Aşk Tikleri - womenist.net 

Aşk Tikleri

Her insan güvenmek ister…

None Hepimiz tökezlediğimizde, takatsız kaldığımızda, yorulduğumuzda, umutsuz olduğumuzda bize elverecek bir şeylere ihtiyaç duyarız…
Bazen başarılarımızdan, bazen paramızdan, bazen mevkiimizden medet umarız…
Ama en çok, mecalimizin kalmadığı o an’larda insanlara ihtiyaç duyarız… Elleriyle elimizi tutacak ya da omuz verecek…
Tecrübeler arttıkça, yaş alındıkça güven ibresi olumluya gideceğine tam tersine hareket eder oysa…
Güvenmek gençken daha kolaydır nedense…
Çocukken her uzatılan eli tutarız. Eller bazen bizi aşağıya çeker, korkmayı öğreniriz…
Daha sonraları ise uzatılan ellerin birer kukla el olduğuna dair komplo teorileri geliştirirken buluveririz kendimizi…
En çok da karşı cinse güvenemeyiz, hemcinslerimizden yediğimiz kazıklar daha fazla olsa da…
Belli şartlarda geliştirdiğimiz otomatik tepkilerden biridir, karşı cinse duyduğumuz bu güvensizlik hali…
“Aşk tiki” diyorum ben bu hale…
Tiklerimiz var, ikili ilişkilere dair…
Elimizde olmadan verdiğimiz otomatik tepkiler… Sinirsel elbet ve duygusal… Yaptığımızı fark ederiz, bazen utanç da duyarız ancak yapmaktan da kendimizi alıkoyamayız…
Güvensizlik bu tiklerden biri…
Karşı cinsle ilişkiler söz konusu olduğunda güvensizliğimiz komplo teorilerini aratmaz…
İyi niyetinden şüphe ederiz, söylenen lafların ardında ikincil, üçüncül anlamlar ararız, suskunlukları umursamazlık, ilgiyi yapışkanlık sayarız, her şeyin yolunda gittiği durumlarda da hiç olmadık bir kötülük bekleriz ne olduğu henüz aklımıza gelmese de…

None Sanki ormanda kalmış vahşi bir hayvan gibi her an beklenmedik bir saldırıya hazırlarız kendimizi…
Tufaya gelmek istemeyiz!
O davranmadan anlamak, önlem almak başlıca amacımız oluverir…
Bu arada ilişkiyi yaşamaktan, oluruna bırakmaktan, tadını çıkarmaktan bihaber yapayalnız kalıveririz…
Bizde güven uyandıracak kişilere rastlayamamıza yorarız bu durumu… Oysa, biz aynı rolü oynadıkça, karşımızdaki oyuncular değişse de rolleri aynı kalır, anlayamayız…
Aşk tiklerinden bir tanesi de umutsuzluktur…
Yaşadığımız en güzel an’ların başında gelir aşka dair olanlar… Buna rağmen hatırladıklarımız hep acıya dair şeylerdir… Bizi uçuran o sevgi halini bile, kaybetmişliğin verdiği bir buruklukla hatırlarız…
Yaşandıkça biten bir şeyin umutsuzluğa sürüklemesinden daha doğal ne olabilir, bu da ayrı konu ama “hayat gibi” diyebildiğimizde, bitişlerini de olgunlukla kabullenebildiğimizde umutsuzluk kader olmaz belki…
Bir diğer aşk tiki, aşkın tokat gibi gelmesini beklemektir…
Tokat gibi gelip çarpmazsa aşktan saymama eğilimindeyizdir…
Otomatik aşk sayacı tokata ayarlandığında, yumuşacık gelip uçuracak aşkları görmemizi engeller, haberimiz olmaz…
Aşk tikleri yaşadıklarımızdan olumsuz olanlarını seçip benzer durumlarda otomatik olarak yakıştırdığımız yargılar ve bunlara bağlı verdiğimiz otomatik tepkilerdir…
Bu durumda, aşk tiklerinden bir diğeri genellemeler olur…
İnsanları kategorize ederiz: kaltaklar, fırsatçılar, maçolar, namussuzlar, tutucular, bağımlılar, umursamazlar, itler, paragözler, vurup kaçıcılar, arızalar vs vs…
Her genellediğimiz kişi veya durum bizi beklediğimiz hale mahkum kılar…Schrodınger’in kedisi gibi…
Her bir tik diğerinin varlığını besler. Umutsuzluk ve güvensizlik genelleştirmeleri kolaylaştırır ve güçlendirir mesela…

None Bir diğer aşk tiki, haddini bildirmedir…
Daha önceki can yanmalarımızın acısı, “o kim oluyor ki?” dediğimizde karşıdakine had bildirmeye dönüşür.
Sınırlarımızı çizmeye, kişiliklerimizi, kimliklerimizi aşkın önüne koymaya başladığımızda ve karşımızdakine duyduklarımızın önüne geçirdiğimizde yakıp, yıkmayı göze alırız…
Bir diğer aşk tiki kontrol arzusudur…
Kontrol etmek isteriz, karşımızdakini, duygularımızı, o’nun duygularını, olayları, sonuçlarını…
Aşk cıva gibi ele avuca sığmaz oysa ki… Biz kontrol etmeye çalıştıkça dolanırız kendimize.
Sertleşiriz, sertleştiririz, kırılırız, kırarız…
Bence en sinsi aşk tiki beklenti içinde olmaktır…
Diğerlerine göre çok masum görünse de en yıkıcı etkiyi yapan o olur.
Bekleriz: Gelmesini, aramasını, söylemediklerimizi anlamasını, istemeden vermesini, hayallerimize uymasını.
Beklentiler arsızdır. Hep daha fazla, daha fazla. Kanserli hücreler gibi kontrolsüzce büyüyebilir. Beklentilerimizi biz sanır karşımızdaki ve o zaman kıyamet kopar…
Beklentiyi yeterince doyuramamak endişesi karşıdakini sertleştirir. Kendiliğinden olabilecekler bile zul gelmeye başlar ve o’na inat yapılmamaya başlanır.
Beklentisiz, arzusuz aşk olmaz elbet de, verdiğince, istediğince usul usul almak ve vermek apayrı bir ustalık gerektirir.
Tiklerin rahat vermeyeceği bir ustalık…
Bir tane daha var, çaresiz aşk tiki diyorum ona ben: Kuyruğu dik tutma tiki…
Taraflar aşık olmadıklarını birbirinin gözüne sokarlar, bu tikle. Sanki sevgi duymak bir özürmüş gibi, sürekli bir reddetme hali gözlenir…
Değişik isimler bulunur ilişkiye. İkisini de tatmin etmeyen isimler…
Adını “aşk” diye söylemek bir tabudur neredeyse.
Sanki adı başka olursa, yaralanma olasılığı azalacakmış gibi gelir…
Bu yüzden lakayt, umursamaz hatta hoyrat davranılır.
Kuyruk dik kalmasına kalır da aşk da ortada kalır!
Aşk tikleri kendiliğinden oluşmaz. Gençken de pek güçlü değillerdir…
Aşık oldukça ve bittikçe, acı çektikçe ve çektirdikçe, aşk üzerine gördükçe, duydukça ve yaşadıkça tiklerimiz belirginleşir, beslenir ve kontrol edemediğimiz ama bir yandan da kurtulmak istediğimiz tepkilere dönüşür…
Aşk konusu açılınca bile, kaşımız gözümüz oynamaya, otomatik tepkilerle aynı senaryolarda rol almaya başlarız…
Tiklerimiz an’da olanı görmeye ve akışa izin vererek her ne ise karşımıza çıkanı yaşamaya engel olur…
Kendince kılıflar bulur, güzel savunmalarla bizi hep ikna etme çabasında olur…
Bazen konuştuğumuz, iletişim kurduğumuz diğer insanlara bulaştıracak kadar sahip çıkarız tiklerimize…
Benzer tikleri olanlar bir araya geldiklerinde iyice pekiştirirler inançlarını…
İntihar komandolarının toplu hipnozlarına benzetirim bu hali ben…
Oysa, alıştığımız tikler aşkımızın sonunu hazırlar çoğu zaman…
Alışkanlıklarımızla yaşamak, bildik olduğu için hoşumuza gider.
Ancak, büyümekte olan bir çocuğun hep çocukluk giysileriyle dolaşmak istemesi gibi, alışkanlıklar üstümüze küçük gelir, sakil durur, gülünesi oluruz…
Anlamayız, anlayamayız…
Anlamama çabası da bir başka tiktir belki?
Kim bilir?

www.empatiegitim.com

Mastürbasyon Hakkında 7 Şaşırtıcı Gerçek!

Kendinizle meşgul olduğunuz zamanlarla ilgili bilmek istediğiniz her şey!

Mastürbasyon Hakkında 7 Şaşırtıcı Gerçek!

Her kadın mastürbasyon yapar!
Bu maddeyle, yaşadığınız suçluluk duygusunu bastırabilirsiniz. Araştırmalara göre kadınların sadece %20'si en az bir kere mastürbasyon ...

Mastürbasyon Hakkında 7 Şaşırtıcı Gerçek! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!