“The House ...” konseptinin yaratıcılarından Canan Özdemir... - womenist.net 

“The House ...” konseptinin yaratıcılarından Canan Özdemir...

The House Cafe’lerle yakaladıkları başarıyı The House Hotel’lerle yurtdışına da taşıyan ekibin üyelerinden Canan Özdemir, başarının sırlarını bizlerle paylaştı.

None The House Cafe, açıldığı ilk günden beri en konforlu cafeler listemde hep ilk sıralarda yer almıştır. Kitabınızı, gazete yada derginizi veya bilgisayarınızı alıp bir köşeye elinizde kahvenizle çekilebileceğiniz, sadece “evinizde” bulabileceğiniz konforu size sağlayabilecek bir mekan... Ancak, 2009 yılının bir temmuz günü Nişantaşı The House Cafe’nin benim için anlamı biraz daha farklılaştı. Artık ne zaman oraya gitsem ya da önünden geçsem “her şeyin başladığı yer” düşüncesi aklımdan hızlıca geçer. Evet, “Nişantaşı The House Cafe” artık benim unutulmaz mekanlarım listesinde...

None Böylece, gerek kısa sürede büyük başarı kazanan yarattıkları cafe konseptiyle gerekse son dönem projelerinden The House Hotel’lerle yabancı basının ilgi odağı olan “The House” markasının ardındaki isimlerden biri olan Canan Özdemir’le röportaj fırsatını kaçırmak istemedim.  Ne de olsa   “her şeyin başladığı yer” ‘in yaratıcılarından biriydi... Canan Hanım’da womenist’e konuk olan pek çokları gibi bambaşka bir kariyer yaparken birden başka bir noktadan yeni bir işe soyunanlardan. Bende sözü fazla uzatmadan sizi Canan Hanım’la, başarısının sırrını, gelecek planlarını, özel yaşantısını konuştuğumuz röportajla baş başa bırakmak istiyorum.

None Önce The House Cafe, sonra da The House Hotel... Hizmet sektöründe bu kadar başarılı olmak için neler gerekli?
Öncelikle hiçbir başarının tesadüfi gelmediğini söyleyebilirim. Başarı; özveri, displin ve çok çalışma ile geliyor. Gerektiğinde risk alabilmek ama risklerin de getireceği sorumlulukları taşıyabileceğinizden emin olmak. Hizmet sektörünün çok farklı dinamikleri var, bunların hepsinin iyi kurulmuş bir sistem içinde devamlılığını sağlamak herzaman bir ekip işini gerektirir. Başarı, dinlemesini bilmeyi, farklı fikirlere ve yeniliklere herzaman açık olmayı, önyargılı olmamayı, gerektiğinde esnek olabilmeyi, kendini sürekli geliştirmeyi ve hayal kurabilmeyi gerektiriyor.

The House cafe’ler ev sıcaklığında bir dekorasyona sahip. ‘Evden uzakta ev’ sloganıyla yola çıkan The House Otel’ler de öyle. Mimari açıdan kimlerle çalıştınız, nelerden ilham aldınız?
Konaklama işine The House Apartlar ile başladığımızda, yaratacağımız konseptin ‘ev rahatlığını sağlaması’ birincil çıkış noktasıydı. Apartlarımızı yaratırken herhangi bir mimar ile çalışmadık. Kendi evimizde bizi nasıl bir düzen mutlu hissettiriyorsa bu hissi odaların konseptinde uyguladık. The House Hotel projemiz ile beraber The House Cafelerin de mimarı olan Autoban Mimarlık Ofisi ile çalışmaya başladık. İlk hotel projemiz olan Galatasaray’ daki yüz küsür yıllık  Zenoviç Apartmanı röneve edilirken buranın tarihini araştırdık. Binayı inşaa etmiş ve birkaç jenerasyon burada yaşamış olan Zenoviç ailesinden resimler bulduk. Tasarımda, bu resimlerden ilham alınarak o dönemde yaşayan mütevazi görgülü aile yapısını yansıtmak çıkış noktamız oldu. The House Hotel Nişantaşı’nda ise bulunduğu bölgenin karakteri önemli bir rol oynadı. Burada mimarlarımız lüks, iddialı ama bir o kadar da alçakgönüllü bu duruşu zamansız mobilyalarla yansıtmaya çalıştı. Otel tasarlanırken mimarinin aynı zamanda farklı ve keyifli bir hayat stiline yön vermesini istedik.

None The House Hotel’i tüm dünyaya tanıtmak ve bir dünya markası olmak gibi bir amacınız var mı?
Şu an yurtdışı için belirlenmiş bir iş planımız yok. Biz böyle planlar hiçbirzaman yapmadık. Sektörün ihtiyaçlarını en çağdaş şekilde doyurabilecek, doğru zamanlarda çıkış noktası yaratıyoruz. Cafe ve otel tarafında da başlangıcımız bu oldu. Sonra, gerek hislerimize gerek ticari öngörülerimize güvenerek önümüze çıkan ya da yapmak istediğimiz doğru projeleri bulup işe koyuluyoruz. The House Hotel, açıldığından beri yurtdışında özellikle Avrupa’ nın birçok şehirlerindeki önemi basın mecmuaları tarafından çok büyük ilgi görüyor. Zaman, ticari öngörülerimiz ve hislerimiz, gelecekteki yurtdışı projelerimizi yönlendirecektir.

Canan Özdemir’in evine gelsek, bizi nasıl ağırlar? Menüde neler olur mesela?
Ben evde yapılan yemeklerin daha klasik olmasını seviyorum. Şöyle yapardım;
•    Balkabaklı & kestaneli çorba
•    Bebek roka ve kuzu kulağı salatası
•    Biberiye, sarımsak ve limon ile marine edilmiş fırında bütün tavuk yanında fırında taze patates ve ızgara sebzeler; ev yapımı gravy sos ile
•    Narlı & sakızlı muhallebi

Bu kadar yoğun bir çalışma temposunda hayat nasıl gidiyor? Kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?
Ayırmak için özen gösteriyorum. Son üç yıldır haftada 3 kez sabahları pilatese gidiyorum. İki gün de koşu yapıyorum. Mümkün olduğunca işimle ilgili yurtdışı seyahatleri yapmaya çalışırım.  Seyahatlerde kendime daha kişisel zaman ayırabiliyorum.

None Hangi yüzyılda ve nerede yaşamak isterdiniz?
Bulunduğumuz yüzyılda ve İstanbul’da.

Hiçbir zaman giymem dediğiniz bir giysi var mı?  
Desen olsun diye yapılmış, üzerinde kesikler olan bir çorap asla giymem, aynı renkte bir ruj, ayakkabı ve çanta uyumu hiçbir zaman yapmam. Bunun gibi daha başka kıyafetler olabilir ama genel olarak içinde kendimi iyi hissetmeyeceğim, tarzımın dışında olan kıyafetler giymem.

En sevdiğiniz ülke ve şehir hangisi?
İstanbul’dan sonra Londra.

Seyahat çantanızda mutlaka bulunan eşya nedir?
Babet ayakkabılarım.

Sizin için İstanbul ne ifade ediyor?
Boğaz, tarih, anılarım, sevdiklerim, samimiyet ve çok sevdiğim işim.

The House cafe ve otel zincirinden sonra bir proje daha olsa, bu The House ...... olurdu.
Üniversiteden mezun olduktan sonra bir ara akademisyen olarak okulda kalmayı ve kariyer yapmayı düşünmüştüm. Böyle bir iş planımız şimdilik olmasa da sektörümle ilgili kaliteli iş gücü yaratmada etkili olacak The House Academy olabilirdi.



---gallery---Foto Galeri için tıklayın!---/gallery---

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!