Mermerin ruhuna kapılmış genç heykeltıraş: Hakan Çınar... - womenist.net 

Mermerin ruhuna kapılmış genç heykeltıraş: Hakan Çınar...

Gençken tutkulara kapılmak olağan bir şeydir. Tutkuları amaç edinmekse başarıyı getirir. Hakan Çınar, heykel tutkusu ile büyümüş genç bir yüz.

None Karşımda genç bir dahinin oturduğunu düşünüyorum. Şimdilik elde ettiği başarılar sadece gelecek vaat ediyor. Ama yalnızca şimdilik! Heykellerinde dünya çapında ayrı bir yere konması gereken potansiyel bir başarı saklı. Hatta bu genç yetenek, her an kulağını kesebilir de!

Ülkemizde sanatçı olmak zaten yeterince zor! Hele ki popüler olmayan bir sanat dalına yönelmek, üstüne üstlük bununla beraber genç olmak durumu daha da zorlaştırıyor. Onu diğer sanat yanlısı gençlerden ayıran şey; altında bulunduğu tüm şartlara rağmen en zor sanat dallarından biri olan heykel’e hayatını adıyor olması. Hem de tüm nefesi ile! Genç sanatçı diyor ki: “Herkes hüzünlü bir portre yapabilir ama kimse hüznü ‘el’e yansıtmak için çaba harcamıyor. Ben hüzünlü ellerin peşindeyim.” Tutkulu heykelleri ile not defterine dönüştürdüğü portreleriyle genç sanatçı Hakan Çınar portresi...

None Arte Sanat Genç Heykel 1 Sergisi’ne katılan 23 gençten biri olduğunu biliyorum. Devamında neler geldi. Biraz bahseder misin?
Hepsinin adı veremeyeceğim. Arte Sanat Genç Heykel 1’den sonra Artist 2010 (TÜYAP), Alif Art genç sanatçılar müzayedesi ve şimdi de Rh+ Art Gallery yılın genç ressamı ve yılın genç heykeltıraşı sergisinde heykelim sergileniyor.

Yaşamının içinde bu denli yer edinen resim-heykel tutkusu sende nasıl oluşmaya başladı?
Biz çocukken her yaz Trabzon’a gidiyorduk. Rusların açtığı Avrasya pazarı vardır Trabzon’da çok meşhur. Babam o zaman oradan iki tane seramik küp almıştı. Hala evimizde durur. Bu küplerden bir tanesinin üzerinde Roma dönemi savaşlarını anlatan bir resim, diğerinde de ise Cezanne’ın resimlerini anımsatan perspektif ile çizilmiş bir peyzaj vardı. Babam birini bana diğerini ağabeyime verdi. O küplerle 17-18 saat arabayla yol gittik. O beni çok etkilemiştir. Sonra yirmi yaşıma geldiğimde bir ressamla tanıştım. Bana güzel sanatlar fakültelerinin olduğunu söyledi. O sene Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Heykel Bölümü’ne girdim. Heykel derken taş çok cazip geldi bana. Taş bana hem güç hem de öğüt ve haz veriyor.

Ailenden sanatla uğraşan var mı? Sana destek veren kim oldu?
Bu konuya gelirsek babamdan bahsetmek çok isterim. İç mimarlık grafik olsa neyse ama heykelde babam bana çok destek verdi. Beni etkileyen ilk adam odur. Bitmez tükenmez bir çalışma enerjisi vardır. İstanbul’da yaşamak kolay değil. Okula girdiğinde maddi güce ihtiyacın olur. Taş alacaksın falan. Öyle şeyleri hiç düşünmeme gerek kalmadı. Bana sadece çalışmak kaldı. Birçok arkadaşımı bilirim zaman bulamazlar çalışmaya. Babam emekliydi ama parasını hep bize harcayan bir adamdı halada öyle. Adam gibi adamdır babam ama ilk annem fark etmiştir bendeki tutkuyu. Ağabeyim değnek bile soyamazdı doğru dürüst, bütün resim ödevlerini bana yaptırırdı. Şimdi bir kuzenim var adı Enis. O da resim yapmayı çok seviyor.

None Güzel Sanatlar Yetenek sınavlarına nasıl hazırlandın?
Bir defa ben sınava hazırlanır gibi çalışmadım hiçbir zaman. Ben sadece öğrenmek istiyordum. Yapmak istiyordum. Daha önce kitap okumak falan yoktu tabi. Sanat okulu olduğunu öğrenince kitaplar okumaya başladım. Ressamların hayatlarını inceledim. İstanbul’a ağabeyimin yanına geldiğimde, Beşiktaş’ta eski cumbalı bir evde öğrenci arkadaşlarıyla kalıyordu. Onlar mühendislik okuyordu. Sınavları olduğu zamanlarda sabah saati 4’e kurup kalkarlar sınavlara hazırlanırlardı. Ben de onlarla uyanıp desen çalışırdım. Bir yandan da devamlı okurdum. Kendimi yükümlü hissediyordum bu işe.

Heykeltıraş olmak için sence bir genç görüşüyle okuldan alınan eğitim yeterli mi? Nelerden besleniyorsun üretirken?
Okul… Okul bir eğitim vermiyor bence sadece bilgilendiriyor. Bir şey çok önemli bizim işlerde. O da usta çırak ilişkisi. Günümüz okullarında durum pek bu şekilde işlemiyor. Bizde görsel eğitim çok önemli. Okulda sizi anlamaya çalışmıyorlar sadece kabulleniyorlar. Zaten bu işin tek okulu var o da doğa. Yitirdiğimiz birçok geleneklerimiz ile yaşadığım dönem arasında bir bağ kurmaya ve bu bağı gün geçtikçe sağlamlaştırmaya çalışıyorum.

Eserlerinde figüratif çalışmalar ön planda. Nelerden beslenip, ne anlatmayı seviyorsun?
Bu soruyu D.A.F.’de Sade’ın bir sözü ile açıklamak istiyorum. “Kafa yoran insanlar için, en yalın haliyle bedenin hareketleri, tıpkı düşünce gibi çözülmesi zor gizleri saklar.”


None Sanat hayatında bu kadar yere sahipken üretmediğin zamanları nasıl değerlendirirsin?
Karaköy’de hırdavatçılar çarşısı, perşembe pazarını ve oranın esnafını çok seviyorum. Birçoğuyla arkadaş olduk artık. Arkeoloji Müzesi’ne de çok sık gidiyorum. Fırsat buldukça da Rumeli Feneri ve Garipçe Köyü’ne de gidiyorum. Orada çok güzel balık lokantaları var.

Gelecekle ilgili planlarının arasında neler var?
Çok sevdiğim bir dostum var; Bahadır Çolak. Yakın zamanda birlikte Seravezza (İtalya)’da bir heykel atölyesi açmayı düşünüyoruz. Bahadır daha önce orada çalıştı ama ikimizde orada büyülü taşlar olduğunu biliyoruz...Melis Şahinkaya

Dünyanın En Pahalı Kedileri!

Evde beslenen en popüler hayvanlardan biri olan kedilerin en pahalı türlerini sizler için derledik!

Dünyanın En Pahalı Kedileri!

Norwegian Forest

Soyları Vikinglere dayanan bu kediler soğuk iklim şartlarına adeptedirler. Eğer bu kediden edinmek istiyorsanız dikkat etmeniz gereken tek ...

Dünyanın En Pahalı Kedileri! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!