyi iki arkadaşız. Çok sık görüşemesek de birbirimize vakit ayıracak, birlikte yemeğe çıkacak, oturup film izleyecek, sohbet edecek tarihleri kaçırmıyoruz.  

İkizler burcunda, miyop, gözleri kısık Küçük İskender’in kendisi için yazdığı bir dize ne olabilir?
Ben ölürsem karakutumu bulamayacaklar.

Özlem Edirne

Giriş Tarihi: 02 Şubat 2011, Çarşamba

Etiketler:
Küçük İskender
şair
Sarı Şey
şiir geceleri
performans geceleri (PG)
entelektüel
gençlik
Kurt Cobain
Nirvana
Ben ölürsem karakutumu bulamayacaklar
Edip Cansever
Arthur Rimbaud
ateş
sevgili
ölüm tariihi
Derman İskender Över




    Bu makale için henüz yorum yapılmamış     
İsim-Soyisim

e-mail

yorum
         
 
Arkadaşınla paylaş Yazdır
Konuyla ilgili diğer makaleler  

En iyi animasyonlar ve kısa filmler Nisan'da İstanbul Modern Sinema’da

Haziran Ayı Kitapları…

İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali başladı

Hunt Slonem son sergisi ile Mabeyn Gallery’de!

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali

‘Küçük Sırlar’ ile büyüyor genç aşıklar…
  Kültür & Sanat- Diğer makaleler Bütün makaleler
2012 sonbaharına bu dizilerle giriyoruz!
  Soluk kesecek, heyecan verecek yepyeni yabancı diziler adeta dört bir yanımızı sardı
   
Haziran 2012 konserleri!
  Yaz mevsimi beraberinde unutulmayacak konserler getiriyor
   
Ghetto’da neler oluyor?
  Mayıs ayındaki konserler, hız kesmeden devam ediyor!
   
Efsane, sonunda geliyor!
  Stevie Wonder, “Garanti Caz Yeşili” etkinlikleri kapsamında ilk kez İstanbul’a geliyor
   
Efsanevi ‘Disko Kraliçesi’ aramızdan ayrıldı!
  Özellikle 70’li yıllara damga vuran Grammy ödüllü şarkıcı Donna Summer, kansere yenik düştü
   
 
| | | | | | | | | | | | | |

© 2009 - 2012 | Tüm hakları saklıdır. Web sitemizde yer alan yazı, görsel ve haberler izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Womenist.net'i açılış sayfanız yapın! Womenist.net'i favorilerinize ekleyin! Womenist.net'i takip edin Womenist.net'i takip edin
Womenist.net'i açılış sayfanız yapın! Womenist.net'i favorilerinize ekleyin! Womenist.net'i takip edin Womenist.net'i takip edin