Avedis Kendir, mücevherleri konuşturan usta!

Hemen Paylaş :

Avedis Kendir'i tanıdığımda sanırım henüz 18 yaşlarındaydım. Kapalıçarşı Nuruosmaniye ana kapısı yakınındaki bir handa bulunan atölyesinde geceli gündüzlü, o zamanda da yine özgün takılara imza atardı.

None Biriz Mücevherat’ın sahibi ve kurucusu Avedis Kendir, çok özel tasarımları ile mücevher dünyasında oldukça tanınmış bir isim. “Birlik beraberlikten” kaynaklanan Biriz isminin ortaya çıkan tasarımlarında bırakmış olduğu izlerin bir ve tek olması, ismiyle de örtüşüyor. Ve bu durumu keyifle gözlüyor Avedis Kendir.

10 yaşında, usta çırak ilişkisi ile mesleğe başladınız ve 42 senedir bu meslektesiniz. Bu yola nasıl girmeye karar verdiniz?                 
Yaklaşık kırk yıldır bu sanatın içindeyim. On yaşında bir mücevher işleme atölyesinde çıraklık yapmaya başladım. Bu benim için ilk adım oldu. Ufkumu genişleten ve hayal gücümü özgürce kullanmama olanak veren tasarım dünyasının o büyülü havasını solumaya devam ediyorum. Üç aylık çırak iken bir yüzük yapmıştım. Bu beni çok heyacanlandırmıştı. Bu yüzük hala koleksiyonumun en değerli parçaları arasında yer alır.

Ailenizde başka mücevher zanaatkarı var mı? Sizin mücevhere olan bu ilginiz nereden geliyor?                                           
Sanat ve el becerileri ile iç içe olan bir aileden geliyorum. Babam marangozdu. Kuyumculuk işi ile uğraşan akrabalarım da vardı. Çocukluğumda mücevher işleme atölyesinde başlayan zaanarkarlıkla ilgili yolculuğum heyecanla devam ediyor. Doğada olan tüm materyalleri kullanıp, bunların hepsini bir araya getirip hayat vermeyi çok seviyorum. Öte yandan değersiz bir madeni değerli hale getirmek de bana heyecan veriyor. Çünkü bu ustalık gerektiriyor. Aslında ustaca işlenebilen bütün madenleri özgün bir değere kavuşturabilmek mümkün. İşte bu bakış açısı, benim mücevher ve değerli taşlara ilgimi hep canlı tutuyor.

Stilinizi tanımlayan detaylar bir araya geldiğinde harikulade tasarımlar ortaya çıkıyor. Her tasarımın sizde saklı bir öyküleri var mı?
Tasarımlarımın her birinin ayrı bir ruhu var. Kişiye özel, butik parçadan oluşuyor. Bu özellikler onları benzersiz ve eşsiz kılıyor. Her takının kendine özel bir kimliği ve bir hikayesi oluyor. Tasarımlarım gerçek anlamda tek. Aynı mücevheri ikinci bir kişide görmek mümkün değil.

None Tasarımlarınıza hakim olan ve markanızı özgün kılan detaylardan söz eder misiniz?
Her sanat akımından detaylar görmeniz mümkün tasarımlarımda… Sanırım, tarzıma bileşimlerden gelen farklı bir sentez diyebiliriz. Victorian, Artnuvo, Artdeco tarzlarından esintilerle,  kendi tarzım ArtAvo oluştu.

Tasarımlarınız çok farklı ve özel; En son bir ayakkabı tasarladınız mücevher olarak . Bu ilhamı nereden alıyorsunuz?
Doğayı ve doğallığı çok seviyorum. Tema olarak doğadan müthiş ilham alıyorum. Modacıların kıyafet tasarımlarından da etkileniyorum. Bir kadını, saçından ayağına kadar, adeta tepeden tırnağa, kıyafetine uygun takılarla bezemeyi seviyorum. Yani moda tasarımları da takılarıma ilham kaynağı oluyor.

Özellikle mine işçiliği çok meşakatli ve zor bir zanaat. Siz bu konuda çok ustasınız, neden özellikle mine ile çalışıyorsunuz?            
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki günümüzde akrilik yada polyester mine ile çalışmak daha kolay olduğundan, çoğunlukla imalatta bu tercih ediliyor. Dünyada mine işçiliği ile mücevher tasarlayan çok sayıda zanaatkar yok. Çünkü mine işlemek kolay değildir. Sıcak mine ile çalışmak çok zordur. Ben geçmişi eski dönemlere dayanan sıcak mine ile çalışıyorum. Koleksiyonlarımda sıklıkla mine kullanmamın sebebi, tasarımlarımızdaki ruhu ve eserlerin doğadaki gerçek renklerini vurgulamada, renkli taşlardan daha başarılı sonuç vermesidir. Bu nedenle tercih sebebim olan mine ile başlayıp, ortaya çıkan sonuçları çok sevdim. Bu işlemecilikte derinleştikçe gönül bağım daha da güçlendi. Başkalarının aksine sadece sıcak mine kullanıyorum ve vazgeçilmezim. Bu konuda, zaman içerisinde geceli gündüzlü çalışmalarım sonucunda, uygulamada iyi sonuçlar alabilmek konusunda farklı sırlarım da oluştu.

None Dünyada, Türkiye’de olduğundan çok daha fazla tanınıyorsunuz. Bundan sonraki hedefiniz nedir?                                 
Tasarımlarım tamamen evrensel ve özgün parçalardan oluşuyor. Yurtdışında ise özgün sanat içeren tasarımlara daha çok değer veriliyor. Bu yüzden de çoğunlukla Avrupa, Amerika, Uzakdoğu ve Asya ülkelerinden siparişler geliyor. Son 10 yılımı ustalık eserim diyebileceğim bir parçanın üzerinde çalışarak geçirdim. Bu eser Christopher Colombus’un Amerika’yı keşfi sırasında kullandığı gemi, Santa Maria. Bu gemiyi, kıtalar arası bir bağ kurmasından ve insanlık adına büyük bir gelişimin ilk adımı olmasından dolayı seçtim. Sanırım Santa Maria maketi, bugüne kadar hiç, altın, gümüş ve değerli taşlarla inşa edilmemişti. Şimdi bu özel eserimle birkaç özgün etkinlik gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

Cağaloğlu’nda bir dükkanınız ve bir de Çırağan Kempinski otelinin içinde de size ait bir showroom bulunuyor. Yurdışında satış noktalarınız var mı? Varsa nerelerde?
Bu son derece titiz davrandığım ve önem verdiğim bir konu. Daima portföyü  güçlü ve tanınmış, prestijli firmalarla çalıştık ve çalışmaya da devam ediyoruz. Londra’da, Paris’te, Milano ve Roma’da, Dubai’de, Beyrut’ta, Rio de Janerio’da, Japonya’da New York  5th Avenue’da ürünlerimiz satılıyor. Dünyadaki büyük mücevher firmaları için tasarımlar hazırlıyorum.

Bu işe yeni başlayacak birine ne gibi önerileriniz olur?                                                                                                                    
Türkiye’de kuyumculuk zanaatı makineleşmeye bağlı olarak çok gelişti. El sanatıyla üretim azaldı. Zamana karşı yarışma mecburiyeti el sanatlarına olan talebi azalttı. Ama aynı zamanda gerçek ustalara gerekli saygının gösterildiğine de inanıyorum. Bu piyasanın uzun yıllar yaşatılabilmesi için; sanat okullarının açılması ve öğrencilerin iyi ustalar tarafından eğitilmesi gerekir. Tabii ki eğitmenlerin de profesyonel bir eğitim verebilecek özen ve dikkatte olması şarttır. Aslında kuyumculuk bir sanat dalı olduğundan, öğrencilerin de böyle bir eğitime seçilerek alınması, yeteneklerine göre yönlendirilmesi, dikkat edilmesi gereken noktalar arasında olmalıdır. Bu işi yeni başlayacak biri için yetenek ve işi sevmek çok önemli.

Tuana Zeynep Bilgin

O zamanlar kadınlar takılarında bugünkü kadar cesur değillerdi ancak Avedis’in kendine özgün tasarımlarında hep bir farklılık vardı. Ufacık bir tasarım için günlerce uğraşmaktan sıkılmaz, benim gibi kaprisli müşterilerini hep mutlu etmenin bir yolunu bulurdu. Avedis Kendir sonunda bu calışmalarının karşılığını, ününü dünyaya duyurarak buldu.

Yorum Yapın!