İşkolaz Ci Samba - womenist.net 

İşkolaz Ci Samba

Konu başlığını, yurtdışından biri sitemize girip köşe yazımı okuyunca, bazı harfler okunamasın, anlamsız “ASCII” karakterler çıksın diye düşünerek böyle yazmadım; aksine bizler için, okunması gerektiği gibi yazdım.

None Genelde yabancı dilde bir başlık atıldığında, orijinalini koymak ve “böyle yazılır ama böyle okunması gerekmektedir” gibilerinden ekleme yapmak daha doğru olsa da, ben direkt okunuşundan konuya girmeyi uygun gördüm. ESCOLAS de SAMBA bu kelimelerin doğru yazılışıdır; ama siz siz olun ve başlıkta yazılı olduğu gibi telaffuz edin.

ESCOLAS de SAMBA, samba okulu demektir. Hepimiz belli seviyelerde eğitimlerden geçiyoruz, lisanslar, yüksek lisanslar alıyoruz ve hayata atılıyoruz, ancak, bir mesleğimiz olsa da, ileriki yıllarda bazı kurslara gidiyor, veya kurumsal eğitimlerden geçiyoruz. Öğrenmenin yaşı yoktur deyip birtakım hobileri de hayatımıza sokmak adına belli okullara, dershanelere gidiyoruz. Ancak, eminim birçoğunuz Samba okulu denen okulların varolduğundan haberdar değilsinizdir.

Nedir bu samba okulları? 19. yüzyılın ikinci yarısından kalma geleneklerle, Brezilya’nın birçok kentinde Samba okulu denen okullar vardır. Bu ülkede yaşayan, gündüzleri birçoğumuz gibi işe gidip gelen, belli meslekleri olan insanlar, haftada bir veya iki akşam, kendilerini ait olduklarını hissettikleri (aynen futbol takımı tutmak gibi) Samba okullarına devam etmektedirler. Burada bütün bir yıl boyunca, gelecek ilk Şubat ayındaki karnavala hazırlanmayı öğrenmektedirler.

Dünyaca ünlü Rio karnavalı, Şubat ayında ve dini takvime paralellik göstererek her sene değişen bir tarihte kutlanmaktadır. Aslında karnaval, New Orleans’taki Mardis Gras (Fat Tuesday) ile eşzamanlı da olarak,  Rio dışında, Brezilya’nın birçok kentinde mevcuttur. Ancak, dünyaca en çok bilineni “çılgın” Rio Karnavalıdır. Karnaval için yapılan hazırlıklar da işte bu söz ettiğim okullarda hazırlanmaktadır. Okullar, kendilerine o yıl için bir konsept ve tema seçmekte; bu temayı anlatan sözler ve şarkı bestelemekte, dans ve koreografi hazırlamakta, kostüm ve temaya uygun giysiler tasarlanıp dikilmektedir. Bu okulların da gayet tabi ki bir müzisyen ordusu vardır. Bestelenen şarkıyı Karnaval günü resmi geçitte söyleyip çalacak, büyükçe bir ekibe ihyitaç vardır. Bir okulun toplam nüfusu 5000 - 6000 kişi kadardır. Bunun içinden de 10-15 şarkıcı koro halinde mikrofonla yılın özgün şarkısını söylerken, bunlara gitarlar, Cavaquinho’lar (bir nevi küçük Brezilya gitarı) ve “Bateria” denen 300 kişilik bir vurmalı çalgılar timi eşlik etmektedir.

None Karnavalın ilk gecesi (Pazar) 7 ayrı okul, ikinci gecesi (Pazartesi)’de diğer 7 okul, toplam 14 birinci lig okulu “Sambodromo” denen ve yaklaşık 700.000 izleyici kapasitesine sahip gösteri alanında “desfile” denen resmi geçitlerini yaparak, konsept, beste, güfte, dans, koreografi, sunum ve performans dallarında jüriden puanlar toplayarak, kıyasıya yarışmaktadırlar. Kazanan ilk 5 okul ise bir sonraki Cumartesi akşamı tekrar “Desfile de Campeas” (Şampiyonlar defilesi) da boy göstermektedirler. Farkındayım ki çok sayıda yabancı kelime kullandım, ama çarem de yok sanırım.

İlk kez Rio de Janeiro’ya gidip bu etkinlikleri gözlerimle görene kadar Avrupa’da birkaç samba okulunu ziyaret etme şansı bulmuştum.

Yüksek ögrenimim için Londra’da yaşadığım süre zarfında Brezilya ve Latin plak(!)larını güçlükle bulabiliyordum. Ara ara trene veya uçağa atlayıp Paris’e gittiğimde bu sıkıntımı giderebiliyordum zira Paris bu kültürler ve müzikler için çok iyi bir menbaa idi. Mezun oldum, döndüm ve aradan yıllar geçti. Ben kendi çabalarımla ve sık sık müzik dinleyerek Brezilya ritmlerini ve vurmalı çalgılarını öğrenmeye başlamıştım.

Tam 10 sene sonra Uğur Yücel ile tekrar Londra’ya yolumuz düştü. Time Out dergisini karıştırken ne görelim ? O akşam bir gösteri vardı:

The LONDON SCHOOL of SAMBA.

Demeki ki o 10 sene içinde İngiliz zevkinde çok şeyler değişmiş ve Latin Amerika / Brezilya ritmleri artık bu konservatif camiada kabul görmüştü. Bu gösteriyi izlemeye gittiğimizde oldukça kalabalık bir grubun otantik Brezilya enstrümanları ile samba çaldıklarını gördük. Sanırım ömrümde ilk defa bu kadar çok vurmalı çalgıyı birarada çalınırken yakından izleme fırsatı bulabilmiştim.

None O etkinlikten sonraki ilk Pazar günü, boş bir katedralde workshop’ları vardı. Bir yetkili ile tanıştık, konuştuk ve  workshop’a katılmak istediğimizi söyledik. Workshop günü içeri girdiğimizde gördüğümüz manzara şu idi: Yaşları 25 ile 55 arasında, “safkan” İngilizlerden oluşan bir ekip “Takaraka Takaraka Takaraka” ahengi ile, Samba Batucada çalıyordu. Hemen, yerden bir iki alet alıp, elimizden geldiğince ritmlere katıldık. Çok usta değildik o dönemlerde, ama bazı teknikleri biliyorduk. Yaklaşık 2 saat boyunca toplam 35 - 40 kişi ile birlikte çaldık. Ekibin içinde kara kaşlı, kara saçlı, gruba liderlik eden biri çok dikkatimi çekmişti. Yeterince de usta idi, “Muhtemelen bu esmerlikle ve bu ustalıkla, olsa olsa Brezilya’lıdır” diye düşündüm. Workshop bittiğinde hep birlikte bir pub’a gitmeye karar verdik. Yolda yürürken ben “Bu adamla derhal tanışmalıyım” dedim.

Dialog şöyle gelişti:
Jozi: “Hi, you play very well...”
??.    “Thank you”
Jozi: “Where are you from ?”
??.   “Turkey, and you guys ?”
Jozi: ????? (sessizlik ve yüzümde hayret ifadesi)

Uzun süre Londra’da yaşayan ve kuruluşundan beri, 6 senedir bu okula devam eden ve o dönem Mestre (maestro ya da eğitmen demek) olan Erhan Akhan isimli bir Türk çıktı karşımıza. Sonra tabii ki çok da iyi dost olduk, o Türkiye’ye döndükten sonra görüşmeye devam ettik, birlikte çalma fırsatlarımız da oldu.

Önce Londra, daha sonra Paris, derken Rio de Janeiro, başka samba okulları da dolaştım; hepsinin kendine has güzellikleri vardı. Tüm Avrupa’da ve ABD’nin çeşitli eyaletlerinde hayli yaygın olan bu Samba okulları ne yazık ki Türkiye’de pek yok. 5-6 yıl kadar önce bunun sadece vurmalı çalgılar ile ilgili olan kısmını burada başlattım ve yayma çalışmalarım sürüyor; ancak meraklı sayısı Avrupa’daki kadar çok değil elbette ki…

Ritmlicekle kalın :)

None Genelde yabancı dilde bir başlık atıldığında, orijinalini koymak ve “böyle yazılır ama böyle okunması gerekmektedir” gibilerinden ekleme yapmak daha doğru olsa da, ben direkt okunuşundan konuya girmeyi uygun gördüm. ESCOLAS de SAMBA bu kelimelerin doğru yazılışıdır; ama siz siz olun ve başlıkta yazılı olduğu gibi telaffuz edin.

ESCOLAS de SAMBA, samba okulu demektir. Hepimiz belli seviyelerde eğitimlerden geçiyoruz, lisanslar, yüksek lisanslar alıyoruz ve hayata atılıyoruz, ancak, bir mesleğimiz olsa da, ileriki yıllarda bazı kurslara gidiyor, veya kurumsal eğitimlerden geçiyoruz. Öğrenmenin yaşı yoktur deyip birtakım hobileri de hayatımıza sokmak adına belli okullara, dershanelere gidiyoruz. Ancak, eminim birçoğunuz Samba okulu denen okulların varolduğundan haberdar değilsinizdir.

Nedir bu samba okulları? 19. yüzyılın ikinci yarısından kalma geleneklerle, Brezilya’nın birçok kentinde Samba okulu denen okullar vardır. Bu ülkede yaşayan, gündüzleri birçoğumuz gibi işe gidip gelen, belli meslekleri olan insanlar, haftada bir veya iki akşam, kendilerini ait olduklarını hissettikleri (aynen futbol takımı tutmak gibi) Samba okullarına devam etmektedirler. Burada bütün bir yıl boyunca, gelecek ilk Şubat ayındaki karnavala hazırlanmayı öğrenmektedirler.

Dünyaca ünlü Rio karnavalı, Şubat ayında ve dini takvime paralellik göstererek her sene değişen bir tarihte kutlanmaktadır. Aslında karnaval, New Orleans’taki Mardis Gras (Fat Tuesday) ile eşzamanlı da olarak,  Rio dışında, Brezilya’nın birçok kentinde mevcuttur. Ancak, dünyaca en çok bilineni “çılgın” Rio Karnavalıdır. Karnaval için yapılan hazırlıklar da işte bu söz ettiğim okullarda hazırlanmaktadır. Okullar, kendilerine o yıl için bir konsept ve tema seçmekte; bu temayı anlatan sözler ve şarkı bestelemekte, dans ve koreografi hazırlamakta, kostüm ve temaya uygun giysiler tasarlanıp dikilmektedir. Bu okulların da gayet tabi ki bir müzisyen ordusu vardır. Bestelenen şarkıyı Karnaval günü resmi geçitte söyleyip çalacak, büyükçe bir ekibe ihyitaç vardır. Bir okulun toplam nüfusu 5000 - 6000 kişi kadardır. Bunun içinden de 10-15 şarkıcı koro halinde mikrofonla yılın özgün şarkısını söylerken, bunlara gitarlar, Cavaquinho’lar (bir nevi küçük Brezilya gitarı) ve “Bateria” denen 300 kişilik bir vurmalı çalgılar timi eşlik etmektedir.

None Karnavalın ilk gecesi (Pazar) 7 ayrı okul, ikinci gecesi (Pazartesi)’de diğer 7 okul, toplam 14 birinci lig okulu “Sambodromo” denen ve yaklaşık 700.000 izleyici kapasitesine sahip gösteri alanında “desfile” denen resmi geçitlerini yaparak, konsept, beste, güfte, dans, koreografi, sunum ve performans dallarında jüriden puanlar toplayarak, kıyasıya yarışmaktadırlar. Kazanan ilk 5 okul ise bir sonraki Cumartesi akşamı tekrar “Desfile de Campeas” (Şampiyonlar defilesi) da boy göstermektedirler. Farkındayım ki çok sayıda yabancı kelime kullandım, ama çarem de yok sanırım.

İlk kez Rio de Janeiro’ya gidip bu etkinlikleri gözlerimle görene kadar Avrupa’da birkaç samba okulunu ziyaret etme şansı bulmuştum.

Yüksek ögrenimim için Londra’da yaşadığım süre zarfında Brezilya ve Latin plak(!)larını güçlükle bulabiliyordum. Ara ara trene veya uçağa atlayıp Paris’e gittiğimde bu sıkıntımı giderebiliyordum zira Paris bu kültürler ve müzikler için çok iyi bir menbaa idi. Mezun oldum, döndüm ve aradan yıllar geçti. Ben kendi çabalarımla ve sık sık müzik dinleyerek Brezilya ritmlerini ve vurmalı çalgılarını öğrenmeye başlamıştım.

Tam 10 sene sonra Uğur Yücel ile tekrar Londra’ya yolumuz düştü. Time Out dergisini karıştırken ne görelim ? O akşam bir gösteri vardı:

The LONDON SCHOOL of SAMBA.

Demeki ki o 10 sene içinde İngiliz zevkinde çok şeyler değişmiş ve Latin Amerika / Brezilya ritmleri artık bu konservatif camiada kabul görmüştü. Bu gösteriyi izlemeye gittiğimizde oldukça kalabalık bir grubun otantik Brezilya enstrümanları ile samba çaldıklarını gördük. Sanırım ömrümde ilk defa bu kadar çok vurmalı çalgıyı birarada çalınırken yakından izleme fırsatı bulabilmiştim.

None O etkinlikten sonraki ilk Pazar günü, boş bir katedralde workshop’ları vardı. Bir yetkili ile tanıştık, konuştuk ve  workshop’a katılmak istediğimizi söyledik. Workshop günü içeri girdiğimizde gördüğümüz manzara şu idi: Yaşları 25 ile 55 arasında, “safkan” İngilizlerden oluşan bir ekip “Takaraka Takaraka Takaraka” ahengi ile, Samba Batucada çalıyordu. Hemen, yerden bir iki alet alıp, elimizden geldiğince ritmlere katıldık. Çok usta değildik o dönemlerde, ama bazı teknikleri biliyorduk. Yaklaşık 2 saat boyunca toplam 35 - 40 kişi ile birlikte çaldık. Ekibin içinde kara kaşlı, kara saçlı, gruba liderlik eden biri çok dikkatimi çekmişti. Yeterince de usta idi, “Muhtemelen bu esmerlikle ve bu ustalıkla, olsa olsa Brezilya’lıdır” diye düşündüm. Workshop bittiğinde hep birlikte bir pub’a gitmeye karar verdik. Yolda yürürken ben “Bu adamla derhal tanışmalıyım” dedim.

Dialog şöyle gelişti:
Jozi: “Hi, you play very well...”
??.    “Thank you”
Jozi: “Where are you from ?”
??.   “Turkey, and you guys ?”
Jozi: ????? (sessizlik ve yüzümde hayret ifadesi)

Uzun süre Londra’da yaşayan ve kuruluşundan beri, 6 senedir bu okula devam eden ve o dönem Mestre (maestro ya da eğitmen demek) olan Erhan Akhan isimli bir Türk çıktı karşımıza. Sonra tabii ki çok da iyi dost olduk, o Türkiye’ye döndükten sonra görüşmeye devam ettik, birlikte çalma fırsatlarımız da oldu.

Önce Londra, daha sonra Paris, derken Rio de Janeiro, başka samba okulları da dolaştım; hepsinin kendine has güzellikleri vardı. Tüm Avrupa’da ve ABD’nin çeşitli eyaletlerinde hayli yaygın olan bu Samba okulları ne yazık ki Türkiye’de pek yok. 5-6 yıl kadar önce bunun sadece vurmalı çalgılar ile ilgili olan kısmını burada başlattım ve yayma çalışmalarım sürüyor; ancak meraklı sayısı Avrupa’daki kadar çok değil elbette ki…

Ritmlicekle kalın :)

El Yazısından Kişilik Analizi!

El yazınızın kişiliğiniz hakkında ipuçları taşıdığını biliyor muydunuz?

El Yazısından Kişilik Analizi!

Harflerin boyutlandırılması

El yazınız büyük ise sizin anlaşılmak arzusunda olduğunuzu söyleyebiliriz. İlgileri üzerinize çekmekten hoşnutsunuz ve diğer insanların ne düşündüğü ...

El Yazısından Kişilik Analizi! Devamını Oku >>

Yorum Yapın!