Happily ever after dedi, gönülleri fethetti... - womenist.net 

Happily ever after dedi, gönülleri fethetti...

Renkli , tatlı ve dikkat çekici bir kişilik....

None Çok kısa bir zaman önce tanıdım sevgili Ayşe'yi. Bebek'teki Happily Ever After'ın şirin mi şirin sahibesi Ayşe Kucuroğlu'ndan bahsediyorum... Önce herkesin diline “…ve sonsuza dek mutlu yaşadılar!” anlamına gelen “Happily Ever After” dolandı. Sonra Ayşe'nin adı duyulmaya başladı. Bebek'te küçücük hatta miniminnacık bir dükkanken önünden geçer dururdum da bir türlü fırsat bulamazdım içeri girmeye... Yani anlayacağınız hep bir bahane, hep bir bahane... En nihayet bir gün karar verip gittiğimde ise o miniminnacık dükkan yana doğru büyümüş, daha da keyifli bir yer haline gelmişti.

None İşte o gün tanıştım sevgili Ayşe ile. Sıcak gülümsemesi, kendine has giyimi, saçındaki aksesuarı ve şirin konuşma tarzı ile o kadar tanıdıktık ki, sanki yıllardır birbirimizi tanıyan ama bir o kadar yıl da görüşememiş iki kişiydik. Baktım ki bu aralar Ayşe Kucuroğlu , Public, Happily Ever After, Taner Kucuroglu isimleri neredeyse her iki kelime arasında geçiyor. Madem bu kadar bahsediliyor bende ufak bir mola isteyip araya girdim ve siz womenist okurları için sıcak ve samimi bir söyleşi gerçekleştirdim.
İşte geliyor.....

Bebek'teki Happily Ever After ile sizi tanıyana kadar neler yapıyordunuz, nerelerdeydiniz?
Çin dili ve edebiyati bölümünü bitirmiştim. Ara sıra Çinceyle ilgili küçük çalışmalar yapıyordum. Gönlümde yemek ve içmek vardı hep. Ardından sevdiğim adamla evlendim ve ilk kızım dünyaya geldi. Bu arada evde yemekler yapıp sofralar kurmaya devam ediyordum… Ve tesadüf olarak minik dükkanım kiralandı ve artık dışarıda pişirmeye başladım :)

Çocukluğunuzda “büyüyünce ne olacaksın” diyenlere ne cevap verirdiniz?
Şarkı söylemek isterdim. Bu arada sesim korkunçtur! :)

Şimdiye kadar yaptığınız röportajlarınızdan hayretle öğrendik ki Çin Dili ve Edebiyatı okumuşsunuz. İleride çocuklarınızın da aynı bölümü okumalarını ister miydiniz?
Evet, Çin dilini profesyonel hayatta kullanmıyorum. Fakat bu emeğim yazık olmasın diye çocuklarıma öğreteceğim. Hatta Suna biraz başladı, en azından karakterlerle yazıldığını biliyor, merhaba nasılsın diyebiliyor. Bence annelerinden onlara böyle tuhaf bir miras kalacak. Bu da benim çok hoşuma gidiyor.

Çocuk demişken, bu genç yaşda 3 çocuk sahibisiniz, hem de yaşları 4, 3, 2 olarak gidiyor eğer yanılmıyorsam? Bu koşuşturmacada onlarla istediğiniz şekilde  ilgilenebiliyor musunuz?
Evim işime o kadar yakın ki sadece merdivenlerden iniyorum, tabi bu benim hayatımı kolaylaştırıyor ve daha önemli şeylere vakit ayırıyorum. Sahip olduğum harika bir lüks bu. Çocuklar sabahtan 3' e dek okuldalar. Bu sırada randevulu işlerimi hallediyorum, en minik evde oluyor, gün içinde ona uğruyorum. Sonra diğerleri gelince beni evde buluyorlar. Hep beraber oluyoruz. Akşam yemeklerimiz önemlidir. Mutlaka aynı masada oluruz. Bir Avusturya Liseli babaları olduğu için her gün dokuzda yataktalar. Onlar uyuduktan sonra eğer gideceksem Public'e gidiyorum. Tabii ki koşuşturma ile geçiyor. Bu rutine alıştım; hatta sabah koşumu bile yapıyorum:)

Ev hayatınızda ve iş hayatınızda eşiniz ile sorumlulukları nasıl paylaşıyorsunuz?
Birbirimize çok destek oluyoruz, aksi takdirde 3 çocuk, hatta biri hala bebek,  ve yoğun yaşayan bir iş bu kadar rahat gidemezdi. Taner çok yardımcı ve iyi huylu bir baba. İçiçeyiz, beraber yürüyoruz... Paylaşıyoruz... Eğlenceliyiz... Çocuklu hayatın gerçek ve vazgeçilmez olduğunu düşünüyoruz. Public olmasaydi 4.bebeği yapacaktık, yerine yeni bir dükkanımız oldu :) Sanırım  artık seneye....

Gelelim biraz iş temponuza, Happily Ever After, sizin ilk göz ağrınız. Birçoğumuzun da sizi tanımamıza sebep olan yer. Cafenizi açtığınız ilk gün bu günleri yani bu popülariteyi hayal ediyor muydunuz?
Sadece iki masa ve olmayan menü :) Tabi ki hayal edemezdim. Güzel şeyler olacağını hissediyordum ve çok çalışıyordum. Aşçılık eğitimi, mutfak yöneticiliği, okuduğum makaleler bir tarafa bence kek pişirirken dinledigim Frank Sinatralar ve ailece birlikte çalışmak orayı bir yer yaptı. İstek ve sevgi!

Bebek yılların eskitemediği muhteşem bir semt; Happily Ever After bu muhteşem semtin kurabiye kokulu şirin Cafe’si; şimdi de son dönemlerin gözde semtlerinden Şişhane'de Public. Bambaşka iki konsept yani. Nereden aklınıza geldi Public?
Artık zamanı gelmişti. Uzun süredir Taner’in de ısrarı ile bir yer arıyorduk. Bir arkadaşım vasıtasıyla burası bize geldi. Ve harika hissettik. Yer ise dokusu olan bir yer; Bebek gibi eski. Oraya uygun maskulen bir yer yapmak istedik. Ben “ Happily Ever After'ın” bir tane kalması taraftarıydım hep. Bölgeyi iyice hissedip sonra hareket etmek daha faydalı. Semt bize yol gösterdi. Tabii kocam Taner'in yıllarca bu bölgede öğrencilik hayatının geçmesinden dolayı o çok duyarlı. Gitar derslerine geri döndü desem...

None Happily Ever After ve Public'i eğer başka bir ülkede açma şansınız olsa nerede açardınız?
Happily Ever After San Diego'da “La Jolla”'da harika olurdu. Zaten Bebek semtine çok benziyor. Public ise St.Petersburg...

Birazcık da moda diyelim; saçınıza taktığınız aksesuarlar en az Happily Ever After'ın cupcake'leri kadar konuşuluyor. Nereden geliyor bu aksesuar merakınız?
Aslında saçımın kesimi bu tip şeyleri kaldırıyor. Eğlenceli buluyorum. İnsanları da gülümsetiyor. Aslında birçoğu şapka. Taç şeklinde. Hatta merak edenlere “Opheliahats” diye bir marka Billstore mağazalarında satılıyor. Bir kısmı da “Antropology”' den alınma.

Eğer bir modacı olsaydınız, 2010 yılının trendleri ne olurdu size göre?
Son dönemlerde rock, sert görüntüden biraz florasan renklere giderdim. Acid modasını biraz daha islerdim. Saçlarda mandallar olurdu...

Son olarak Womenist dergisini üç kelime ile tanımlamanızı istersek bunlar ne olurdu?
Güncel, modern ve başucunda dolu bir kitap varmış gibi...

Yeşim Alicikoğlu

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!

Dünyanın en sevimli yavru hayvanlarıyla güne kısa bir ara verin!

Kalplerinizi Isıtacak Yavrular!
Kalplerinizi Isıtacak Yavrular! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!