İnsana ve insanlığa farklı bir bakış; Aret Vartanyan - womenist.net 

İnsana ve insanlığa farklı bir bakış; Aret Vartanyan

Son kitabı 'Bin Yüz Bir İnsan' ile büyük yankı uyandıran Aret Vartanyan ile hayat, felsefe ve insan üzerine...

None Farklı kültürlerin senteziyle büyümesiydi belki de onu insan ve insanlık üzerine yazmaya iten. Şimdilerde bambaşka bakış açısı ve içindeki sonsuz insan sevgisiyle, etrafındaki herkesi aydınlatan bir ışık işçisi Aret Vartanyan. Gökhan Kırdar ile birlikte başlattıkları çalışmalarla da daha bir çok ilke imza atacak gibi görünen Aret Vartanyan ile ufak bir söyleşi gerçekleştirdik.

Bildiğimiz kadarıyla çok küçük yaşlarda yazmaya başladınız. Yazılarınızın ya da kitaplarınızın kişisel gelişim üzerine yoğunlaşmasının sebebi nedir?
Kendimi bildim bileli gözlemleyerek yaşıyorum. Küçük yaşlarda klasikleri ve felsefe kitaplarını okumaya başladım. Ailem ise, son derece farklı renk ve kültürlere evsahipliği yapıyordu. Bu ortamda her geçen gün odağım biraz daha insan oldu. 'Kişisel Gelişim' sözcüğünü bir türlü sevemiyorum. Benim önceliğim insanın kendini tanıyarak, anlayarak, kendinden başlayarak daha iyi bir yaşam ve dünya için yaşaması.

None İlk kitabınızla yakaladığınız başarınız ikinci kitabınızda daha da arttı. Bunu neye bağlıyorsunuz?
İlk günden bugüne ne yapıyorsak hep birlikte yapıyoruz diyorum. Ben okurlarımla birlikte büyük bir aileyiz. Gelen binlerce maili tek tek yanıtladım. Bazı okurlarım dostlarıma dönüştü. He geçen gün çıtayı yükseltiyoruz ve paylaştıklarımızı çevremize taşıyoruz. Son iki yılda 150 bin kişiye ulaştık. Ve bu 150 bin kişilik ailenin çevresiyle etkileşimi sayesinde çok daha fazlasına ulaştık.
Ben ne yapıyorsam, ne üretiyorsam bunları hep birlikte yapıyoruz. Herkes çorbaya tuz ekiyor. Zaten bu kadar kısa zamanda bu kadar çok şeyi başarmamız başka türlü mümkün olmazdı.  Çıktığımız yolculuk başka türlü de olmaz zaten. Ben kendimi tüm yüreğimi, beynimi açarak ortaya koyuyorum ve bu yankısını buluyor. Yaşam Atölyesi ve kitapların etrafında toplanıyoruz, paylaşıyoruz, üretiyoruz ve çevremize taşıyoruz. Karanlık bir odada, tek bir mum yakıp bunu yanındakilerle paylaşmaya başladığında bütün oda aydınlanıyor.

Kadınların yayınlarınıza gösterdiği yoğun ilginin sebebi sizce nedir?
Benim için kadın demek yaşam demek. Biraz açayım, anaerkil topluma ve öncesine baktığımızda kadının hakim oldugu dünyanın erkeğin hakim olduğu dünyadan farkını görüyoruz. Aslında erkek kadın karşısındaki güçsüzlüğünü, kadını toplumsal hayatta ikinci plana atarak dengelemeye çalıştı, çalışıyor. Kadın erkek ilişkilerinde, aşk, sevgi, ilişkiler ve cinsellik konularında, Bin Yüz Bir İnsan’da da palaştığım gibi biraz radikal söylemlerim var ve bunlar özellikle kadın okurlarımda yankısını buluyor. Örneğin cinselliğin bedenlerin sürtünmesinden ibaret olmadığını anlatıyorum. Ya da geçen yıl ifade ettiğim gibi, bir kadının içinde onlarca farklı kadının yaşadığına inanıyorum. Bir kadını seviyorsan da bütününü sevmelisin, beğendiğin bir kaç tanesini değil. Olduğu gibi, taşıdığı tüm ruh halleri ve kadınlar ile... Erkek, cinsellikten başlayarak kadın karşısında güçsüz, en güçlü motifi yine bir kadın olan anne.. Sonuçta iletişimime taşıdığım bu yaklaşımların kadınlar arasında yankısını bulması doğal.

None 'Bin yüz bir insan' adlı son kitabınızla, kapak tasarımı, ipad uygulaması ve Gökhan Kırdar’la kısa film tarzındaki video çalışması gibi birçok ilke imza attınız. Gökhan Kırdar’la yollarınız nasıl kesişti? Birlikte çalışmayı planladığınız başka projeleriniz var mı?
Son bir yıl kitapla yaşadım. İsimsiz kahramanının yaşamını paylaştım. Yüzlerce insanın hayatına karıştım. Sansürsüz, otokontrolsüz bir şekilde yaşanmışlıkları, düşünceleri sayfalara taşıdım. Ortaya bir konsept çıktı. Ve çok iddialı bir cümle kullandık, 'bu kitaptan sonra yaşamın bambaşka olacak'. Bu cümlenin altını doldurabilmek için birbuçuk yıl kitap üzerinde çalıştık ve 7000'den insan ile sohbet ettim. O yüzden de konsepti yansıtabilmek için, kitabın yanı sıra farklı sanat dallarını ekledik. Cümleleri notalara taşıyan bir müziği olmalıydı. Yıllardır Gökhan Kırdar'ı dinleyerek yazıyordum. Bu kitabın müziği onun imzasını taşımalıydı. Tanıştık, konuştuk hatta şimdi kendisiyle dost olduk ve kitaba müziğini verdi. Kitaptaki cümlelerin görselleşebilmesi için, Türkiye’de ilk kez bir kitap için çekilen en büyük prodüksiyonu gerçekleştirdik. İstanbul' da 7 ayrı lokasyonda 10 gün geceli gündüzlü yapılan çekimlerde ödüllü tiyatrocu Ece Özdikici ve Zafer Yılmaz ile birlikte Gökhan ve ben rol aldık. Bugün Gökhan Kırdar ile güçlü bir dostluğumuz var. Bundan sonrasında gerek onun projelerinde gerekse benim projelerimde birlikte olmaya devam edeceğiz. Şu anda paylaştığımız ortak söylem 'Biz' olmak, etiketlerden arınarak sevgiyle, aşkla... Günümüzde bu bir ütopya olarak görülebilir ama zaten gerçekleşebilir olsaydı ütopyamız olmazdı.

Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Kendini ve yaşamı olduğu gibi kucaklayan, kendi yolculuğunu keşiflerinin hiç bitmeyeceğinin farkında olan, kör noktalarını da gördüğünde kabullenip sevebilen, insana inanan, insana güvenen.

None Son kitabınızda, 'Bir bedende kaç kişi yaşıyoruz?' sorusuyla karşımıza çıkıyorsunuz. Bu sorunun cevabını ararken tasavvuf, felsefe ve psikoloji gibi disiplinler arası ilişkilerden mi yola çıktınız?
9 yaşından bu yana felsefeyle uğraşıyorum. Gerek profesyonel iş hayatımda gerekse kendi arayışımda binlerce insanın yaşamına karıştım. Tüm edindiğim, sizin sorduğunuz çerçevede, birikimi, yaşanmışlıklarımla birleştirerek hikayeye taşıdım. O yüzden içimden gelerek bu kitabı okuduktan sonra dünya senin için mümkün değil eskisi gibi olamayacak diyebiliyorum.

Peki siz okurlarınıza sorduğunuz 'Bir bedende kaç kişi yaşıyoruz?'sorusunun cevabını buldunuz mu? Ya da sizce maskesiz yaşamak mümkün mü?
Son 15 yılıma baktığımda çok yol aldığımu görürken, bu yolun hiç bitmeyeceğini de biliyorum. Önemli olan içimizdeki boşluğu azaltabilmek. Hiçbir zaman yüzde yüz maskesiz kalamayız, ama sayılarını azaltabiliriz. İçimizdeki dünya ile dışarıda sandığımız dünyayı mümkün olduğunca yakınlaştırabilirim. Bedenimde birden fazla kişinin yaşadığını biliyorum. Yaşamın akışında bazıları eleniyor, bazıları kalıyor. Tek bildiğim yıllar öncesine göre sayıları çok azaldı.

Okur ise bunun cevabını, hikayenin içinde buluyor. Bütün o maskelerin, rollerin ötesinde aradığının cevabını buluyor. Ne olursa olsun, hangi konumda olursa olsun o içinde hiç bitmeyen arayışın, bir şeyler eksik hissinin yanıtını alıyor. Cevabını, isimsiz kahramanının yaşamına ortak olurken, aslında kendi hayatından parçaları yaşarken kendiliğinden buluyor.

Günlük hayatımızda maskelerimizi koşullara ve buluştuğumuz ortamlara göre sürekli değiştiriyoruz. Ve girdiğimiz rolleri kişiliğimiz sanmaya başlıyoruz. Yöneticisinin karşısında iki büklüm olan kişi, taksiye bindiğinde başka biri, eve vardığında başka biri oluyor. Dediğim gibi, yüzde yüz maskesiz yaşama diye bir şey günümüz koşullarında mümkün olamaz. Önemli olan bu maskeleri azaltabilmek, kendimizle barışık olabilmek. Temelde en rahat paylaşabileceğimiz şey sevgi. Kendimiz olmaktan korkmazsak yaşamaya başlıyoruz. Ancak, günlük hayatta korkularımızın, endişelerimizin, kalıplarımızın gölgesinde yaşıyoruz ve ördüğümüz kabuğun dışına çıkamıyoruz. Önümüzde her zaman seçenekler var. Ben bunun iki seçeneğe indirgiyorum. Ya Matrix filminde çok güzel tasvir edilen illüzyonun içinde, korkularımızla, kalıplarımızla, bir anlamda önümüze konmuş kopya hayatları yaşayacağız. Ya da kendi hikayemizi yazacağız, kollarımızı kocaman açıp yaşamı kucaklayarak, her şeyiyle. Ve bu seçimde çevremize, insanlığa katacağımız çok şey var. Ben ikinci şıkkı seçtim. Ve daha uzun bir yolum var.

None Son yıllarda kişisel gelişim adı altında ezoterik öğretiler, meditasyon veya aile dizilimi gibi çalışmalara çok sık rastlanır oldu. Yaşam atölyesinde yapılan çalışmaların bunlardan farkı nedir?
Günümüzde birçok popüler kavram var: Çekim yasası, pozitif düşünce, kuantum, evrene doğru mesajı vermek vb. Hepsi doğru. Yalnız günlük hayat bizi bir yarışa sokuyor. Sürekli bir koşuşturmacanın içindeyiz. Hedefler, yenileniyor, biri bitiyor yenisi geliyor. Sorumluluklarımız var. Ay sonu ödenecek faturalarımız var. Bütün bu gürültünün içinde insan var. Duygularımız, hayallerimiz var. Sen ne istiyorsun? Nereye gidiyorsun? Ve bunu bugün birçok kişisel gelişim çalışmasında yapıldığı gibi hazır formüllerle, altın kurallarla bulamazsın, nefes alamazsın.

Her bir bireyin ayrı bir geçmişi, yaşanmışlıkları, ailesi, gerçekleri var. Bunları dikkate almadan, iç dünyanızdaki karmaşıklığı çözmeden üzerine bir şeyler koymaya çalışırsanız, en küçük sarsıntıda yıkılacak bozuk zeminde inşa edilmiş bir gökdelen yaratmış olursunuz. Zaten günlük hayatta sürekli bir koşuşturmacanın içindeyiz. Yenilenen hedefler, mesaj bombardımanı sorumluluklar. Burada bireyin iç dünyasını yok sayamazsınız. Duyguları, hayalleri, yaraları... Önce içerisini halledip, sonra üzerine bir şeyler koyabilirsiniz. Ancak bugün 'Kişisel Gelişim' adı altında altın kurallar, öğretiler, hatta kişinin kendisini yetersiz hissedeceği saptamalarla çalışmalar yapılıyor. Bizler robotlar değiliz. Duyguları, ruhu olan varlıklarız. Biz değişmeden, biz kendimizle barışmadan, biz kendimizi tanıyıp, ifade edemeden hep büyük bir boşluk olacak. Bir seminere katılarak, bir kitap okuyarak bir kıvılcım oluşuyor ancak sonra yeniden aynı döngülerimizin içinde buluyoruz kendimizi. Çünkü bu kadar basit değil.

None Yaşam Atölyesi, her şeyden önce kişinin kendini keşfetmesi ve kendiyle barışarak, kendini ifade edebilmesini savunuyor. Temel sağlam olduktan sonra, üzerine birçok şey koyabilirsiniz. O yüzden önce kişisel dönüşüm. Altın kurallarla, öğütlerle bu iş olmaz. Biz ayna tutuyoruz ve bireyin kendi yolculuğunda ona eşlik ediyoruz. Dünyanın buna çok ihtiyacı var. Birey kendiyle barışıp, kendini yaşamaya başladığında çevresine değer katmaya başlıyor. Bugün sevgiyi bile paylaşamıyoruz, vermekten korkuyoruz. Dünyada yaşananlar ortada. Ölüm haberlerini, çatışmaları kanıksadık. Sanıyoruz ki yapabileceğimiz bir şey yok. Oysa o kadar çok şey var ki. Biz yatağımıza girerken birkaç kilometre çevremizde kaç kişi yatağa aç giriyor, daha kendi ebeveynlerimize, eşimize, çocuğumuza “seni seviyorum” diyenlerimiz var. Bu bir kelebek etkisi. Sende başlayan, dünyaya yayılacaktır.

Yaşam Atölyesi'nde ikinci senesinde olan katılımcılar artık bunu yapıyor ve sosyal sorumluluk çalışmalarımız başladı. İlk olarak İZEV ile bir projeyi sonbaharda hayata geçiriyoruz. Kendi yaşamlarımızda yaşadığımız değişimi toplumla paylaştıkça daha da kendimiz olabiliriz.

Yaşam Atölyesi, Asmalımescid ve Acarkent atölyeleriyle devam ederken, yurtdışına açılıyor. Bu yıl, Londra ve New York'ta seminerlerimiz olacak. İş dünyasının da dikkatini çektik ve kurumsal eğitimler de başladı. Yakında da online buluşmalar başlıyor. Yaşam Atölyesi, benim asıl odak noktam ve yaşamı paylaşmaya devam ediyoruz.

None İş dışındaki zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?Hobileriniz var mı?
Fotoğraf çekiyorum. Bazen sayfalarca hikayeyi tek bir karede verebilmemi sağlıyor. Yaşam Atölyesi benim aynı zamanda en büyük hobim. İnsanlarla sürekli bir paylaşım içindeyim. Sosyal sorumluluk çalışmalarına katılmak benim için önemli. Önümüzdeki dönemde bu alandaki çalışmalarda daha aktif yer alacağım. Ulusal ve uluslararası STK'lar ile görüşmelerimiz sürüyor. Sık sık İstanbul sokaklarını arşınlamak ise, beni en çok rahatlatan aktivitem. Her bir sokak, gece gündüz ayrı bir dünya, tek tek ayrı bir kitap.

Yeni yayın döneminde bir TV ve radyo programını yaşama geçirmeye yoğunlaştık. Şu anda detaylar üzerinde çalışıyoruz. Şu ana kadar yapılmayan bir konsepti yayına taşımayı hedefliyoruz.  

Tüm içerikler ve detaylar www.aretvartanyan.com adresinde yer alıyor. Ayrıca Facebook ve Twitter'ı yoğun kullanıyoruz ve aralıksız bir iletişimi sürdürüyoruz. Attığımız tüm adımları bu mecralarda da paylaşıyoruz.

www.aretvartanyan.com
www.facebook.com/aretvartanyan
www.twitter.com/aretvartanyan
www.yasamatolyesi.com

Işıl Tulgar

Dünyanın En Pahalı Kedileri!

Evde beslenen en popüler hayvanlardan biri olan kedilerin en pahalı türlerini sizler için derledik!

Dünyanın En Pahalı Kedileri!

Norwegian Forest

Soyları Vikinglere dayanan bu kediler soğuk iklim şartlarına adeptedirler. Eğer bu kediden edinmek istiyorsanız dikkat etmeniz gereken tek ...

Dünyanın En Pahalı Kedileri! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!