Parisli olmak... - womenist.net 

Parisli olmak...

Paris’te... Haftasonu diye gelip haftayı kaplayan seyahatlerden biri daha.

None Sokakta çiftlerin elele dolaştığı, Chez le Petit Marcel’de muhabbetin soğan çorbasıyla ikide başlayıp, paylaşılan tiramisuyla altıda bittiği, işsizlerin devletten para yardımı aldığı, kahvenin yanında tereyağlı kruvasanaların bir Euro olduğu, kimselerin altıdan sonra çalışmadığı, galerilerin avlular arkasına gizlendiği, bisiklerlerin ve Vespa’ların cenneti, Montmartre’ın Arnavut kaldırımlı yollarının La Mascotte‘ta deniz taraklarıyla sonlandığı, güzel yüzlü, güzel binalı, güzel insanlı şehirdeyim.

None Gün bir...
Kanal kenarında soda içip (bira da olabilirdi ama canımız istemedi), Marais sokaklarındaki her türlü kitapçıya girdikten sonra Centre Pompidou’da elbette kalemlere ve defterlere takıldım. Rozet koleksiyonuma katkı payını sağlamlaştırdım. WAD’ın yeni sayısını aldım. Bonfileyle patatesi miğdeye götürüp yanında kim ne derse desin beyaz şarap içtim Gece. Le Point Ephemere. Kanal kenarında müzik dinleyip bira içilen, üniversitelilerin favorisi olan yer. Üstüne de Caravene’da viskileri tükettik. Eve dönüş. Tabanvay. Gece ikiden sonra Paris’te taksi bulmak neredeyse imkansız.

None Gün iki...
Kahvaltısı: Bakery Rose. Kabaklı peynirli omlet; limonlu kek; mozzarella&patlıcan, nohut, brokoli, patates&kuşkonmaz salatası. Müziği: Yeni Disko, Fransız, Michel Gondry edasında klipleri var dediğimiz, Marais evlerinde bu aralar pek popüler Pony Pony Run Run. Sergisi: Yves Saint Laurent ilk dükkanını Rİve Gauche da açmıştı, şimdi onun fotoğrafları da Fondation Pierre Bergé’de.

None Gün üç...
Palais Royale çevresindeki Didier Ludot 1920′den kalma Balenciaga elbiseler satarmış; Chantier bölgesi Osmanbey’in aynısıymış; Rue Saint Denis‘de kadınlar gündüz vakti fuhuş yaparmış, adamlar da gelirmiş; Rue Montorgueil üzerindeki Stohrer muhteşem pastaneymiş; Rue D’Argout’da vintage butikler boy göstermiş; Espace Kiliwatch‘da eski, yeni, ikinci el, sıfırdan, butik, sıradan, spor, şık elbiseler, şapkalar, gözlükler, ayakkabılar varmış. Bir Paris günü daha bitmiş. Mutlulukla.

None Gün dört
Cafe Flore’da kakaomu götürüp, Saint Germain’in dar sokaklarında kaybolduktan, Balsac’ın kitabını yazdığı, Racine’in öldüğü evleri keşfettikten, upuzun kuyruğa aldırmayıp kapısında bekledikten sonra Le Relais de l’Entrecote‘ta etlerle patatesleri mideye indirdim. Kısa günün karı yeni dönem Fransız yazarı Jean-Marc Parisis‘in Physique kitabı.

None Gün beş...
Marais sokakları küçük butikler dolu. L’Eclaireur son dönem Fransız modacılarıyla, pahalı markalın muazzam işlerinin olduğu dükkan. Kaliteli ikinci el giyisi dükkanı arıyanlar 27 Rue de Poitou’daki  Violette & Leonie‘ye uğruyor, Marc Jacobs çantaları 14, Kenzo kabanlar 200 TL ‘ye alıyor. Yok ben yeni, genç, başka markalar merak ettim derdi olanlar da  Charlotte Sometime ipek şortları, Eple & Melk t-shirtleri, Daydream Nation penyeleri, Anniel ayakkabıları için Matieres & Reflexion‘da takılıyor. Hemen yanında 19 numarada.

None Gün altı...
Parkta yatıp uyumayı; her yer kapandığında eve yürümeyi; Le Kitch‘te apero almayı; bagetin içine konan peynir, jambon, mayonezi; Le Marche des Enfants Rouge‘da ya da pazarları Bastille’de meyve, sebze, peynir, şarküteri alışverişini; La Perle‘de yediğim Croque Madame’ı; Pink Flamingo‘nun pizzalarını; Cafe Flore en İle‘de suya bakıp da kahve içmeyi. Pont des Arts’da yürümeyi, Montmartre tepelerini. Seviyorum.

None Gün son...
Parisli dediğin... Pazar günü Schwartz’s‘da sırasını bekleyip roastbeef sandviçini, yanında birayla mideye indirir. Sonra da La Perle’de bir bardak Jameson içer buzlu tarafından. Arada bir turistik de olsa Chartier’de etini, sirkeli salatalığını, patates kızartmasını yer. Mona Lisait‘den ucuza sanat kitapları toplar. Arkadaş gelirse Favela Chic‘e götürür. Hava güzelse Buttes Chaumont‘da pikniğe gider. 64 Rue Vieille du Temps’da Robert & Louise’de et yemeğe gider. Rue Antoine Vollon’daki Blé Sucre‘nin buche’lerinden yer. Steak Tartare sever, Bistro(t) Paul Bert’de alasını yer. Ben de yaptım. Uçağa binip de a la prochaine Paris (bir dahaki sefere Paris) demeden.

Görülmeye Değer San Sebastian Gitmeye Ne Dersiniz?

İspanya'nın en popüler yaz destinasyonlarının başında gelen San Sebastian; tarihi, doğası ve kültürüyle herkesi büyülemesinin yanı sıra bol Michelin yıldızlı bir şehir olmasıyla da tüm dünyadan gurmelerin ilgisini çekmeyi başarıyor. ..

None

Yemek cenneti olarak bilinen kent, dünyanın en iyi lezzetlerini sunduğu söylenen Bask mutfağının da ana merkezi.

Guipuzcoa bölgesinin başkenti olan San ...

Görülmeye Değer San Sebastian Gitmeye Ne Dersiniz? Devamını Oku >>

Yorum Yapın!