2002 senesinde kurulan markanın arkasındaki iki yetenek: Jack McCollough ve Lazaro Hernandez. Kendi isimlerinden bakmışlar ki kuvvetli bir marka ismi çıkmıyor, annelerinin kızlık soyadlarını kullanarak, markalarına Proenza Schouler ismini vermişler. Yıllar geçtikçe de pişman olmuşlar bu ismi seçtikleri için; söylemesi ve yazması zor diye... Proenza bölümü kolay da Schouler da tıkanıyor çoğu insan. Yazılışını ve söylenişini geçtim de markanın duruşunun tam tersine, oldum olası bana yaşlı işi gelmiştir ismi. 1920 doğumlu Alman yazar ismi gibi değil mi sanki? Neyse ismini bırakayım artık bir kenara... Günün sonunda seviyor muyum bu markayı? Sevmek ne kelime, bayılıyorum.
Başarıları ve yetenekleri moda dünyasının Oscarları olarak bilinen CFDA tarafından da tescillenen Jack ve Lazaro, ilk olarak 2003 senesine yeni yetenek kategorisinde CFDA Perry Ellis ödülünü, sonra 2004’de CFDA Vogue Fashion Fund ödülünü aldılar. 2006, 2007 ve 2008’de yılın CFDA kadın giyim tasarımcısı ödülüne aday olup, bu ödülü 2007 senesinde kazandılar. Valentino Group tarafından 2008’de %45 hissesi satın alındıktan sonra hızla büyümeye devam eden Proenza Schouler, 2008 senesinde çıkardıkları ayakkabı ve çanta koleksiyonlarını takiben, 2009’da yılın CFDA aksesuar tasarımcısı ödülünü kazandılar. CFDA ödüllerine doymayan Jack ve Lazaro, bu sene Alexander Wang ve Marc Jacobs ile birlikte 2011 CFDA kadın giyim tasarımcısı ödülüne ve Alexander Wang ve Reed Krakoff ile birlikte de CFDA aksesuar tasarımcısı ödülüne aday olarak açıklandılar.
2011 İlkbahar Yaz sezonunda podyumlar buram buram 70’ler ve 90’lar kokarken, Jack ve Lazaro herhangi bir dönemden esinlenmek yerine feminen ve şık bir Proenza Schouler kadınını oluşturmaya karar vermişler. Geçtiğimiz 2011 Kış sezonundaki koyu renk rujlu, grafik desenli ve yüksek belli skinny jean pantolon ve kalın platformlu bot giyen, sert ve ‘rock-chick’ Proenza Schouler kadını tamamen tarzını değiştirmiş (ki ben o koleksiyonuna da bayılmıştım), 2011 İlkbahar sezonunda, krem tonlarındaki ipek bluzu ve eteğiyle beraber Chanel vari tüvit ceket giyen ama cart renklerden, farklı desenlerden ve de transparan kıyafetlerden vazgeçemeyen, daha feminen, daha şık ve tabi ki ‘cool’luğundan asla ödün vermeyen bir kadın olmuş.
Sezonu hiç önemli değil, her daim seviyorum Proenza Schouler kadınını... |